Hangi Gerçekler

Hangi Tanrı?

Katliam Ve Tecavüz

Putperestlerle yaptığı Hendek savaşından sonra putperestlerle işbirliği yaptığı suçlaması ile Muhammed Medineli Yahudi toplumu Benukureyza’lıların üstüne yürümüş. Benu kureyza’lılar ellerindeki kaleleri olan Hayber’e sığınmışlardı.

Hayber kalesini kuşatan Muhammed hiç acele etmedi. 1 aya yakın süre ablukaya aldığı kaleye giriş çıkışı engelledi. Benu kureyzalılar açlık ve susuzluk ile de mücadele ediyorlardı.

Hayber kalesinde Muhammed önderliğindeki Müslümanların ablukası nedeni ile açlık ve susuzluk ile mücadele eden Benu kureyzalılar , Muhammed ile anlaşma yoluna gitmek zorunda idiler. Muhammed onlara güvenilir !!! bir anlaşma sundu. Derhal silahlarını bırakıp teslim olacaklardı ve Muhammed’in eski Yahudi yeni Müslüman olan sahabelerinden Sa’d bin. Muaz’ın vereceği cezayı kabul edeceklerdi. Çaresizlik içindeki Yahudi benukureyza’lılar istemedende olsa teklifi kabul ettiler savaşadan silahlarını teslim ettiler. Eski Yahudi olan yeni Müslüman Sa’d bin Muaz’ın kendi haklarını koruyacağını düşündüler son bir ümitle.

Ahzab suresi 26. ayet; Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü; bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

27. ayet; Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Sahih hadislerde anlatılanlara göre kaledeki çaresiz Yahudilerin eli silah tutabilenlerden 400-900 arasında bir erkek topluluğu öldürüldü. 400-900 arası olduğu söylenilen Yahudilerin büyük çoğunluğu HZ. Ali tarafından katledilmişti. Ali o gün kafa kesmekten çok yorulmuştu ve kafa kesme işlemi sırasında yorgunluktan sürekli olarak kılıç kullandığı kolunu değiştiriyordu. Muhammed ise kesim işleminin yanına çadır kurdurmuştu ve kesim işlemini gözlemliyordu.Katledilen Yahudi erkekleri topluca gömüldüler.

Tüm silah tutabilen erkekleri öldürülen yahudilerin artk zenginlikleri müslümanlarındı.Ahzab suresi 26 ve 27. ayet bu katliamı anlatır. 26. ayette bir kısmını öldürüyordunuz derken öldürülen 400-900 arası Yahudi erkek kastediliyor. Bir kısmını esir alırdınız derken kadınlar ve çocuklar kastediliyor.27. ayette ise Yahudilerin tüm malvarlıklarının artık Müslümanların olduğu anlatılıyor. Katliamdan sonra, Dıhyetü’l-Kelbı adındaki delikanlı Arap, Muhammed’e gelir; tutsak kadınlardan birini kendisine alması için ondan izin ister. Muhammed de,: “Haydi git de bir câriye al!” diye karşılık verir. Ne var ki Dıhye gidip Safiyye’yi alır. Bunu gören bir başka Arap hemen koşup Muhammed’e haber verir. Safiyye’nin Dıhye’ye değil; “Peygamber”e uygun olacagını söyler. Muhammed’de Dıhye’yi çağırtır; “başka bir cariyeyi” almasını söyler. Dıhye’ye verilen “cariye”, Safiyye’nin kocasının kızkardeşidir. Muhammed, kendisine “karı” olmanın karşılığında Safiyye’yi “azâd” eder. Yola çıkıldığında, bir yandan da “zifaf’ düşünülmektedir. Ümmü Süleym, Safiyye’yi hazırlar. Ve gece olunca da Muhammed’in koynuna koyar.” (Başta Buhari, en sağlam hadis kiıaplarında da yer alan bu hadisi, Kamil Miras’ın çeviri ve “Izah”ını da görmek için Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i

Sarih Tercemesi, Ankara, 1985, Diyanet Yayınlarından, 2/299-310.)

Babası ve kocası öldürülen bir kadını aynı gün (veya 1 gün sonra) , hemde babasını ve kocasını öldürenlerin liderine , muhammedin koynuna verdiler.Safiyye o sırada daha genç bir kız iken muhammed 57 yaşında idi.
Muhammed babası ve kocasını daha yeni öldürttüğü acılar içindeki bir kızı koynuna alıp sevişmişti.

Hendek Savaşı bitmiş, müşrikler geri dönmüş, Muhammed eve gelip istirahate çekilmiştir. Tam bu sırada Cebrail, bir katıra binmiş vaziyette kılıcını kuşanmış, ter ve toz duman içinde Muhammed’ in yanına varıp kendisine “Bak, biz melekler kırk gündür düşmanlarınızla savaşıyoruz, gördüğün gibi silahlarımızı hala da bırakmış değiliz. Kalk, hepiniz Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu diyara gidin onları öldürün.; ben de hemen önden gidip evlerini üzerlerine yıkarım” diyor. (Tecrid-i sarih, Diyanet Tercümesi, No: 512, 1191,1565)

Cebrail’ in bu açıklamasından sonra Muhammed Müslümanlara, “İkindi namazımızı Beni Kureyza’ da kılacağız, haydi savaşa” talimatını veriyor .Çoluk çocuk dahil yaklaşık 1500 kişilik bir Yahudi kitlesini o gün akşama kadar ele geçiriyorlar . Ele geçirilen bu insanların elleri boyunlarına bağlanıyor ve onların akıbeti hakkında Muhammed, daha önce Yahudi olup da sonradan Müslüman olan Sad Bin Muaz’a yetki veriyor. Sad’ın Hendek Savaşı’nda bir damarı kesilmişti ve kanaması devam ediyordu. Muhammed’in talimatıyla Sad bir eşeğe bindirilip onun huzuruna getiriliyor. Muhammed ona, “Bu insanların kaderini sana bırakıyorum. Acaba bunlar hakkında kararın nedir?” diye soruyor. Sad’ın verdiği yanıt aynen şu: “Eli silah tutan her erkeği kılıçtan geçireceğiz.Kadın ve kızları cariye ; ergenlik çağına gelmeyen erkek çocukları da köle muamelesine tabi tutacağız.” diyor.

Muhammed, Sad’ın bu yanıtına karşı, “Senin verdiğin bu kararAllah’ın emrine tam uygundur ve sen bu kararda tam isabetli davrandın. Zaten seher vakti Cebrail de aynı ifade doğrultusunda Allah’tan bana vahiy getirdi” diyor. (Tecrid-i Sarih, Diyanet Tercümesi, No:289 hadis şerhiyle 1575 ve 1591 nolu hadisler)

Bu esirlerden erkek olanlar “Üsame Bin Zeyd” evinde; kadınlar ve çocuklar ise “Remle Binti Haris” evinde toplatılırlar. Muhammed erkeklerin idam kararını verdikten sonra Medine’ nin bugünkü pazaryeri olan semtte hendekler-çukurlar kazılarak mezar gibi hazır hale getirilir. Daha sonra erkekler eli kolu bağlı bir vaziyette ve kafileler halinde oraya yanaştırılıp başları kesilir ve o çukurlara atılır. Muhammed bu kesim işleminde Hz. Ali ve Zübeyr bin Avam’ı görevlendirmişti. Bilindiği gibi ikisi de Muhammed tarafında cennetle müjdelenmiştir. Ali ve Zübeyr kesim işine devam ederlerken Muhammed de bir yerde oturmuş onları seyrediyordu. Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar.(Vakıdi, Meğazi, 2/512-517)

İdamlar yapılmadan evvel Muhammed, sanki çok önemli bir büyüklükte bulunuyormuş gibi “Arkadaşlar, onları şimdi idam etmeyelim; çünkü hava sıcaktır. Ayrıca eğer canları istiyorsa kendilerine hurma yedirin gibi” traji-komik talimatta da bulunuyor. İdamlıkların önüne atılan birkaç hurma da hayvana yem atılır gibi atılıyor. (Vakıdi, Meğazi, 2/512-14; Serahsi, Siyeri Kebir Şerhi, 3/1029 No: 1900)

Yaygın olan görüşe göre idam edilenlerin sayısı 800 ile 900 arasında değişiyor (Nesefi, Taberi, Alusi, İbni Kesir) . En düşük rakamı veren İslamcı yazarlara göre (Begavi, Suyuti, İbn’il Cezvi) ise 400 ila 600 arasında Yahudi idam edilmiştir.

Muhammed, o insanları teslim aldıktan sonra bir yerde toplayıp kendilerine, “Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” diyerek hakaret ediyor. Onlar da buna karşı, “Ey Muhammed, biz senden bunu beklemezdik, neden böyle haksızlık yapıyorsun?” şeklinde yanıt veriyorlardı (Bu kısım pek çok İslami Kaynakta yer alır örnek olarak, Taberi, Ahzap Tefsiri, ayet 26-27)

Muhammed, bu Yahudilerin karıları ve kızlarından 16 tanesini özel olarak ayırıyor ve bunlardan Reyhane’yi kendine seçip geriye kalan 15 tanesini de diğer önemli dostlarına dağıtıyor. Bir Yahudi:

“Artık her şeyimize el koydunuz, hiç olmazsa gözlerimizin önünde namusumuza el uzatmayın” diyor. Fakat, Muhammed bunu dinlemiyor (Kaynak: Vakıdi, Meğazi, 2/250)

Muhammed, ihtiyaç fazlası kadın ve erekek çocukların bir bölümünü, Sad bin Zeyd’e teslim edip onları satmak için Necd bölgesine, bir kısmını da şam tarafına gönderiyor. Müslümanlardan Muhammed bin Mesleme:

“Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım” diyor. (Kaynak: Diyarbekiri, Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25)

32 Yanıt to “Katliam Ve Tecavüz”

  1. Notamatik said

    Sevgili yazar,
    İslamda katliam tamamen sıradan ve doğal bir olaydır. Bunun örneklerini saymakla bitmez.
    Üstelik bu katliamlar hem tarihte yapılmış hemde günümüzde yapılmaktadır.
    İslamcılara sorarsanız; bunların hiçbiri katliam değildir ve savunma amaçlı savaşlardır fakat gelgelelim, Hitler ve Öcalan gibi canilere sorarsanız, onlara göre; onların yaptığı şey de katliam değil, savunma amaçlı ve haklı bir savaştır.
    İslamda müslüman olmayanları katletmenin legal olduğu kurandaki ayetlerle de sabittir.:

    Ahzâb/27: Allah sizi onların TOPRAKLARIna, YURTLARIna, MALLARIna ve HENÜZ AYAK BASMADIĞINIZ topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Yukarıdaki büyük harflerle yazılmış kelimeler islamdaki katliamların savunma ile ilgisi olmadığını, tam tersine saldırı, yağma ve talan ile ilgili olduğunun açık bir göstergesidir.
    Ayrıca savunma amaçlı savaşan insanlar barış için savaşırlar.
    Oysaki kuran; eğer ezebilecek güçteysen, barışa karşıdır. Yani “güçlüysen katletmekten asla geri kalma” emri verir. bakınız:

    Muhammed/35:
    Sakın za’f göstermeyin. ÜSTÜN OLDUĞUNUZ HALDE BARIŞA ÇAĞIRMAYIN. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

    Bu ayetler islamdaki katliamların delilidir. Hadislerde anlatılan katliamlarda bu ayetlerin delilidir, günümüzde yapılan Hizbullah, El kaide vs gibi örgütlerin müslümanlara dahi yaptığı katliamlarda bu ayetlerin ve birçok hadislerin delilidir.
    Kimse gerçekleri saptıramaz:
    1- Bu dinin Peygamberi adam kesmişmi? Kesmiş.
    2- Ondan sonraki halifeleri adam kesmişmi? Onlar da kesmiş.
    3- Hadislerde adam kesme varmı? Var.
    4- Kuranda bunları destekleyen ayetler varmı? Orda da var.
    5- Peki günümüzde katliam varmı? Günümüzde de var.
    6- Sadece müslüman olmayanlarımı katlediyorlar? Hayır, mezhep çatışması yüzünden birbirlerini de katlediyorlar.

    Daha hala islamda katliam yokmuş, islam barış diniymiş, yok bilmem ne.
    Kim inanır buna? Ancak müslüman inanır, başkada kimse inanmaz.
    Zaten bu din yüzünden bütün dünyaya rezil olduk ama kimsenin bundan haberi yok.
    İslam dediğin zaman; İngilizi, Yahudisi, Japonu, Hindu’su; dünyada kim varsa nefret ediyor.
    Herkez “en güzel din benim dinim der ama” normal olarak diğer dinlerden de nefret etmez; ama islam öyle bir din değil; tüm dünyada müslümanlar hariç hemen hemen bütün insanlar tarafından nefret edilen bir dindir.
    Bunu yabancı kaynaklı internet sitelerinde ve forumlarda görmek çok kolay.

    Gelelim tecavüz olayına:
    Kuran denen kitap; islamda köleliği legalleştirdiği gibi onlara tecavüzü de legalleştirmiştir.
    Bu konuya girmeden önce islamda ganimet ve cariye ne demektir ona bir göz atalım.

    İslamda ganimet: Güya savaşlarda ama aslında ganimet ele geçirmek için yapılan baskınlarda; ( özellikle gece baskınlarında ) ele geçirilen; altın, gümüş, para, ziynet eşyası, gayrımenkul, hayvan ve köleleştirmek amaçlı insan.

    İslamda cariye : Gece baskınlarında ele geçirilip köleleştirilen kadınlardır. Bu kadınların tıpkı bir mal gibi alınıp satılması legal olduğu gibi; aynı zamanda bu kadınların bir seks kölesi olarak kullanılması da helaldir.
    Bu kadınlarla evlilik dışı seks yapmak serbesttir, zina kapsamına girmez. Üstelik bu kadınların evli olup olmaması da önemli değildir. Dahada çarpıcı olanı ise; bu kadınların sex’e hayır deme şansları da yoktur. Yani yasal tecavüz. Helal tecavüz.
    Kuranda “Cariyelerinizle evlilik dışı seks yapmayın” diyen tek bir ayet yoktur.
    “Başka biriyle evli cariyelerinizle seks yapmayın” diyen tek bir ayet de yoktur.
    “Cariyelerinizin rızasını almadan onlarla seks yapmayın” diyen de tek bir ayet yoktur.
    Bakınız tam tersine nasıl ayetler var:

    MÜ’MİNÛN/6. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

    Nisâ/3 . Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya SAHİP OLDUĞUNUZ (CARİYELER) İLE YETİNİN. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi; bu bir yasal tecavüzdür. Çünkü cariyenin rızasına gerek görülmemiştir. Rızası alınmadan bir kadınla cinsel münasebette bulunmanın adı tecavüzdür. Ayrıca kendisini tıpkı bir mal gibi alıp satan, babasını, kardeşini katleden, biriyle hiçbir kadın seks yapmak istemez. Zaten bu bilindiği için onların rızasına gerek görülmemiştir.

    Size şimdi rezaletin son perdesi bir örnek vereyim:
    Bu örnekte verdiğim olayların hepsi islamda legaldir.

    Diyelimki bir bahane buldunuz ve bir topluma bir gece baskını düzenlediniz.
    Bu gece baskınında evli ve 3 çocuklu bir aileyi ele geçirdiniz.
    Çocuklardan biri 7 yaşında bir erkek çocuğu, bir tanesi evin 24 yaşındaki oğlu, diğeri ise 10 yaşında bir kız çocuğu olsun.
    Bakınız şimdi bu aileye neler yapabilirsiniz?:
    Onlarına evine malına ve her türlü maddi imkanlarına konabilirsiniz.
    24 yaşındaki oğlanın boğazını kesebilirsiniz.
    7 yaşındaki erkek çocuğunu; tıpkı muhammedin yaptığı gibi; şam esir pazarına götürüp köle olarak satabilirsiniz.
    Aile reisi babayı ise onun kendisinden ele geçirdiğiniz bağ ve bahçelerde ömür boyu köle olarak çalıştırabilirsiniz.
    10 yaşındaki kız çocuğunu ve anasını hem köle olarak çalıştırıp hemde cariye olarak yatağınıza atabilirsiniz.
    Zavallı aile reisi ise; hem mallarının elinden çalınışına katlanır, hem oğullarının birinin katledilmesine katlanır, hem kendisinin köleleştirilmesine katlanır, hem 7 yaşındaki erkek çocuğunun satılıp yok olmasına katlanır, hemde karısının ve 10 yaşındaki kız çocuğunun köleliğine vede başkalarının yatağına atılmasına yanar durur ama aynı evin içinde olmasına rağmen bunların hiçbirine itiraz edemez.

    Yukarda yazdıklarımın tamamı islama ve kurana tamamen uygundur ve hiçbirinin günahı yoktur. Üstelik uygulamaları da hem muhammed tarafından ve hemde muhammed tarafından cennetlik olarak ilan edilen halifeler tarafından da yapılmıştır.

    Türklerin birbirinden kopuk beylikler şeklinde yaşamasını fırsat bilip, zorla müslümanlaştırıldığı sıralarda, bu tür uygulamalar Türk’lere de yapılmıştır.

    Tanrı’ya inanmak güzeldir, hoştur. İnsana zor zamanlarında bir güç verir, onunla sevincini ve kederini paylaşırsın.
    Ama eğer varsa bir tanrı; onu böylesine bir din ile rezil etmek günahların en büyüğüdür.
    Bırakın şu arap’ın allahını, o ancak araba yakışır. Aklı başında Türk insanına değil.
    Çünkü bu dinin satanizmden pek fazla farkı yok.
    Herkeze saygı ve sevgilerimle.

  2. siirdi said

    ey kendini akıllı geçine yarın toprak veya kül olacaksın hangi türklükle övünüyorsun. senin atan atanın atası onunda sülalesi hepsi toprak oldular. bunlar boş şeyler. meşhur cengizler hulagüler senden aşağıda türk değildiler .. onlarda toprak oldu. ve öldüler yaptıkları ise boyunlarında. yanlarına kar kalır mı…bunca masum çoluk ocuk haksız yere öldürülür mü.. islamiyette 15 yaşına kadar hangi dinden olursa masumdur. dokunulmazlığı var . diğer türlü uygulamalar islamiyetin dışındadır. yanlış anlamış ve yorumlamışsın. cariyeden bahsediyorsan hiç bir şekilde rızası alınmadan evlenme olmaz. yorumlama yanlış…sen önce bir arapça eğitimi al…yüzbinlerce türk tarafından yüzbinlerce kitap yazılmış. bir cümleyi yorumlarken öncesine bak sonrasına bak……sonra yorumla.yüzbinlerce türk anlamamışda sen mi anlamışsın…islamiyet ne biliyormusun bir masumun hakkı bir dünyaya feda edilmez. Kuranda bir ayet söyleyeyim : masum bir insanı öldürmek (*dikkatini çekerim ; masum müslüman demiyor *) bütün insanları öldürmek gibidir. sen bu ayetten dersini al…hak budur.diğer ne kadar uygulama varsa islamiyetin dışındadır.

  3. islamiyetgercekleri said

    Sen ayet vermemiş sadece iki kelime yazmışsın ve dediklerinle çelişiyorsun. Ayete bakalım.

    “Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır. (Furkan Suresi, 68)

    Başta Tanrı şart koymuş başka İlah a tapmamak. Bu başka ilaha tapmayanlardan masum insanı öldürmezler diyor. Ne demek masum? Neden sadece insan öldürmek dememiş. Burası çok önemli. Açık kapı bırakmıştır Tanrı. Masumluğa kim karar verecek? Çeçenistanda okulda dehşet saçan Müslüman teröristlere göre onlar masum değildi. Neden en başta Müslüman değillerdir. Sonra İslam a savaş açmış bir milletin çocuklarıdır. İşte masumiyet gitti…

    Turan Dursun, Konca Kuriş, Sivas Madımak Otelinde yakılanlarda aynı şekilde öldürenlere göre masum değildi..

    Eğer insanlar inandıkları kitaptan öldürmeyi hak görüyorlarsa bu işte Tanrı hiç masum değil. Zamanında Hırıstiyanlarda aynı haltı yediler ve hala yemekteler. Güç nereden geliyor.. Tanrıdan..

    Cariye konusuna gelince başka ülkelere yada çok geçmişe değil, Osmanlı tarihine bir göz atmakta yarar var. Onu da bırak günümüz Türkiyesinde imam nikahı ile üst üste getirilen kumalar nedir?

    İnernet çıktı artık çağ gerçeklerin çağı. Gerçeği konuşanların Tanrı adına besmele çekerek öldürüldüğü bir dünyada internet bir devrimdir.

    Aşağıda ki kelimeler ve cümleler Kuran da geçer.. Kelimelerin, cümlelerin önünde arkasında ne olursa olsun bir Tanrıya lanet etmek yakışmaz.

    Allah onları kahretsin!
    akılsızlar!
    odunlar!
    yalancılar!
    maymunlar!
    domuzlar!
    hayvanlar hatta hayvandan da aşağılıklar!
    eşekler!
    pislikler!
    aşağılıklar!
    canı çıkacasılar!
    Köpekler, Alçaklar, “yabani eşekler”, “merkepler”, “susamış develer”, “dilini sarkıtıp soluyan köpekler”, “geberesiciler”, “reziller”, “sapik kişiler”, “beyinsizler”, “kof kütükler”, “alçak zorbalar”, “soysuzlar”, “Kahrolasılar”, “yalancılar”, Kahrolun…………

    Cennet ve huriler güzel şeyler. Cennette cinsellik ne işe yarayacak diye sormadıktan sonra hurilerin memeleri sizlere hoş gelir. Biz memeleri bebek beslemek için biliriz. Bebek beslenmeyecek bir cennette ballandıra ballandıra huri memesi anlatan bir Tanrı o memeleri size ne için veriyor acaba?

    Saygılar

  4. islamiyetgercekleri said

    Cumhuriyet ilan edilene kadar halkın sadece yüzde 5 i okuma yazma biliyorlardı. Kuran ın Türkçesi bile yoktu. Atatürk sayesinde okuma yazma oranı arttı ve insanlar kendi dillerinde Kuran okuma imkanına kavuştu.

    Hala günümüzde bile milyonlarca Türkin geçmişte anlayamayacağı gibi yeni nesilinde anlamaması için Kuran Arapça okunsun diye yaygara kopartanlar var..

    Eğer atalarım geçmişte okuma yazma bilip kendi dilinde anlayarak Kuran ı okusaydı sizin dediğiniz gibi bir tarih olamazdı.

  5. islamiyetgercekleri said

    Tevbe 111 Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, katliam yapmak üzere, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır..

    O ayet ne demek anlamıyor musun?
    Benim yolumda öldürürsen cennete gidersin demek.
    Bu, senin birine: şu adamı öldürürsen sana para vereceğim demenle aynı.
    (varsa)Allah, müminleri kiralık katil gibi kullanıyor.

    Daha ne olsun?

    Tanrı kiralık katil tutuyor…

  6. ey cahil kardeşim sen resmen ayetleri çarpıtıyorsun,kusura bakma ama eğer şeriat uyulanıyor olsaydı ilk önce senin gibi islam düşmanların kellesini koparırdık,sen resmen sen birr ateistsin ve iman etmemişsin.allah senin müstaakatini versin,sen kendini iansan zannediyorsun ama sen insan değilsin melun herif,

  7. islamiyetgercekleri said

    Şeriat uygulanıyor Türkiye de diyen yok ki. Amacınız şeriat uygulamak. İşte sizde Kuranı örnek alan sıradan bir Müslümansınız. Kuranda ki Allahınız gibi lanet ediyorsunuz. Kelle kopartmaktan bahsediyorsunuz. Kopartıyorsunuzda orası yalan değil.

    Mustafa Kemal Atatür ün kurduğu LAİK DEMOKRATRİK bir ülkedeyim. Onun sayesinde Kuran ın Türkçesini okuyabiliyoruz.

    Siz sanırım yukarıda ki yazıyı okumamışsınız. Sadece lanet edip kafa kopartırımdan başka ortada bir açıklama yok. O katliamlar nedir, cariyeler nedir? Evlatlığının karısına göz koyup evlenen kimdir? Onlara cevap yok mu?

  8. encodeum said

    HZ. SAFİYYE OLAYI

    Rıza GÖRÜŞ

    1-Safiye: T.Dursun’un dramatik bir tarzda anlattığı ve sanki Yahudilerin toptan kılıçtan geçirildiği izlenimi verdirmeye çalıştığı Beni Kurayza Yahudileri ile olan savaştan önce Hendek savaşından bahsetmek gerekir. Hendek savaşından önce, Benî Kureyza Yahudileri, hiç bir gruba taraf olmamışlardı. Ama Benî Nadîr Yahudileri onları bu savaşa katmaya çalıştı. Safiyye’nin (ra) babası Huyey b. Ahtab kalkıp doğrudan Kureyzâ oğullarının lideri Ka’b b. Esed’in yanına gitti. Ka’b görüşmeyi reddetti. Huyey: “Ben ucu bucağı olmayan deniz gibi bir ordu getirdim. Kureyş ve bütün Araplar ayağa kalkmışlar, hepsi de Muhammed’in kanına susamış durumda­lar. Bu fırsat, elden kaçırılacak gibi değil. Artık İslâm’ın sonu geldi” dedi. Ka’b hâlâ savaşa katılmaya razı değildi. “Muhammed’i daima sözünde duran biri olarak tanı­dım. O’nunla yaptığım anlaşmayı bozmam ve verdiğim sözde durmamam mertliğe sığmaz” dedilerse de savaşa katılarak Müslümanlarla yapılan anlaşmayı “Muhammed kimdir, anlaşma nedir, biz tanımıyoruz” diyerek bozdular, ihanet ettiler.

    Hendek savaşından sonra geri çekilen Benî Kurayza’lılar, Safiyye’nin (ra) babası Huyey b. Ahtab’ı yanlarında götürdüler. Hz. Peygamber, “Hiç kimse silahını bırakmasın, hedef Kureyza” diyerek, Beni Kureyza’nın anlaşmayı bozmalarının hesabını sormak için yola çıktı. Beni Kureyza’lılar özür dileyip anlaşma zemini hazırlayacaklarına, Peygambere küfürler yağdırdılar. Kuşatma yaklaşık bir ay sürdü. Sonunda Sa’d b. Muaz’ın vereceği karara razı olacaklarını bildirdiler. Sa’d b. Muaz Tevrat’a göre hüküm verdi ve erkeklerin öldürülmesine karar verdi. Bu yaklaşık savaşa katılan 400 (Bkz. İbni Hişam, Beni Kureyza gazvesi) kişinin öldürülmesi demekti ve Yahudiler buna hiç itiraz etmediler.

    Peki, Hz. Peygamber Beni Kurayza’ya karşı nasıl davranmıştı:

    1.1-Yahudilere anlaşma yapılmış ve dinlerini serbestçe yaşayabilecekleri bildirilmişti.

    1.2-Aleyhinde pek çok karar olan Beni Kurayza’ya haklar vererek, Beni Nadir’le eşit seviyeye çıkarmıştı.

    1.3-Beni Nadir sürgüne gönderilmiş ama Beni Kurayza’yla tekrar anlaşma yapmıştı.

    1.4-Beni Kurayza Hendek savaşına katılarak anlaşmayı bozdu.

    1.5-Hendek savaşının çıkmasını sağlayan Safiyye’nin (r.a) babası Huyey b. Ahtab’ı koruma altına alarak kalelerine götürmüşlerdi.

    Her iki taraftan insanların öldüğü bir savaşı başlatan, binlerce insanı zor duruma düşüren, anlaşmaları bozan, Müslüman hanımların kaldığı kaleye saldıran Beni Kurayza’ya onların Kutsal kitapları doğrultusunca verilen karara Yahudiler bile itiraz etmemişken T. Dursun niye itiraz ediyor onu anlamakta güçlük çekiyoruz. Yahudi’den çok, Yahudicilik acaba niye?

    Yüzlerce ağaca soykırım yapıldı diyen çevreci(?) T. Dursun, Hz. Peygamberin(a.s) bunu geçimlerini hurmadan sağlayan Yahudilerin direnişlerini kırmak, teslim olmalarını sağlamak ve her komutanın ordusunu az zayiatla başarıya ulaştırmak için ne yapılması gerekirse onu yaptığını anlamasını beklemiyoruz zaten.

    Bizzat kendisi elleriyle yüzlerce hurmayı diken, “Savaşta çocuklara, kadınlara, yaşlılara, ağaçlara zarar vermeyin.”, “Kıyametin koptuğunu görürseniz elinizde fidan varsa onu diken” diyen Hz. Peygamberin bu yönünü ortaya çıkarmasını da kendisinden beklemek abesle iştigal olur. Ateist, ateistliğini yapar.

    Safiye, Kurayza liderin kızı, Nadir kabilesinin liderinin karısıydı. Babası ve kocası ölmüş, kendisi de esir edilmişti. Dıhyetü’l Kelbi gelerek bir hizmetçi istemiş Hz. Peygamber de “Bizzat giderek bir tane al.” Diyerek tercihi Kelbi’ye bırakmış o da giderek Safiye’yi almıştı. Daha sonra bir Müslüman gelerek bu seçime Safiyye’nin konumunu göstererek itiraz etmiş ve Safiyye ile Hz. Peygamberin evlenmesinin doğru olacağını söylemiştir. (Müslim 4/546)

    Hz. Peygamber (a.s), Safiyye’yi azat etmiş, çekip gitme ya da kendisiyle evlenme seçeneğini sunmuş. Safiyye’de bir peygamberle evlenmeyi tercih etmiştir. (İ.Hanbel, Müsned, 3/138)

    Hz. Safiyye, şu rivayeti nakleder: “Hz. Muhammed, Medine’ye hicretten sonra babamla amcam O’nu dinlemeye gitti. Döndükten sonra amcam, babama “O mu?” (Yani beklediğimiz peygamber mi?) diye sordu. Babamda “Vallahi “O” diye cevap verdi. Amcam “Peki ne yapacağız?” diye sordu. Babam: “Vallahi ben yaşadığım müddetçe ona iman etmeyeceğim.” Diye cevap verdi.

    İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıkta T.DURSUN dan daha ileri olan Oryantalist Leoni Caetani bile: “Muhammed’in, dâima nefsine ve ihtirasına hâkim olmayı bilen adamlardan biri olduğunu ispat etmek zor bir şey değildir.”

    “Evliliklerinden birçoğu bazı kabilelerin sevgi ve yakınlığını çekmek yahut taraftarlarından bazılarını daha sıkı bağlarla bağlamak gibi bir siyasî bir düşünceyle yapılmıştı.”

    Welhausen isbat etti ki, eski Araplarda bir zaferin tam ve hakikî sayılabilmesi için, yenilenlerden birinin kızının, galip gelenin eşi olması gerekirdi. Muhammed’in harp meydanlarındaki evliliklerini bu âdet bize açıklar.” (İslam Tarihi, A. KÖKSAL, 9/290)

    Dedikten sonra Dursun’un şapkasını çıkarıp üstadı Leoni Caetani’n önünde susması gerekirdi. Ayrıca, Tarih boyunca Avrupa-Asya-Afrika’da hatta Osmanlı’da bu tür evlilik örnekleri çok fazladır.

    2.1- “Safiyye’nin Muhammed’e verilmesinin, yahudilerin gönlünü kazanmakla ya da onların düşmanlık ve kinlerini yumuşatmakla da hiç ama hiç ilgisi yoktur. Çünkü Hayber Seferi, Hicretin 7. yılma rastlar. Oysa Muhammed, daha Hicretin ikinci yılından itibaren Yahudilere karşı düşmanlık siyasetine başlamış ve onları imha planlan hazırlamıştır. Hayber seferine giriştiği tarihlerde, artık Yahudilerin kökünü iyice kazıma safhasındaydı. Benû Kaynuka, Benu Kurayza ve Benû Nadîr gibi, Medine’nin en ünlü Yahudilerini temizlemiş ve sıra Hayber Yahudilerine gelmişti…” (Arsel, bunu, “Şeriat ve Kadın”ın savunması için yazmış, ama yayımlanmamıştır. T.D.) diyen Dursun Sadece yukarıda Beni Kurayza’ya verilen hakları görseydi acaba tavrı değişir miydi? Hiç sanmıyorum “gavur gavurluğundan vazgeçmez ama bu onun ve İlhan Arsel’in İslam tarihinden ne kadar haberdar olduğunu gösterir. Dursun için biraz geç ama İ.Arsel üstatlarından L. Caetani’yi birkaç daha okusa iyi olur. Cehaletten kurtulur hiç olmazsa.

    2.2- Hepsi bir yana da; Muhammed, en yakınlarım, sevdiklerini öldürttüğü bir kadını (Safiyye’yi), o acılı gününde koynuna nasıl alabilmişti? Onunla nasıl sevişebilmişti? Diyen Dursun, Safiye’nin Yahudi akrabalarının yanına gitme hakkı varken gitmeyip, peygamberle evlenmesini okuyucusundan gizlemiştir.

    Ayrıca Hz. Peygamber Hayber den ayrılıp bir hayli yol aldıktan sonra konakladığı Sahba’ mevkiinde Hz. Safiyye ile gerdeğe girmiştir. (İslam Tarihi, A.KÖKSAL,14/291)

    Nerede ne zaman ne yapacaklarını sana mı soracaklardı?

  9. islamiyetgercekleri said

    Sizler olayları kendinize göre yorumluyorsunuz.

    Muhammed nedir? Peygamber. Peygamber nedir ?

    ve bunun üzerine ne yazmışsınız bakalım..

    Peygamber Hayber den ayrılıp bir hayli yol aldıktan sonra konakladığı Sahba’ mevkiinde Hz. Safiyye ile gerdeğe girmiştir. (İslam Tarihi, A.KÖKSAL,14/291)

    Nerede ne zaman ne yapacaklarını sana mı soracaklardı?

    Kısacası siz böyle bir yorum yapmışsanız ve bunu onaylıyorsanız bir Peygamberin ailesini, kocasını katlettiği bir kadını hemen ardından kendine cariye olarak alıp yatağa atmasında sakınca yok oluyor.. Yakışır bir peygambere zaten bu tür hareket. Allahı ona Peygamber sabrını vermemiş üzerine üstlük ŞEHVET in alasını vermiş. Ne peygamber ama ona inananlar bile bu gasp ve tecavüzü haklı görüp savunuyorlar.

    Bu Yahudiler insanlık yapıp Muhammed hicret ettiğinde kucaklarını açmışlar, şehirlerine almışlardır. Bu mu bu iyiliğin karşılığı. Kızlarını cariye yapmak,mallarını yağmalamak, çocukları köle pazarında satmak, erkekleri katletmek. Ne dünya ne peygamber.

    Ayrıca Safiye savaş ganimetidir. Kendi rızası yoktur.

    1.1-Yahudilere anlaşma yapılmış ve dinlerini serbestçe yaşayabilecekleri bildirilmişti. Kurana göre bu uydurmadır. İmkansızdır bu şekilde davranılması. Bu İslamın kendi yalanıdır.

    Kuran ne diyor bu konuda..
    Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.(9.Tevbe/29)

    Maide-45 ‘… Kim Allah’in indirdiği ile hükmetmezse iste onlar kafirlerdir.’

    Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varis yeridir!(Tevbe/73)

    Nisa 89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.

    Enfal-39 ‘Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın…’

    Turan Dursun Objektifdir.

    • prfbrkgncr said

      Sizlere verilen cevaplarn hepsini hukumsuz kiliyor, sadece kendi yazmis oldugunuz ve savundugunuz dusuncelerinizin hakliligini ispat icin herseyi inkarciliga yoneliyorsunuz… Sorulariniza cevap almaktan öte sorulariniza surekli onay istiyorsunuz🙂
      O sebeple tum sayfalari gezindikten sonra aslinda sadece duymak istediklerinizi duydugunuzda rahatladiginizi goruyorum… Emin olun yazmis olduklarinizin hepsine mantikli aciklamalar getirecek olsaydik bile yine inanmayan kalpleriniz ve gormek istemeyen gozleriniz sebebi ile bu cabamiz simdiki gibi bosa cikacakti.. Sizin dininiz ve inanciniz size bizim dinimiz ve inancimiz bizedir.
      Sizin gibi olayi en basite indirgeyip dusunelim önce! Dunyanin koca duzeninin tesadufi olustugunu,hayvanlar gibi yiyip icip sictiktan sonra bu nimetlere sukretmeden yasadigimizi( gerci hayvanlar bile sukreder,yani burada hayvan kadar olamadiginizin bir gostergesidir ki neyse devam edeyim ),ruhun gidasi olan ve manevi olarak huzuru erdiren ibadetlerimizi de yapmadigimizi,öldükten sonra boşluğa yani hiclige giedecegimizi dusundugumuzu varsayalim! Yani sizin gibi biri oldugumuzu varsayalim ( Allah korusun )… Simdi sizlerle inananlari kiyasliyorum da boyle dusununce.Hani kendi adima dusunuyorum en cahilce ben sizin gibi olsaydim diyorum inananlarla kiyaslamaya gidiyorum.. Bu durumda eger dediginiz gibi bir yaratici yoksa diger dunyaya bir bosluk olarak gidecek,hiclik olacak ve bitmis olacagim…inanan biri de dunyada bosuna Allah’a inanmis ama zorluklara karsin kendini bir inanc ile teselli etmis,hayatini dini kurallara gore yonlendirmis nefsinin esiri olmayarak kotu islerden uzak durmustur. Ne icin? hic icin,ama sonucta huzurlu ölmüstür… Ya ben??? Yani sizin gibi dusunen ben? bir de ikinci şıkkı düsünüyorum simdi kendim icin.. Varsa????? Her iki durumda da inancli olan kisi kârdadir…Yoksa zaten toprak olup gitmistir,varsa ise zaten karsiligini almistir.. Ya ben? yoksa zaten toprak olup gitmisim ama varsa ???? Hic dusundunuz mu??? -Ki suphesiz Allah vardir,kalplerinde ALlah’in varligina dair supheler olandan faydalanir seytan.. Bu bazen sizin gibilerin araciligi ile bazen de farkli yollarla.. Ancak imani kuvvetli,dini ilmi genis insanlarin sizin bu sacmaliklariniza sadece guldugunu biliyorum.. Gulmekten ziyade sizlere acidigini,sizi Yaradan hakkinda boyle konustugunuzu gorup uzuldugunu dusunuyorum.. Bahsetmis oldugum gibi arkadaslar,sizlere bugun tum ilmi aciklamalari yapacak olsak,her sozunuze karsilik bir cevap bulsak sizler yine de kendi hukumlerinizin dogrulugunu ispat icin farkli sacmaliklar ortaya atacaksiniz. Burada sizlere yazmamin sebebi bile insallah en kisa zamanda hidayete ermeniz icindir. Insanin yaraticisina karsi bu kadarina nankor olusu ne üzücü bir durumdur… Allah bizi sizler gibi olmaktan,sizin gibi saptirmaktan korusun (Amin)… Bu kadar sayfanizda ve net aleminde siz ve sizin gibilere verilen onca cevaba bakiyorum,Allah razi olsun bircok kardesimiz de yanlis anlasilmalara maruz vermemek icin yazmislar benim gibi caba harcamislar ancak dedigim gibi verilen cevaplarin dahi bazilarini gormus digerlerini gormemezlikten gelmissiniz🙂 Dogrusu sizin gercek anlamda provakatör oldugunuzu dusunuyorum artik.. Ya da belli bir amac guden bir grup vs… Yazik…

  10. islamiyetgercekleri said

    Benu Kureyzada Katliam Gasp ve Tecavüzün hepsi gerçektir.

    Hendek Savaşı bitmiş, müşrikler geri dönmüş, Muhammed eve gelip istirahate çekilmiştir. Tam bu sırada Cebrail, bir katıra binmiş vaziyette kılıcını kuşanmış, ter ve toz duman içinde Muhammed’ in yanına varıp kendisine “Bak, biz melekler kırk gündür düşmanlarınızla savaşıyoruz, gördüğün gibi silahlarımızı hala da bırakmış değiliz. Kalk, hepiniz Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu diyara gidin onları öldürün.; ben de hemen önden gidip evlerini üzerlerine yıkarım” diyor. (Tecrid-i sarih, Diyanet Tercümesi, No: 512, 1191,1565)

    Cebrail’ in bu açıklamasından sonra Muhammed Müslümanlara, “İkindi namazımızı Beni Kureyza’ da kılacağız, haydi savaşa” talimatını veriyor (İslami kaynaklarda gerekçe olarak Hendek Savaşı sırasında Yahudilerin Mekkeli müşriklerle işbirliği yaptığı iddia edilir). Çoluk çocuk dahil yaklaşık 1500 kişilik bir Yahudi kitlesini o gün akşama kadar ele geçiriyorlar (kısmen sağ, kısmen ölü olarak). Ele geçirilen bu insanların elleri boyunlarına bağlanıyor ve onların akıbeti hakkında Muhammed, daha önce Yahudi olup da sonradan Müslüman olan Sad Bin Muaz’a yetki veriyor. Sad’ın Hendek Savaşı’nda bir damarı kesilmişti ve kanaması devam ediyordu. Muhammed’in talimatıyla Sad bir eşeğe bindirilip onun huzuruna getiriliyor. Muhammed ona, “Bu insanların kaderini sana bırakıyorum. Acaba bunlar hakkında kararın nedir?” diye soruyor. Sad’ın verdiği yanıt aynen şu: “Eli silah tutan her erkeği kılıçtan geçireceğiz.Kadın ve kızları cariye (iş ve seks kölesi); ergenlik çağına gelmeyen erkek çocukları da köle muamelesine tabi tutacağız.” diyor.

    Muhammed, Sad’ın bu yanıtına karşı, “Senin verdiğin bu kararAllah’ın emrine tam uygundur ve sen bu kararda tam isabetli davrandın. Zaten seher vakti Cebrail de aynı ifade doğrultusunda Allah’tan bana vahiy getirdi” diyor. (Tecrid-i Sarih, Diyanet Tercümesi, No:289 hadis şerhiyle 1575 ve 1591 nolu hadisler)

    Bu esirlerden erkek olanlar “Üsame Bin Zeyd” evinde; kadınlar ve çocuklar ise “Remle Binti Haris” evinde toplatılırlar. Muhammed erkeklerin idam kararını verdikten sonra Medine’ nin bugünkü pazaryeri olan semtte hendekler-çukurlar kazılarak mezar gibi hazır hale getirilir. Daha sonra erkekler eli kolu bağlı bir vaziyette ve kafileler halinde oraya yanaştırılıp başları kesilir ve o çukurlara atılır. Muhammed bu kesim işleminde Hz. Ali ve Zübeyr bin Avam’ı görevlendirmişti. Bilindiği gibi ikisi de Muhammed tarafında cennetle müjdelenmiştir. Ali ve Zübeyr kesim işine devam ederlerken Muhammed de bir yerde oturmuş onları seyrediyordu. Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar.(Vakıdi, Meğazi, 2/512-517)

    İdamlar yapılmadan evvel Muhammed, sanki çok önemli bir büyüklükte bulunuyormuş gibi “Arkadaşlar, onları şimdi idam etmeyelim; çünkü hava sıcaktır. Ayrıca eğer canları istiyorsa kendilerine hurma yedirin gibi” traji-komik talimatta da bulunuyor. İdamlıkların önüne atılan birkaç hurma da hayvana yem atılır gibi atılıyor. (Vakıdi, Meğazi, 2/512-14; Serahsi, Siyeri Kebir Şerhi, 3/1029 No: 1900)

    Yaygın olan görüşe göre idam edilenlerin sayısı 800 ile 900 arasında değişiyor (Nesefi, Taberi, Alusi, İbni Kesir) . En düşük rakamı veren İslamcı yazarlara
    göre (Begavi, Suyuti, İbn’il Cezvi) ise 400 ila 600 arasında Yahudi idam edilmiştir.

    Muhammed, o insanları teslim aldıktan sonra bir yerde toplayıp kendilerine, “Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” diyerek hakaret ediyor. Onlar da buna karşı, “Ey Muhammed, biz senden bunu beklemezdik, neden böyle haksızlık yapıyorsun?” şeklinde yanıt veriyorlardı (Bu kısım pek çok İslami Kaynakta yer alır örnek olarak, Taberi, Ahzap Tefsiri, ayet 26-27) (İdamlar konusunda en büyük eleştiri, yargılama olmaksızın idamların gerçekleştirilmesine atfedilebilir. Beni Kureyza kabilesinin her ferdi suçlu muydu? Aralarında suçsuz olan yok muydu? Neden hepsi birden, ayırt edilmeksizin, yargılanmaksızın idam edildi? Savaş esirlerinin idam edilmesi doğru mudur?

    Muhammed, bu Yahudilerin karıları ve kızlarından 16 tanesini özel olarak ayırıyor ve bunlardan Reyhane’yi kendine seçip geriye kalan 15 tanesini de diğer önemli dostlarına dağıtıyor. Bir Yahudi , “Artık her şeyimize el koydunuz, hiç olmazsa gözlerimizin önünde namusumuza el uzatmayın” diyor. Fakat, Muhammed bunu dinlemiyor (Kaynak: Vakıdi, Meğazi, 2/250)

    Muhammed, ihtiyaç fazlası kadın ve erekek çocukların bir bölümünü, Sad bin Zeyd’e teslim edip onları satmak için Necd bölgesine, bir kısmını da şam tarafına gönderiyor. Müslümanlardan Muhammed bin Mesleme, “Beni Kureyza Savaşı’nda kadınlar bölüşülürken bana üç tane düştü; hepsini de sattım” diyor. (Kaynak: Diyarbekiri, Tarihi Hamis,1/499 ve Vakıdi age 2/523-25)

  11. islamiyetgercekleri said

    İslamcı: Yahudiler, bu olaydan yıllar evvel Muhammed ile Medine’nin ortak savunması üzerine antlaşması yapmışlardı. Oysa Hendek Savaşı sırasında bu antlaşmaya ihanet etmişlerdir.

    Yanıt: Muhammedin Medineye hicret ettiği ilk zamanlarda böyle bir antlaşma yapıldığı tarihi kayıtlarda geçer. Ancak bu döneme kadar Müslümanlar Mekke’de azınlıkta olan ve mağdur oldukları için Medineye hicrete muhtaç bir topluluk görünümündeydi. Henüz silahlanmamışlar ve çete savaşına başlamamışlardı. yahudiler bu koşullarda antlaşma yapmışlardı. Oysa kısa bir süre sonra müslümanlar çete ve yağmalamalara girişti. Mekkelilerin ticaret konvoylarını kesmeye çalıştı. Baht-i Nahle olayı ile müslümanlar ilk kez Mekke müşriklerine saldırarak siahsız dört kişiden bir kişiyi ödürüp ikisini ise tutsak aldılar. Bu tutsağa karşılık olarak fidye istediler. Müslümanların aynı bir terör örgütü gibi olan bu davranışları Medineli yahudilerin tepkisini çekti.

    Müslümanlar, ardından tarafsız bir kabile olan Süleymanoğullarının bir çobanını ödürdüler.

    Muhammed, Medineli yahudilerin müslüman olması için baskı yaptı. Bunu başaramayınca kıbleyi Kudüs’den Mekke’ye çevirdi. Çünkü Kudüs yahudilerin kutsal şehriydi. Bu olayla birlikte müslümanlar ile medineli yahudiler arasındaki eski antlaşma fiilen ortadan kalkmış idi. Medinedeki misafir müslümanlar ile yahudilerin arası iyice gerilmişti. Yahudiler, misafir olarak Medine’ye gelen müslümanları artık sevmiyor ve düşman biliyordu. Çünkü huzurları bozulmuştu.

    Tüm bu nedenlerden dolayı Medineli yahudiler Hendek Savaşı’nda Mekkelilere yardım etti.

    Kuran bunun katliam olduğunu yazar. Mallarının mülklerinin dağıtıldığını belirtir.. Daha ne çırpınıyorsnuz?

    KURAN MEALİ
    ahzap-33-26.ve 27.ayet
    26- Hem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz.

    27- (Allah) onların arazilerini, yurtlarını ve mallarını size miras kıldı. Bir de henüz ayak basmadığınız bir yeri (size miras kıldı). Allah, her şeye kâdirdir.

  12. encodeum said

    Ahzab 26-)Ve enzelelleziyne zaheruhüm min ehlil Kitabi min sayasıyhim ve kazefe fiy kulubihimür ru’be feriykan taktülune ve te’sirune feriyka;

    (ve gördüler ki) saldırganlara (29) yardım eden geçmiş vahiylerin mensuplarını kalelerinden çekip çıkardı ve kalplerine korku saldı: böylece bir kısmını öldürdünüz, bir kısmını da esir aldınız;

    29 – Lafzen, “onlara”, yani Muhammed (s)’e ve toplumuna karşı ittifak kuran kabilelere. Burada bahsedilen “geçmiş vahiylerin mensupları” (ehlu’l-kitâb) Benî Kurayza kabilesinin Yahudileri idi. Onlar, tevhidi esas alan itikadlarına rağmen Müslümanlara ihanet ederek müşrik kabilelerin dâvâsını benimsediler. Uğradıkları fecî bozgundan sonra Benî Kurayza mensupları, ihanet ettikleri toplumun kendilerinden intikam almak isteyeceğini düşünerek Medine çevresindeki kalelerine çekildiler. Ama, bu kale etrafında yirmibeş gün süren bir kuşatmadan sonra her şeylerini bırakarak Müslümanlara teslim oldular.
    ——————————

    Kalede yaşanan infaz Yahudilerin tevratına göre hükmedilerek olmuştur, yahudiler de buna itiraz etmemişlerdir. Medem “katliam” kelimesi kullanılmakta anlamak mümkün değil.

    Savaş sırasında olunduğu unutulmamalı.
    Güzel bir bahar günü piknikte yaşanmadı bunlar.
    Savaşta ya ölürsün ya öldürürsün. Bu iş ne yazık ki böyle.

  13. istavrit said

    siirdi nickli arkadas cok bilmis bir eda ile demiski,

    “cariyeden bahsediyorsan hiç bir şekilde rızası alınmadan evlenme olmaz.”

    bilmiyorlar,
    bunun icin inaniyorlar..

    inandiklari dinin ilkelerini bilmiyorlar, ayetlerini bilmiyorlar..hadislerini bilmiyorlar..

    cariye savaslarda ve baskinlarda ele gecirilen disi mahluktur..secme ve tercih hakki yoktur…erkegi kole olur, disisi sex hizmetlisi…

    dininizi bilirseniz tartisma sansimin olacak,

    lutfen inandiginiz dini ogrenin.

  14. islamiyetgercekleri said

    Cariye, özellikle savaş sonucu esir düşmüş ve bir efendiye köle yapılmış kadın demek.

    Bu nedenle yazıya esir almak, köleleştirmek, cariye yapmak ile ilgili bir girişle başlayalım.

    Ahzab suresinde açıkça Allah Cariyelere ganimet der..
    “Mehirlerini verdiğin eşlerini; Allah’ın sana ganimet olarak nasip ettiği cariyeleri; seninle birlikte göç eden amca, hala, dayı, teyze kızlarını; seninle evlenmek istiyorlarsa, salt sana özgü bu durum olarak, hepsini helâl kıldık. Onlar mehirlerini Peygamber’e bağışlayabilirler. Bu konuda güçlük çekmeyesin diye onların da üzerlerine neyi farz kıldığımızı bildirdik; Allah bağışlayandır, acıyandır.”

    Hala neyi kıvırtmaya çalışıyorsunuz ki..

    “Evli olan kadınlarla evlenmeniz size haramdır. Ancak, evli olan kadınlar, cariye/savaş esiri iseler sizler onları alabilirsiniz. (Nisa/24) Bu Ayet neden ve ne zaman inmiştir? Bu ayet hakkında Sahabe’den Ebu Sait el-Hudri anlatıyor: “Peygamber, Huneyn savaşında bazı insanları Evtas tarafına yolladı. Bunlar oranın halkını mağlup edip hanımlarını ele geçirdiler. Bu kadınlar Muhammed tarafından müslümanlara dağıtılınca, bazı Sahabe, “biz nasıl müşriklerin hanımlarıyla yatacağız? Bu iş nasıl helal olabilir?” diye itiraza başladılar. Bu tartışmalar üzerine Nisa Sure’sinin 24. ayeti indi.”

    Ne kadar gizlense, ne kadar üzeri örtülmek istense de bunlar yaşanmıştır. Çok iyi biliyoruz ki, fundamentalistler için bunların yaşanmış olduğu kabul edilmeyecektir. Ama bizim için kabul edilemeyecek olan, yaşanmış bütün bu ahlaksızlıkların “olağan” görülmesi, bu iğrençlikleri yapmış olanların hala değerli kişiler kabul edip saygıya anılması ve karşı çıkanların da bu saygıya zorlama gayretleridir.

    Elbetteki, Muhammed sonrasında bu uygulamalar Kuran ve Muhammedin hayatı göz önünde tutularak sürüp gitmiştir. İşin içinde cennet ve cehennem olunca bu uygulamaları savunmak ve çarpıtmak cennete gitme hayalini kuranlara ve cehennemden korkanlara kalıyor. 1400 yıldır uygulama ortadadır. Uygulamayı gayet net ve açık bir şekilde Kuran ve Muhammed in hayatı destekler.

    Sizlerede böyle sayfa sayfa savunma yapmak kalır..

  15. islamiyetgercekleri said

    Uydurmayın Yahudilere ve Hıristiyanlara ilk başta Muhammed iyi davranmıştır, gelin biz sizin devamıyız diye, onlarda yüz vermeyince oldu düşmanları. Ne diye namaz Kudüs e dönülüp kılındı? Yaltaklanmak için. O zaman güçlü değildi Muhammed.
    Niye zarar versin, zamanında kendisini himaye eden koruyan insanlar onlar,tek hataları Muhammed’e inanmamak
    .

    “Hz. Peygamber (s.a.s), ordusuyla Kurayzaogullari yurduna varip onlari kusatma altina aldi. Kusatma yirmi bes gece sürdü. Kurayzaogullari muhasaranin gittikçe uzamasindan ve siddetlenmesinden dolayi büyük bir sikintiya düstüler; teslim olmaktan baska çare kalmadigini anladilar. Resûlullah (s.a.s)’e, kendileri hakkinda hüküm vermek ve onun verecegi hükme göre teslim olmak üzere bir hakem tayinini istediler. Peygamber de; “Ashabimdan istediginiz kimseyi hakem seciniz” dedi. Bunun üzerine Sa’d Ibn Muaz’i hakem seçtiler (Ibn Hisam, a.g.e., III, 239; Buhâri, Cihad, 32; Taberi, Tarih, Nsr. Muhammed Ebu’l-Fadi Ibrahim, Beyrut II, 592).

    N’olmuş şimdi ben anlamadım,Kalın kafalıyım ya!

    Kabile erkeklerinin tümünün öldürülmesi

    Kadın ve çocukların esir edilmesi

    Malların müslümanlar arasında bölüştürülmesi.

    Hz. Peygamber (s.a.s), onlari Medine’de bir evde hapsettikten sonra, hendekler kazdirmis ve eli silah tutan erkeklerin boynunu vurdurmus, kadinlarini, çocuklarini ve mallarini da müslümanlar arasinda taksim etmistir (Ibn Hisam, a.g.e., III, 240, 244).

    Allah, bu hususu Kuran da şöyle dile getirir:

    “Allah, Kitap ehlinden kÃfirleri destekleyenleri kalelerinden indirmis, kalblerine korku salmisti; onlarin kimini öldürüyor kimini de esir ediyordunuz” (el-Ahzâb, 33/26).

    Yani bunlar esasında müslümanların yapmadıkları şeylermiymiş,Sa’d Tevrata göre hüküm verdiği içinmi böyle olmuş,sa’d değilde Peygamber hüküm verseymiş böyle
    olmazmıymış?

    Peygamber savaşçıları bağışlar
    Kadın ve çocukları esir etmez.
    Kimsenin malına el sürmezmiymiş?

    Savaştan bahsetmiyoruz, katliam, gasp ve tecavüz söz konusu olan.

  16. Bu sayfada yayınladığınız bilgilerin artık kimseye bir faydası yok. Geçmişte olanlar olmuş ve onları yeniden yaşamanın imkanı da yok. Din, günümüz insanının sosyal ihtiyaçlarının başında gelmektedir. Yani dinin aslının olup olmadığından daha önemli olan onun varlığına toplumun duyduğu ihtiyaçtır. Dolayısıyla insanların bu tür bilgilerle kafalarının karıştırılması bence doğru değil.
    Akademik anlamda araştırma yapanların kendi aralarında paylaştıkları bazı bilgiler ve belgeler olabilir. Buna bir sözüm yok. Bilgilerimizin bizim yaşamımıza renk katmasına özen göstermeliyiz. Bizleri birbirimize düşürecek bilgilerin deşifre edilmesi taraftarı değilim.

  17. islamiyetgercekleri said

    Değerli yorumcu. Düzeyli ve didaktik sayılabilecek yorumunuza öncelikle teşekkür ederim.

    Nasıl kimseye faydası yok bu yazılanların.. İnsanlar gerçekleri bilmek zorundadırlar.. Bunları saklayalım da yeni Sivas faciaları, yeni domuz bağlı cesetlerle mi karşılaşalım.. Din demek şiddettir. Ve eğer bir din kitabı şiddeti gaspı ve tecavüzü helal kılıyorsa o zaman bizlerin 21 yy.da söyleyecek sözleri olmalıdır..

    Günümüzde milyonlarca insan bu ayetlere dayanarak cinayet işlemektedirler. Bunlara kim dur diyecek? Toplum bu dinle mi huzur bulacak? Oysa geçmiş geleceğin aynasıdır.. Dinlerle ilgili geçmiş katliamlara bakın ve günümüze bakın.. Ne değişmiştir? Hiç birşey…

    Kendi halinde tapınan insanın kimseye zararı yoktur. Ama iş taş bir yapıya dönüp tapınıp huzur bulmakta kalmıyor ki?

  18. MURAT said

    ya ben sizin nasıl kafa yapısında insanlar olduklarını anlamakta inanın güçlük çektim yukarda yazılanları okurken.
    bike yazmış olduğunuz şeyler kendi tarafınızdan çarpıtılmış yorumlar dır vee sadece kendi işinize gelen kısımlarını almanızdan ibarettir olayları. ALLAH hepinize hidayet versin, doğruyu öğrenmek için Kitabı YAni KURANI AZİM’İ oturun ve önyargısınz bir şekilde okuyun sonrada tevbe edin müslüman olun ki ancak o zaman ebedi kurtuluşa erebilirsiniz.

  19. islamiyetgercekleri said

    Asıl Kuranı okumak sizin göreviniz.. Hemde ön yargısız.. Arap ;El İlah yani Allah ının sadece Çöl Bedevi sinin putu olduğunu görün…

    Peygamber kendisine yıllarca baba diyen gelini ile evleniyor ve Türk Halkının % 90 ı bunu bilmiyor… Uyanın benim milletim.. Ahzab suresindeki allah ın godoşluğunu, peygamberine gelinini helal edişini görün…. (Ahzab 37)..

    Uyanın halkım hala kızı, amca kızı, uçan kaçan ne kadar kız varsa allah ın Peygamberine helal ettiğini Türkçe okuyun.. (Ahzab 50)

    Uyanın halkım bu Arab ın Allah ı köle, özgür ayrımı yapıyor, bunu görün…

    Nisâ 24
    (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah’ın size emri budur.

    Ne demek bu… Esir olanları istediğiniz gibi halledebilirsiniz demek. O dönemde esir demek köle demektir… Bitmediii. Bu ahlaksız Müslüman bana ders vermeye çalışıyor.. Oysa onun bilmediği Kuranı ben onun yüzüne çarpıyorum…

    Nisâ 25

    İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikahlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. *

    sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikahlayıp alın

    Ne sahibi neden sahip olsun neden Kuran böylediyor. O zaman böyle imiş. Cariyelik yok demekten mi korkmuş. Bu arada bilmeyenler için Cariye gasp ve katliamlarda ele geçirilen köle kadın demektir…

    Düşüm İslam peygamberi sizin evi basıyor.. Evdeki erkekleri kesiyor ve kız kardeşlerini alıp sahipleniyor.. Kölesi ediyor yani… Anneni de aynı şekilde.. Bu gasptan sonra elindeki cariyelerle yatabilir, isterse onları satabilir.. Allah ın emri bu…

    “Evli kadınlar size haram kılındı , ama sahip olduğunuz cariyeler (dişi köleler) hariç!” diyor Islam’ın tanrısı.

    Her konuda haktan hukuktan bahseden, namustan iffetten bahseden bir din cariyelere, kölelere gelince su koyuveriyor!

    -Bir mümin bir muminin karısına kızına yan gözle bakamaz, haramdır, zinadir. Ama kafirlerin kadınlarinin, kızlarının, analarının ırzına geçmek helaldir!…

    Ne demek Allah ın üveyde olsa gelinini becerebilirsin demesi ve bunu Peygamberine bizzat uygulatması? Aklınız alıyor mu.. Anne babası ölmüş zavallıları evlat edinsenizde Allah o evlatlıkları gerçek evladınız saymıyor.. Olacak iş mi?

    Ahzâb 4 Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, “zıhar” yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.

    Önce insan olun arının gerçeğe dönün ve sorun Allah neden evlatlıkları onaylamaz.. Ahzab suresinin devamını okuyun cevabı göreceksiniz.. Allah açıkça diyor ki üvey evladınızla evli olan gelinlerinizle size baba diyenlerle cinsel ilişkiye girebilirsiniz…

    Ahzâb 37 (Resulüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah’tan kork! diyordun. Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

    Demek ki bu olay gerçektir. Muhammed in aklına düşmüştür gelini… Onunla olmak istemiştir. Ama çekinmiştir etraf ne der diye.. Tam o sırada vahiy gelmiştir ve Allah gelinini halledebilirsin bu sana helaldir demiştir.. Muhammed de hemen Zeynebin tepesine binmiştir…

    Bu şart mıdır, uygulamalı hemde… Üzerine üstlük bu ayet tamda Muhammed Zeyneb e abayı yaktığında inmiştir.. Neden daha önce inmemiştir?

    hadi bakalım cevaplayın.. Yoksa siz şeytansınız demekle bu işler artık yürümüyor.. Maymun gözünü açtı…

  20. ozkan88 said

    Madem peygamber bu kadar nefsine düşkündü,

    1-neden aylarca oruç tuttu?
    2-neden sabahın erken saatinde kalkıp günde 5 vakit namaz kılma
    zahmetinde bulundu?
    3-neden firavunlar gibi kendi adına eserler yaptırmadı?
    4-neden peygamber olmak için 40 sene bekledi?

    bu soruları cevaplayamazsınız, çünkü bu tür fedakarlıkları ancak peygamber olanlar yapar.

  21. turkishatheist said

    Bu sayfayi hazirladigin cok tesekkur ederiz, enfes iyi bir arastirma. Bravo

  22. islamiyetgercekleri said

    Muhammed in aylarcaa oruç tuttuğunu nereden biliyorsun?
    Yanında mıydın?
    Velev ki yanındaydın Bir Hindistana ve Nepal e git gör..
    Senin o dediğin orucun ve namazın alasını Budistler ve Hindular yerine getiriyorlar.
    Hele rahipleri ölene kadar günde 1 öğün yemek yiyorlar..
    Gidip şimdi Hindu ya da Budist mi olmak lazım???

    Muhammed Firavunların yapamadığı bir şeyi yaptı..
    Günde BEŞ VAKİT Adını Muhammed Peygamberdir diye söylettiriyor.
    Unutma ki gasp ve çapulculukta ele geçirilen ganimetlerin 5 de biri Muhammede cukka..
    Sence bu ganimetlerle Muhammed ne yapmıştır?
    Ee onca karıyı beslemek kolay değil değil mi?
    Ha birde bu ganimetlerin içinde kadınlarda var..
    Şey diye dicektim siz hemen Allah yolunda harcamak için diyeceksinizde..
    O zaman bu kadınlar Allah yolunda nasıl harcanmış onuda izah ediver…

    Neden mi 40 yıl bekledi..
    Güçlenmek için..
    Yoksa o dönemde ortalıkta Muhammed gibi bir sürü Peygamber dolanıyordu..
    25 yaşında kendisini yaşlı Haticeye sattı bu yüzden..
    Zaten onun akıl hocasıda Haticedir..
    Ne zaman iyice Tevratı öğrendi o zaman başladı ben peygamberim diye ortalıkta dolanmaya..
    İyi oku Kuran dediğin masal kitabının %60 ıo tevrattan araklamadır..

    Öyle yok mağaralara gitmiş, günlerce aç kalmış gibi hikayelerde YALANDIR..

    • hasgiz said

      Öyle yok mağaralara gitmiş, günlerce aç kalmış gibi hikayelerde YALANDIR..

      hani onyargisiz olunucakti, hani tarafsiz bakilcakti olaylara?

      Peygamberin oruc tuttugunu soyleyen birisine karsi, “nerden biliosun, yaninda miydin” diyebiliosunuz..

      peki siz, O ‘NUN magaralara gitmedigini, ac kalmadigini nereden biliosunuz, siz yaninda miydiniz?

  23. bunasildin said

    Tecavüzcü Coşkun bu yazılanları bi okusa kıskançlığından geberir

  24. oklukirpi said

    ömer bin hattan isimli yorumcu, sen ne biçim bir müslümansin, ne kadar beyinsizsin ki fikirleri seninkiyle uyusmuyor diye karsindakini “seriat olsaydi önce senin kelleni koparirdik” diye tehdit ediyorsun. iste Islami rezil eden müslüman geçinenlerin bu fanatik vahseti, bu yobazligidir. Islami bütün dünyaya yanlis tanitan da bu yobazlardir. Halbuki Islam akil ve hosgörü dinidir. Akilli adam tartismasini sözle yapar, küfür ve tehditle degil. Iste hep bu yüzden diyorum, bu ülkenin aydin insanlari, Islami cahilin yobazin eline birakmayin diye. Onlarin elinde Islam’in ne hale geldigini görüyorsunuz. Bunlara bakip Islam bu zannetmeyin. Bu sitede ayetlerin anlami tartisiliyor, gocunacak bir sey yok ki. Fikriniz farkliysa referanslariyla kanitlariyla ortaya koyun. Ama Hz Muhammed hatasiz kuldur varsayimiyla yola çikmayin, çünkü o üstün yetenekli de olsa hatalari ve sevaplariyla bir insandir, tanri degildir.

    • hasgiz said

      ömer bin hattan isimli yorumcu, sen ne biçim bir müslümansin, ne kadar beyinsizsin ki fikirleri seninkiyle uyusmuyor diye karsindakini “seriat olsaydi önce senin kelleni koparirdik” diye tehdit ediyorsun. iste Islami rezil eden müslüman geçinenlerin bu fanatik vahseti, bu yobazligidir. Islami bütün dünyaya yanlis tanitan da bu yobazlardir. Halbuki Islam akil ve hosgörü dinidir. Akilli adam tartismasini sözle yapar, küfür ve tehditle degil. Iste hep bu yüzden diyorum, bu ülkenin aydin insanlari, Islami cahilin yobazin eline birakmayin diye. Onlarin elinde Islam’in ne hale geldigini görüyorsunuz. Bunlara bakip Islam bu zannetmeyin.

      cok dogru soylemissiniz… o yaziyi yazan kisinin o anki ruh halini tahmin edebiliorum… cunki ALLAH her insana nefs ve sabr vermistir… kimileri nefslerine hakim olmaya calisirlar ve basarili olurlar.. kimileri ise neflerine yenilirler..
      kimileri sabretmeye calisir ve sabreder… kimileri de sabredemez ve kaybeder… kendisinin kaybettigi yetmiomus gibi, bide kendince Islami savunmak adina, bi kac soz eder ve kendi hatasini, Islam i yanlis anlatarak, Islam a yuklemelerine firsat verir. zaten bu dini karalamak icin firsat kollayanlarinda ekmeklerine yag surmus olur..!!!

      Ama Hz Muhammed hatasiz kuldur varsayimiyla yola çikmayin, çünkü o üstün yetenekli de olsa hatalari ve sevaplariyla bir insandir, tanri degildir.

      Peygamberlerin sifatlarina bi goz atalim… bakalim Peygamber olabilmek icin ne gibi ozellikler gerekliymis..

      Sidk: durust, dogru, yalansiz, sadik olmak demektir… Peygamberler sadiktirlar, ne olursa olsun dogru sozludurler, asla yalan konusmazlar.

      Emanet: guvenilir olmak demektir. asla hainlik ve ihanet soz konusu olamaz…

      Fetanet: zeki ve akilli demektir..

      Ismet: gunahsiz olmak demektir..
      ALLAH tarafindan buyukk veya kucuk gunahlardan koruma altinda bulunmak demektir. son derece iffet ve ismet sahibidirler; gizli veya acik her turlu günahtan, ve her turlu bayagi hallerden tamamen uzaktirlar.!!!

      Tebli: ALLAHtan alinan vahyi, insanlara oldugu gibi bildirmektir. teblig ederkende ne bir fazlalik, ne de bir eksiklik yapamaz. Aldiklari vahiylerden biseyleri gizlemeleri de soz konusu degildir haliyle..

  25. ozgurceyazmak said

    Arap olmayan toplulukların müslüman olması onlar için sonu gelmez acılara neden olmuş ve olmaya devam ediyor, çoğu arapça bilmediği için kör inanca saplanıyor. En yakın örnekleri çeçenler ve afganlılar. Sırada pakistan var. Banladeş, endonezya ve bizim ne olacağımız meşhül. İslamın olduğu yerde ne huzur olur ne barış.
    Umarım insanlık, karanlık günlerinin kalıntısı olan başta islam olmak üzere tüm dinlerden kurtulur.

    • hasgiz said

      Umarım insanlık, karanlık günlerinin kalıntısı olan başta islam olmak üzere tüm dinlerden kurtulur.
      —————————————————

      peki inancsizlik, dinsizlik insanlara ne gibi artilar sunuo, dinsizligin insana ne gibi faydalari vardir acaba?
      mumkunse bilgilerinizi paylasabilir misiniz bizimle ?

  26. ese1977 said

    Anlatılır…
    Nemrut bir gün Nemrut bu ya artık gökteki ilahtan sıkılmış olcak onu ortadan kaldırmaya karar veriyor ve o günün şartlarına göre büyük bir kule inşa ettiriyor sonra mancınık… Ardından göğe ok attırıyor güya Allah’ ı bir balon gibi vurup patlatacak… Haşa ama nedense bir kuşa isabet eden ok kuşun kanının akmasına bu kanında nemrudun üstüne düşmesine sebep oluyor… Nemrut sevinçle bakın diyor nasılda güçsüzmüş gökteki tanrı hemen öldü….

    Kıssadan hisse arkadaşlar Yüce Allah kendisine süi zanda bulunduğunuz için zanlarınızı kendinizce mantıklıymış gibi süslü püslü gösteriyor. Zulüm yapmanıza karşılık adeta kalplerinizi mühürlemiş haberiniz yok. Uyanını!Zira bir gün iftiralarınız internette kaldığı gibi belli bir süre saklanmaz. İslamda var olan beşeri hukuklarda elbette savaş gibi katl gibi zor ve ağır imtihanlar var.Ama zaten iddia etmiyor ki islam dünya hayatı imtihanı çok hafif olacak. Elbette savaşmak zorunda kalınacak elbette esir olunacak esir alınacak. Ama İslam hakkı emrediyor adaleti emrediyor ve ıslahatı emrediyor.Zaten ön yargılı olanlar değil mi. Kendileri haricinde herkez antidemokratik özgürlük düşmanı…
    Doğal olarak ta:
    – müslüman kadın örtünüyor mu kesin zorla…
    -kız evleniyor mu kesin başlık parasına satılıyor
    -Savaşta esir edilen düşman öldürülüyor mu müslüman tarafında kesin masumcuk katledilmiştir bir sebep yokken
    – Esir edilen dünyalar güzeli kızlarda kesin ırzlarına geçilmiştir zorla müslümanlar tarafında

    vesaire amma da kuş kanı düştü değil mi ne denir “Yaşadığın gibi inanmaz isen inandığın gibi yaşarsın”

    Ve ben de diyorum ki bekleyin ve görün nasılsa o gün geliyor…

    • hasgiz said

      Ve ben de diyorum ki bekleyin ve görün nasılsa o gün geliyor…
      ———————————————-

      insaALLAH ogun gelmeden imanimizi guclendirmeyi, bilgimizi artirmayi ve salih( a) kullar olmayi nasip etsin cumlemize RABBimiz.. ( Amin)

  27. buickbaba said

    i’ll see u on another life bro!! unutma ama orda bu dediklerini.öperm

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: