Hangi Gerçekler

Hangi Tanrı?

Yemen’li Rahman


Muhammed zamanında Yemen’de çok önemli bir kabile reisi vardir ve peygamberliğe soyunmuştur. Adı Yemame Rahman’idir.
Bu Yemame Rahman’i oldukça kültürlü, zeki ve saygın bir kişidir. Araplar arasında oldukça nüfuzludur. Muhammed’in bu kişiyle diyalogları olmuş, ona büyük saygı duymuştur. Hatta onunla ilişkisi öyle bir dereceye gelmişti ki, Mekkeli inanmayanlar,
“Bize ulaşan bilgiye göre,Yemame’deki şu adam, Rahman denen kişi öğretiyor sana müslumanlığı. Kuşkun olmasın ve yemin ederiz ki, biz hiçbir zaman Rahman’a inanmayız.” demişlerdir. (Siratu Ibn Ishak,Muhammed Hamidullah 180/254)

Rahman insanlar arasında kullanılan bir isimdi. Ve ilginçtir ki, Arab dilindeki birçok kelime Sankstritcedir, çok tanrılı Hint bolgesi diline aittir.
Mekkeli Araplar Muhammed’in islam kelimesini bile Bu Rahman denen kişiden aldığını iddia ediyorlardı.
Bu Yemameli Rahman, peygamberlik savında bulunduğu zamanlar bir diğer adı da “Müslim” di. Yani, İslam oluşturulmadan önce adamın bir adı da Muslim! Tabii, daha sonra peygamberlik savında Muhammed başarılı olunca, müslumanlar alay etmek için “Müseylime” ve “çok yalancı” anlamında “Kezzab” ismini de eklerler. Daha sonra da İslamın tarihi derlenirken, bu Rahman ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğu imha edilmiştir, ilerde sorun çıkmasın diye. Yine de elde kalabilen bu kadar bilgi bile durumu gayet iyi açıklayabilmektedir.

Yemen, o zamanlarda Mısır dahil ortadoğu ve Hindistan’a kadar ki uygarlıklar için önemli ticaret noktalarından biriydi. Aynı zamanda din olarak da musevilik, hristiyanlik ve müslumanlığın temeli olan sabiilik vardı. Bunun yanında musevilik ve hristiyanlık da sonradan yerleşmişti, tıpkı Medine’de yahudiliğin yerleşmiş olması gibi. Yemen bu yüzden ticari olduğu gibi bir dinsel merkezdi de aynı zamanda.
Rahman denen kişi Yemen’in Ezd kabilesinden, bilgelik ve nüfuzuyla saygı gören bir başkandı.
Muhammed, peygamberliğini ilan etmeden önce, karısı Hatice tarafindan ticari amaçlı olarak Yemen’e de gonderilmişti. Yemen’de o zamanlar çok önemli olan Hubase fuarına katılmıştı. Zaten Rahman’la da burada tanışmıştı. (Kaynak: Muhammed Hamidullah,Islam Peygamberi 1/61)

Muhammed’in içinden çıktığı Evs ve hazrec kabileleri de, o zaman ki Arap kabileler topluluğundan bir çoğunu içine alan Ve Rahman isimli kişinin de içinden çıktığı Ezd kabilesinden ayrılmaydı.
Yani kısacası, Muhammed ve Rahman uzak ta olsalar sonuçta akrabaydılar.
Yemen kokenli bu Ezd kabilesi Muhammed için çok önemliydi. Buna örnek olarak çok sağlam iki hadis aktaralım:

“Emanet Ezd’dedir.” -Tirmizi,Sunen,no 3936-

“Ezd kabilesinden olanlar, allah’ın yeryüzündeki arslanlarıdırlar.İnsanlar onları alçaltmak isterlerken, Allah onları yükseltir. öyle bir zaman gelecektir ki, kişi hep ‘keşke babam bir Ezd’li olsaydı, keşke anam bir Ezd’li olsaydı’diyecek” -Tirmizi,no:3937-

işte bu yüzden, bu Yemen ve Ezd kabilesi sevgisinden Muhammed, “iman Yemenlidir, hikmet de Yemen’lidir” demiştir. Sadece sevgisinden değil tabii, Yemen’in o zamanlar bir dinsel merkez olması, bütün dinlerin kaynağı olan sabiiliğin orada merkezi din olmasıdır. Muhammed’e göre iman dolayısıyla dini oluşturan herşey, ibadetlere kadar Yemenlidir, Sabiilik kökenlidir. Bu nedenle Rahman hiç de önemsiz bir insan değildir Muhammed için.
Nitekim, peygamberliği Muhammed’e kaptırmak istemeyecek, kendisi de peygamberliğini ilan edecek, başarılı olamayınca 148 yaşında olmasına rağmen Muhammed’e peygamberlikte ortaklık dahi teklif edecektir.

Evet, bazı bilgiler gerçekten şaşırtıyor insanı. Ama olmayacak birşey de değil.
Üstelik bazı kaynaklara göre, Muhammed’den 20 yıl önce peygamberliğini ilan etmiş.
Hicret’in 10. yılında Muhammed’e şu satırlarla ortaklık teklif ediyor;

” Tanrı elçisi Müseylime’den,Tanrı elçisi Muhammed’e mektuptur.Sana esenlikler dilerim.
Ben Peygamberlikte sana ortak edildim.Yeryüzünün yarısı bize,yarısı Kureyşlilere aittir,fakat Kureyşliler adaletle hareket etmezler.”

Peygamber’in,Yemame halkına öğretmen olarak gönderdiği, Reccal bin Unfuva, Müseylime ile çok iyi arkadaş olmuştu.
Ve Tanrı’nın Müseylimeyi, Muhammed’e ortak ettiğine tanıklık ediyordu.

Margoliuth’a göre ise Muhammed peygamberlikte Yemenli Rahman’ı taklit etmişti.

Rahman’dan Örnek Ayetler:

“Allah yüklü deveye in’am etti. Ondan koşan bir yavru çıkardı. Sifak (alt deri) ile hasa (barsak) arasindan.”

“Salih insanlar gecelerini uyumadan, ibadetle geçirirler, gündüzleri de gökteki bulutlarin ve yağmurların kuvvetli tanrısı için oruç tutarlar.”

“Tanrıyı her eksikten tenzih ederim ki, O dirilme zamanı geldiğinde, acayip bir biçimde diriltir. Sizi göğün katına yükseltir. O sizin hardal tanesi kadar da olsa işlerinizi ve gönlünüzden geçeni bilir. Insanlar bu yuzden ziyana uğrar ve lanete katlanırlar.”

“Renkleri kara olduğu halde sutleri beyaz olan koyunlar uzerine and içerim ki.”

“Ektiğiniz yerleri koruyunuz; yoksul olanları yurdunuza kondurunuz, azgınları yurdunuzdan uzaklaştırınız.”

Bahriye Üçok’un “Dinden Dönenler ve Yalancı Peygamberler” kitabından.

Yemameli Rahman Müslim’den birkaç ayet daha;

Tohum ekerek,
Ekin yetiştirenler,

Ekinleri biçenlere,
Buğdayları savuranlara,

Sonra öğütenlere,

Onlardan ekmek yapanlara,

Bu ekmekleri ufak ufak doğrayarak,
Et suyunda ıslatanlara,

Ve bunların üzerine,
Sade yağ dökerek yiyenlere,

Şerefine and içerek temin ederim ki;

Siz hayvan besleyerek, çadırda yaşayanlardan,
Daha meziyetlisiniz.

Binalarda yaşayanlar da size üstün gelmedi.

Karanlıkları basan gece,

Siyah Kurt,

Ve yaşına basan,
Çatal tırnaklı hayvan adına andolsun ki;
Üsseyid’lerin,
Harem’in hürmetini çiğnememiş
Olduklarını teyit ederim.

Aşağıdakiler de Kur’an’dan:

Naziat/1-5

o daldırıp çıkaranlara,

usulcacık çekenlere,

yüzüp yüzüp gidenlere.

yarışıp geçenlere,

ve bir iş çevirenlere
Andolsun ki,

Ayetler arasında bayağı benzerlik var. Allah’ın yemin şekli nerdeyse aynı. Yemame’li Müslim’in ayetlerini Muhammed’den daha önce yazdığını düşündüğümüzde;
“Yoksa Cebrail aleyhisselam Müseylime’ye de uğramış olmasın?” demekten alamıyoruz kendimizi.

O dönemin peygamber iddiası ile ortaya çıkan Esved ül-Ansi, Tuleyha Bin Huveylid, Secah ve
Müseylimet ül-Kezzab yani Yemameli Rahman Müslim’le Muhammed bin Abdullah’ı ele aldığımızda başarılı olanla kaybedenleri görmekteyiz. Peygamberlikte dikiş tutturamayanların çoğu bu girişimlerini canlarıyla ödediler. Başarılı olanınsa hala uğrunda canını feda edecek milyonlar var.

Pante den Alıntıdır..

5 Yanıt to “Yemen’li Rahman”

  1. mesut said

    bu adam hakkında bilgiyi nerden aldınız belkide hiç yaşamadı

  2. islamiyetgercekleri said

    Yemenli Rahman
    yaşamıştır, kayıtlarda geçer..

    Müseylime, daha doğrusu “Müslim”, bir başka adıyla “Rahman”, Yemame’nin Hanifeoğulları kabilesindendi.

    Ilgiç üç ad: “Müslim”, “Hanife”, “Rahman”.Bu adlar, hele ilk ikisi bir araya gelince daha da ilginçlik kazanıyor: Kur’an’da islam inanırlarının, “müslim”lerin “ad babası” olarak tanıtılan Ibrahim (bkz.Hacc,ayet:78) için hem “Hanif” hem de “Müslim” denir. (Bkz.Bakara:135; Ali Imran:67,95; Nisa:125; En’am:161; Nahl:120,123.) “Peygamber” olarak yer alan Ibrahim, kısa anlamı ile “yıldız tapımı” demek olan Sabiilik Dini’nin “peygamberi”ydi. Islam kaynaklarından yaptığım incelemelerden vardığım sonuç bu. Muhammed de ilk ortaya çıktığında Sabii olarak niteleniyordu. (Bkz.Buhari,e’s-Sahih,Kitabu’t Teyemmüm,/6,c.1,s.89) Sabii’liğin dili Süryanca’ydı. “Allah”, “Kur’an”, “Furkan”, “kitab”, “melek” ve daha bir çok sözcük gibi “Islm”, “müslim”, “hanif”, ve “Rahman” da bu dilden geliyordu. (Bkz.Aziz Günel,Türk Süryaniler Tarihi,Diyarbakır,1970,s.46-48;Suyuti el Itkan,1/180-184;Doğubilimci Arthur Jeffery,The Foreign Vocabulary of the Quran,Kahire,1938,s.12 ve ötk.)Yine benim incelemelerimden vardığım sonuca göre: Yıldız tapımı, “Sabiilik” adı altında, Yahudilik ve Hristiyanlık dinlerine de kaynaklık eden bir din olarak kurumlaşırken, özellikle Ortadoğu’da “Müslimler”I ve “Hanifler”i içine alıyordu. Önce, “Müslimler” vardı, sonra “Hanifler” kolu meydana geldi. Ibrahim, bu kolun “peygamberi”ydi. Işte, “Yemame Rahmanı” diye ünlü “Müslim (Müseylime)” ve ondan çok şey öğrendiği anlaşılan Muhammed de bu kola bağlıydı. (Sabiilik konusunda geniş bilgi için, bkz.Eren Kutsuz-Turan Dursun, ‘Saçak Dergisi’, Subat 1988, sayı 49.)

    Şimdide şu ayete bakalım

    Araf 180 En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında sapanları bana bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır

    Eğer rahman ismi gerçekten allahın kendine ait bir ismi ise ve bunda ısrarlı ise ve ceza bile öngöryorsa, neden başka bir ayette bu ısrarından vazgeçer ?

    İsra 110 De ki: “İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na hastır.” Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.

    Yani kıvırtmanın bu kadarınada pes doğrusu

    ………………………………………

    ben burayı anlamadım fakat;

    Eğer Rahman Allahın isimlerinden biri ise ki öyle diyelim Allah
    Rahman ve diger isimlerinden birinden saparlarsa müminlere ceza verir Allah tamam öteki ayette ise ister Allah ister Rahman diyebilirsiniz diyor..,,.

    burada bir celişki varmı ben mi uykusuzum

    anladıgım su rahman ve diğer isimlerden sapmayın ama rahman yada allahta diyebilirsiniz Allahın isimlerinden sapmayın deniliyor sapmak isimlerinin dışında başka isimdir cezada bunlara uyanlaradır…

  3. mesut said

    allah kahretsin bu din uyduranları bizleri kandıranları uyutanları gözünüz çıksaydı keşke!

  4. eternaljustice said

    BE HEY DÜRZÜ

    ne ararsin tanri ile aramda!…
    sen kimsin ki orucumu sorarsin?
    hakikaten gözün yoksa haramda
    basi açiga niye türban sorarsin?

    raki, sarap içiyorsam sana ne.
    yoksa sana bir zararim, içerim.
    ikimiz de gelsek kildan köprüye,
    ben dürüstsem sarhosken de geçerim

    esir iken mümkün müdür ibadet?
    yatip kalkip atatürk’e dua et.
    senin gibi dürzülerin yüzünden,
    dininden de soguyacak bu millet

    isgaldeki hali sakin unutma.
    atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
    sen anandan yine çikardin amma
    baban kimdi bilemezdin serefsiz.

    Neyzen Tevfİk

    şerefsiz arabın saçmalıklarına,
    vatan haini hamdolsuncunun dallamalıklarına
    salyalı fetoşun dötüne vurup çıkardığı vaazlarına
    birgün hesap sorar Kemal ATATüRK’ün cocukları

  5. […] Yemen’li Rahman « Hangi Gerçekler This entry was posted in Genel. Bookmark the permalink. ← Hırıstiyanlık ve Paganizm 2 « Hangi Gerçekler […]

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: