Hangi Gerçekler

Hangi Tanrı?

Kadın ve Ganimet

Ganimet kelimesinin manasını hepimiz biliriz.. Sözlük anlamına baktığımız zaman, Savaşta düşmandan alınan mal şeklinde olduğu görülür.. Cariye ise kadın köle demektir. Peki, insandan ganimet olurmu..? Kadın da bir insansa, kadından ganimet olur mu ? Ahzab 50, İslam’ın, kadınlar hakkında belli bir kafa yapısı ve anlayışını yansıtması açısından çok önemlidir.. Bu nedenle bu ayet tek başına incelenmelidir..
Bu ayet, “Allah’ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri..” ifadesiyle başlar.. Bu tanıma göre, Kuran’daki Allah, gece baskınlarında elde edilen kızları bile bir mal olarak görmekte ve ganimet olarak nitelemektedir..Buna benzer bir ifade biraz daha farklı olmakla birlikte Tevrat’da vardır.


Tesniye 21/ 10-14
Esirler içinde güzel bir kadın görür, onu arzu edip evlenmek istersen, onu evine getirip saçlarını ve tırnaklarını kestirecek, senin evinde oturacaktır. Savaşta ölmüş babasına, anasına tam bir ay ağlayacaktır ve ondan sonra ona yaklaşacaksın, kocası olacaksın, şayet hoşlanmazsan o zaman canı nasıl isterse salıvereceksin.

Tevrat’da görüldüğü gibi düşmanların karılarını almak İslam öncesinde de vardır. Burada savaşta kocası ölen kadının ortada kalmaması için, böyle bir uygulamaya gidildiği düşünülebilir. Ancak, dikkatli okunacak olursa ayet, savaşta kocaları ölen kadınlara sahip çık, dememektedir, erkek savaşta kocası ölen kadından hoşlanmazsa o kadını bırakabilir.Kuran’da ise, ganimet olarak elde edilen kadınların, o kadını esir edenler tarafından istenildiği gibi kullanılmaları Allah tarafından onaylanmaktadır.
Allah yücedir, Allah kullarını esirger, korur… Allah merhametlidir.. Kuran bu ifadelerle doludur.. Ancak, o masum kızlar Allah’ın kulları değilmidir ki Allah bu hiç suçu olmayan masum kızları mal gibi ona buna verir ve helal eder..?

Bazı İslam inanırları gene her zaman olduğu gibi burada bir meal hatası olduğunu zannedecekleri için, Ahzab 50 ayetin tamamını farklı yorumculardan okumanızda fayda vardır.  Burada da görüleceği gibi bütün meallerde ifadeler aynıdır.. Kadın bir ganimet olarak görülmekte ve cariye yapılmaktadır..
Bu masum kızların hiçbir suçu yokken, sırf gece baskınlarında veya savaşlarda ele geçirildikleri için ganimet olarak tanımlanmalarını hangi vicdan onaylayabilir..? Hele böyle bir onayın Tanrı tarafından gelmesi mümkünmüdür ?

Bir an düşünün ki, bir gece baskınında, yakınlarınız İslami birlikler tarafından ganimet olarak alınıyor, İslam Peygamberi ve yandaşlarına cariye oluyor.. İnsanların neler hissedebileceğini sormaya gerek yoktur. İslam inanırlarının, herşeyden önce vicdanlarını dinleyerek bu sorulara samimi olarak cevap vermeleri gerekir.. Her ne kadar bazı İslami düşünceler kabul etmek istemeseler de, bize okullarda gösterilmeyen, Türklerin 8. Yüzyılda Müslümanlaştırılmaları ile ilgili tarihimize bakıldığında da, nice masum Türk kızının müslüman Araplar tarafından ganimet olarak alınarak cariye yapıldığını görürüz.. Onların, kendi hayatlarını kendi hür iradeleri ile kurmaya hakları yokmuydu sorusuna, İslami zihniyet, yoktu, çünkü İslam’ın yayılması için Allah onları ganimet olarak verdimi diyecektir..? Sanki, koyun veriyorsunuz.. Bu yükümlülük Allah için doğrumudur? Kuran cennetlerinde erkeklerin cinsel ihtiyaçları için ikram edilen kadın, dünyada da, pek farklı olmayan bir şekilde erkeklere ikram edilmektedir.Her ne kadar din adamları, bu tür ayetler için akla hayale gelmeyen kılıflar bulmaya çalışsalarda, yukarda çeşitli meallerden örnekleri verilen Ahzab 50 ayet, çok açık bir ifadeyle bir defa daha belirtir ki, kadın erkeğe verilen bir ganimet, bir maldır..

Ancak, ne garip ve acıdır ki, 3. Millenium’a giren dünyamızda, ülkemiz dahil, bütün İslam ülkeleri bu ayetlerin Allah kelamı olduğunu zanneden ve böylece kabul eden milyonlarca İslam inanırı kadınla doludur..
 

4 Yanıt to “Kadın ve Ganimet”

  1. islamiyetgercekleri said

    Tık tık tık burada o yolunu takip ettikleri Muhammed gibi bir Müslüman yok mu?

  2. darbzen said

    Bu Nuri Öztürk Tefsiri———–
    Azhab 50: Ey Peygamber! Biz sana şu hanımları helal kıldık: Mehirlerini verdiğin eşlerin, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunanlar, amcalarının, halalarının, dayılarının, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret edenler. Peygamber kendisiyle evlenmek istediğinde, kendisini Peygamber’e hibe eden mümin bir kadını da öteki müminlere değil, yalnız sana özgü olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve elleri altındakiler hakkında neler farz kıldığımızı biz biliriz. Sana bir zorluk olmasın diyedir bu…Allah Gafur’dur, Rahim’dir.
    ——————————————-
    Bu Süleyman Ateş Tefsiri————-
    Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allâh’ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan(câriye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kaldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü’minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan(câriye)leri hakkında mü’minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
    ——————————————————————

    Beyni olan bir insanın algıladığı bu ayetten şudur: Sen savaş yaparsın, savaş esiri olarak elinde kadınlar bulunur, akabinde sende bu kadınlardan birinden hoşlandığın taktirde onun rızası ile de nikay kıyıp evlenebilirsin. Bu sadece peygambere helal kılınmıştır ayrıca ki ben Süleyman ateş tefsirine göre yorum yaptım. Yaşar Nuri’nin tevsirinde cariyeden bahsedilmiyor bile…

    Bu kadar mı çarpıtılır çamur atılır be güzel kardeşim…

    İşte burdayım… 610 yıllarındaki durumlara paralel bir hayat bir daha varolmayacağı için tamamiyle Hz. Muhammed (s.a.v) takip etmesemde günümüz koşulları içinde uygun durumları gözönünde bulundurup onu takip eden bir müslüman burda var…

    Sen de Kuran’a bakıp dilini eğip büğenlerden olma… Belki inanmıyorsun buna saygılıyım elbette. Ancak araştırarak ve bilgi sahibi olarak gel, biz okuyucularda yazılarını bu şekilde değerlendirelim. Sağlıcakla kal.

  3. islamiyetgercekleri said

    Ey benim saftirik Müslüman kardeşim Darbzen. Hiç mi tarik kitabı okumazsın sen? 1300 yıldır uygulamaları hiç mi görmezsin.. Yok bilmem kimin mealiymiş.. Apaçık sizleri kandırıyorlar.. Zira kuran denen bakkal defterini 21 yy a uyarlamak için takla atmakla meşguller.. Osmanlıda İstanbulda kurulan köle pazarlarında o kadınlar kendi rızaları ile mi satışa çıkıyorlardı?

    Yok savaş esiri kadının rızası olursa evlenirlermiş.. Ben size daha ne diyim ki.. Al bu aşağıda ki ayeti o tefsiri yapan ulemaya götür.. Bakalım ne diyecek sizlere…

    Nisa Suresi 24 Ayet : Sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar (ile evlenmeniz) haram kılındı.

    Neymiş cariyeniz başka birisiyle evlide olsa size helalmiş.. Ben artık sizlere kendi kitabınızı öğretmekten alıp suratlarınıza çarpmaktan yoruldum.. Ama sizler takla atıp şamar yemekten yorulmadınız..

    Şimdi bence sizler beyninizi iyice kontrol edin ya da o şerefsiz mealcilere kanarak buraya gelip reizl olmaktan vazgeçin..

    Ayrıca sadece peygambere helal kılınan cariyeler değil mehir almadan kendini peygambere hediye eden kadınlardır.. Cariye konusu herkese helaldir.. Gir savaşa kocasını kes karısını al.. Öyle dediğiniz gibi nikaha falanda gerek yok..
    de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü’min bir kadını da -mü’minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık).
    Belli ki Muhammed o kadar çok karı alıp mehir ödemiş ki artık cepte para kalmamıştır.. O yüzden mehirsiz karı almayı kendisine helal kılmıştır.. Peki insan bir sorar neden sadece Muhammed beleşe karı alabiliyorda diğer Müslümanlara yasak?

    Bu ayetide o ulemenın gö üne sokabilirsin..

    Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu cariyeler başka. ALLAH herşeyi gözetleyip denetleyendir. (33/52)

    Bu ayetten beyni olan herkes cariyelerle ilişki için nikaha gerek olmadığını anlar.. Tabi din uleması diye başına şerefsizleri tac edenler hariç..

  4. grkan said

    1-Cariyelerle cinsel birleşme hakkına sahip olunması çok doğal adı üstünde cariye.
    2- a)Her nekadar bu hak müminlere korunsada kullanmaları konusunda zorlandıkları söylenemez kuran-ı kerim’in bir çok yerinde cariyelere iyi davranılması istenmektedir. Herhalde razı olmaya olmaya bir dişinin ilişkiye zorlanılması ona iyi davranmak olmasa gerektir.
    2- b)Kaldıki yine kuran-ı kerim’in bir çok yerinde cariyelere hürriyetlerinin verilmesinin onların serbest bırakılmalarının daha doğru olacağı bunun karşılığında bir çok sevabın kazanılacağı vurgulanmaktadır.
    2- c)Yukarıdaki maddeler ışığında kuran-ı kerim’i okumuş kendini yetiştirmiş salih bir müslüman erkeğin nasıl davranacağını tahmin edersiniz
    2- d)Çoğu durumda bu uygulamanın böyle olmadığı kuran-ı kerim’in verdiği hakkın son damlasına kadar kullanıldığı hatta tel örglülerden dilin dışarı çıkarıldığına şahit oluruz bu insanların çiğ tabiatından ve kuran-ı kerim’in uygulaması kolay bir din olma vizyonundan kaynaklanan bir durumdur. Tersi budizim ele alındığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
    3- a)Ele geçirilen kadınların (kocası savaşta yaşamını yitirmiş) olduğu gibi savaş meydanına bırakıldığını var sayalım (sanırım günümüzdeki uygulama bu. Tepesine bombayı at ne hali varsa görsün) o dönem şartları ele alındığında kadının başına gelecekleri öngörebilmek için çok özür dileyerek yakışıksız bir deyim kullanmak durumundayım.
    Günümüzde oldukça popüler hale gelen deyime göre: Bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı s….miş.
    Bu deyim kullanıldığında sözü edilen durumda sözü edilen kadının sözü edilen olayı yaşamaması için ne bahtsız olmasına ne de civarda gezen bir kutup ayısına ihtiyaç vardır.
    Bilmem demek istediğimi anlatabildim mi?
    3- b)Şimdi sözü edilen kadının (büyük ihtimalle onlarda savaşta can vermişlerdir ama biz büyük amcasının teyzesinin hala oğlunu bulduk diyelim) yakın akrabalarına at üstünde el değmeden götürüldüğünü düşünelim o devirde kocası ölmüş dul bir kadının çekeceği acıların bu sayade azalacağını kendimize inandırmaya çalışalım. yersek.
    3- c)Son olarak idealist düşünelim ve müslümanlara (o dönem için yarı göçebe cahil halk) kuran-ı kerim’in ıslah evi kurulmasını önerdiğini ve müslümanların 5 katlı 1000 yataklı bir ıslah evini kurduklarını hayal edelim. Bu düşünceye söyleyebileceğim tek şey “lafla peynir gemisi yüzmez; batar” olur. Zira o gemi islam medeniyetidir.
    4- 3. maddenin islami düşünceye göre yeniden ele alınması gerekir. Şöyle ki
    eğer siz islam dinine inanan mümin iseniz. Dul bir kadını her türlü sapıklığın olduğu ateşe tapanların, çeşitli batıl dinlerin olduğu bir ortamda yalnız bırakmaz bunun yerine onu islamla tanıştırıp ahiret hayatında onun için daha hayırlı bir hayat hazırlamak istersiniz. Kaldi ki bu islami açıdan da tavsiye edilir. İnsanları iyiden mahrum bırakmak eftal değildir. Şüphesiz bu islam penceresinden bakıldığı taktirde böyledir. Aksi halde gülünç gelebilir. 3. madde bu durum için hazırlanmıştır.
    5- Aslında bu maddenin yazılıp yazılmaması konusunda uzun düşüncelerim oldu; ancak islamla doğrudan bir ilgisi olmamakla beraber kişileri bir iç sorgulamaya itebilir ümidi ile yazmaya karar verdim.
    Konu çoğumuzun izlediğini tahmin ettiğim Son Samuray adlı filmdir. Adı geçen filmin kahramanı amerikalı bir subaydır. Samuraylarla girdiği bir mücadelede etrafı tamamen çevrilmiş yaşam ümidi kalmamıştır. Bu aşamada üst düzey bir samuray çıkar ve onun subay olduğunu görerek onurlandırmak(aynı zamanda onu öldürmek benim hakkım diyerek kendisini de onurlandırmakta) ister. Teke tek mücadele sonucunda her nasılsa kahramanımız samurayı öldürür. Kahramanımız ölümü beklerken gözlerini bir japon evinde açar. Bu japon evi öldürdüğü samurayın evidir ve geçen zaman zarfında ölen samurayın karısı tarafından bakılmış evin bir ferdi sayılmıştır. İlerleyen süre zarfında ikili arasında cinsel bir münasebet oldumu hatırlayamıyorum. Asıl fark etmenizi istediğim husus bu olaylar esnasında hepimizin yakışıklı Tom Cruse abimizin hayatının kurtulduğu ve iyi bir yaşam sürdüğü için filmden memnun olmamızdı. Tabi içimizde böyle iş mi olur karı adamı arkadan bıçaklatsaya ya da kırbaçlatıp ölmesine yakın yüzüne tükürseye gibi sadistçe düşünenlerde olabilir. Kendileri bilir.
    Sözü edilen filmle islami bakış açılarının nekadar örtüştüğünü umarım fark edebilirsiniz. Öyleki sadace cinsiyetlerin pozisyonları değişmiştir dahi diye biliriz. Yanlış hatırlamıyorsam filmin sonunda Tom abimiz samuray kesiliyordu. Şimdi içinizden kim Tom abimize haksızlık yapıldı diyecek?

    Değerlendirme: Aslında böyle bir konuda değerlendirme yapmak kesinlikle beni aşan bir durum sadece gözlem diyelim. Yaptığım gözlemler sonucu bir çok iyi niyetli, çevresinin, insanların mutluluğunu isteyen genç beyinlerin çeşitli sebeplerden kafaları bulanarak ya da bulandırılarak islamdan soğuduğunu gördüm. Bunun en büyük sebebi çevresinde müslümanım diye gezen insanlarda gördüğü yanlış davranışları hep islamla ilişkilendirmeleri.
    Aslında islam o kadar da kötü bir din değil. İyice incelendiğinde insan tabiatına ne kadar uygun olduğu görülecektir. Ancak şu süphesiz ki bizler malesef onu güzel kullanamıyor, işleyemiyoruz.
    Umarım hepimizin gözleri açılır ve insanlara mutluluk verecek bu dini doğru yaşayabiliriz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: