Hangi Gerçekler

Hangi Tanrı?

Bilim ve Gelecek

Dinde son nokta, bilimde nokta bile değildir. Bilimin kutsal kitabı da yoktur. Dünyada kutsallık atfedilen önermeler, sorgulanmadan, usa vurulmadan, kanıtlanmaya gerk duyulmadan doğru kabul edilir. Böyle bir mantıkla ve düşünüş tarzıyla bilim alanına giren teist savunucuları, doğal olarak bilimden de bir kutsal kitap istiyorlar. Onların mantıklarına göre, bilim de her şeyi en ince ayrıntısına kadar açıkladığı bir mutlak doğrular bütünü ortaya koymalıdır, bunu yapamaz ise o zaman dinsel düşünce doğrudur. Yazdıklarında, söylediklerinde bilimin henüz açıklayamadığı olguları sayıp döküyorlar ve bunların kendi görüşlerinin kanıtı olduğunu varsayıyorlar.  Böyle bir mantık bilime yabancıdır. Bilim her şeyi açıkladığı iddiasında değildir. Böyle bir iddiada bulunursa kendisini reddetmiş ve bir tür dine dönüşmüş olur. Bilim her şeyin açıklanabilir olduğunu söyler ve bu sonsuz bir yolculuktur. Bilim, bilinenler dünyası ile bilinmeyenler dünyasının sınırlarında yapılır. Bilimcilerin uğraşıları bilinmeyenler dünyasından parçalar kopartarak bilinenler dünyasına eklemektir. Bilimciler mevcut kuramla açıklayamadıkları yeni olgular ve yeni verilerle karşılaştıklarında, hetecan duyarlar. Buj yeni olguları da açıklayacak daha kapsamlı bilimsel bir kuramın kapıda olduğunun göstergesidir. Bilim böyle gelişir. Bilimci mevcut kuramdan şüpheye düştüğü zaman eskiye dönmez, daha gelişkin bir kuram peşine düşer.  20yy da insanın ufku pratik olarak ta en küçükler ve en büyükler dünyasına ulaştığında Newton yasalarının sınırlılıklarını ve yetersizlikleri görüldü. Atom altı parçacıklar ve ışık hızına yakın hızlar söz konusu olduğunda, Newton kuramında açıklanamayan bazı olgular birikmeye başladı. Bu durumda bilimciler Batlamyus’ un evren modeline geri dönmediler.Bu yeni olguları da açıklayacak yasalar peşine düştüler ve ortaya görecelilik ve kuantum kuramları çıktı. Görecelik ve Kuantum Newton yasalarını çöpe atmadı, onun açtığı yolda daha da ilerledi. Görecelik ve kuantum Newton yasalarının daha kapsamlı bir kanıtını sunmuş oldu.  Evrim kuramının yetersiz kaldığı,açıklayamadığı bazı olgular çıkarsa herhalde yaratılış hikayesine geri dönülecek değildir, o dönem aşılmıştır. Artık Darwin in açtığı yoldan ilerlenilecek ve daha kapsamlı kuramlar ortaya çıkacaktır. Mendel le başlayan ve genetik devrim ile büyük ivme kazanan gelişmelerle böyle bir yola çoktan girilmiştir zaten.  Bilim ve Gelecek Dergisi 

Yaratışçılar Bilimde bir din kitabı bekleye dursunlar bilim kendi yolunda devam edecektir.  Onlar bekleye dursunlar. Bilim ilerliyor..

Bir çok İslam ülkesinde salt bilimle uğraşıp üretmek yerine Müslüman olmayan bilim adamlarının buluşlarını Kurana uydurup uyduruk bilim üretme çabaları vardır. Oysa Müslümanlar tohumlar, nutfeler, dna, binaların maketleri derken sizler, mucizeler ararken Arap hayallerinin içinde, millet aya çıktı, sentetik hücreler üretti.

 Bizzat kapitalist sistemler Müslüman ülkelerin bu çabalarına sonuna kadar destek vermektedirler. Onlar yok Kuran daki demir mucizesi, yok dağlar mucizesi derken diğerleri yeni bir şey daha keşfedip insanoğlunun kullanımına sunup para kazanmaktadırlar. Elbette bu üreten ülkelerin tek bir amacı vardır, ürettiği malı pazarlamak. Bunun için yerinde sayan, dinle yatıp kalkan, dini savsatalar dışında elle tutulup bir şey üretmeyen sadece tüketen toplumlara ihtiyaçları vardır.

Üretmeyin, tüketin ki sizlere bu bilim dışı savsataları pompalayanların boyunduruklarından çıkamayın. Hayatınızı savsatalarla geçirin ki oturup insanlığa yararı olacak şeyleri üretip milletinizi, memleketinizi aydınlığa taşımayın. Başkalarının ürettiklerini tüketin, onlara mahkum olun.. Tıpkı İran gibi..

Bir bağla iki salla La İlahe İlallah diyerek sokakta ahlak polisi gezdiren İran ın durumu. Dünyanın ikinci büyük petrol üreticisi ve ihracatçısıdır. Ama gelin görün petrolünün %40 ını ithal etmek zorundadır. Ülkemiz gerçek bilimle uğraşıp ileri atılım sağlayacağı yerde tarikat savsataları ile vakit kaybetmektedir. Zaten istenende budur..

İran a geri dönelim istenilenin ne olduğunu iyice anlayalım..

Günümüz İranının içine düştüğü durum dini eğitime katmanın sonuçları açısından oldukça ibret vericidir. İran dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri. Tahran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) içinde ihracat sıralamasında ikinci durumda.

Ancak İran, ülkede yeterince rafineri olmaması nedeniyle benzinin yüzde 40’ını ithal ediyor.

Nedenine gelince. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Tahran’a ekonomik yaptırımlar uygulanmasını kararlaştırmıştı. Bu sebepten dolayı İran ın elinde petrol rafinerisi yapabilecek bilgi ve teknoloji bulunmadığından dışarıdan rafineri için gerekli parçaları ithal edememektedir.

Dışarıdan aldığı petrol sebebiyle petrol ürünlerine %25 zam uygulamıştır. Bu durum ülkede enflasyonu tetikleyecektir. Enflasyonun ne demek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.. Devam et  İran sokaklarda ahlak polislerini dolaştırmaya.. Daha çoook varlık içinde yokluk çekeceksin.. Aynı şekilde bilimi bilim olmaktan çıkartıp Kuran a uyduracağız diye göbek çatlatanlarıda aynı son beklemektedir.

4 Yanıt to “Bilim ve Gelecek”

  1. islamiyetgercekleri said

    İşte klasik Müslüman… İçinde bilim geçen yere tahammülü yoktur. Oradan uzak durur…

    • burakata said

      Ortalama olarak national geographic kanalında günde 1-2 saat harcıyorum. özellikle know universe tavsiye ederim seyredin. Her seyrettiğimde Yüce Allahın büyüklüğü görüyorum. İşte bir örnek Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)

      Evrenin büyüyen bir hızla genişlemesi tüm belgesel kanallarda işlenen ve analiz edilen bir konudur. Kuranımız 1400 sene önce bilgi vermiş. Gök kavramı yüce kitabımızda sadece atmosfer için değil kara madde ve kara enerjinin bulunduğu uzayı kapsar. Lütfen tekrar düşünün evrenin artan bir hızla genişlemesine neden olacak şey yani enerji nerden gelmiştir. Kainatta büyük patlamadan sonra bir atom bile eksilmemiş ve şekil değiştirmişken, enerji kaybolmamışken bunu meydana getiren kaynak ne olabilir. Allah

  2. apranax75 said

    Gözlerimizi kapatıp tek başımıza yaşadıgımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız…Aksine yülselmiş.ilerlemiş.medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacagız.Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur.İlim ve fen nereden ise oradan olacagız ve her millet ferdinin kafasına koyacagız.İlim ve fen icin kayıt şart yoktur..
    M.K.ATATURK

  3. ankaraomer said

    ilim ve fen derken allahı inkar edin dememiş Mustafa Kemal Atatürk önce lafa bak anlşa sonra tartışmanı yap arkadaşım bilim gerekli elbetde gerekli ama bilimde allahı inkar ettiğiniz için bu gercek değiştiriliyor aslında bilim ve din tek bir noktada kalıyor oda insanın doğuşu siz bilimciler olarak nasıl inanmak istiyorsanız öyle inanın biz dindarlar olarakda burakın biz allahımıza inanalım yüce kuranıda bozmaya calışmayın yanlış ifadeler kullanarak bunu yapmayın siz biliminizi yapın ama yanlış yerlere hatda hakarete yönelmeyiniz.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: