Hangi Gerçekler

Hangi Tanrı?

Muhammed ve Zeynep

İşte sizlerin görmemekte ısrar ettikleriniz. Tanrının, bir Peygamberin evlatlık edindiği birininiz karısını bir Peygambere helal kılması.  İşte insanları doğru yola götüren kitap. Muhammed’in kendi çıkarları doğrultusunda yazdığı  ayetlere en önemli örnek, evlatlığı Zeyd’in karısı Zeynep’e aşık olduğu zaman yazdığı ayetlerdir.

İslamiyet öncesinde, kişi ile evlatlığı arasındaki ilişki, ana-baba-oğul gibiydi (günümüzde çağdaş ülkelerde de olduğu gibi) Muhammed yazdığı bu ayetle bu anlayışı da değiştirmiştir. Olayı kısaca aktaralım:Zeyd, Muhammed’in evlatlığıdır. Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için evine gider. Zeyd evde yoktur. Onun yerine karısı Zeynep’le karşılaşır ve hemen aşık olur.(Taberi gibi tefsirciler, o sırada Zeynep’in çıplak olduğunu, Muhammed’in bu yüzden aşık olduğunu belirtirler). Bunu öğrenen Zeyd, hemen Muhammed’e gidip karısından ayrılmak istediğini söyler. Zeyd’in karısından bir şikayeti yoktur ama Peygamberin aşık olduğu kadınla da evli kalmayı da doğru bulmamaktadır. Muhammed bu öneriyi reddeder.

Bunun bir nedeni, Muhammed’in evlatlığının karısına göz koymasının, bir yuvayı yıkmasının doğru olmadığını bilmesidir. Diğer bir sebebi ise, Zeyd’in Arap geleneklerine göre Muhammed’in oğlu sayılmasıdır. Yani Zeynep gelinidir… Muhammed öneriyi reddeder ama bir taraftan da Zeynep’i çok istemektedir. 

Bunun üzerine,(her zaman olduğu gibi!) kurtarıcı ayet geliverir: Ahzab-37 “Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysa Allah’tan sakınman daha doğruydu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşiyle ilgisini kestiğinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin.

 Muhammed, Tanrı emrini yerine getirdiğini, kendisinde bir suç olmadığını da ifade edebilmek için bir de şu ayeti yazar: “Peygamberin Allah tarafından emrolunanı yapmasından dolayı peygambere hiçbir vebal yoktur…(Ahzab 38).

Muhammed’in işin içinden nasıl kolaylıkla sıyrıldığı görülüyor. İşi “ilahi iradeye” döken Muhammed, hem çevrenin tepkisinden kurtuluyor, hem de istediğine ulaşmış oluyor. Üstelik, Zeynep’le evlenme gerekçesi olarak, da tamamen saçma bir iddia atıyor ortaya: “…onu seninle evlendirdik ki, evlatlar eşleriyle ilişkilerini kestiğinde onlarla evlenmenin helal olduğu bilinsin!” Sanki böyle bir kural koymak için Kuran’a ayet yazmak yetmezmiş gibi! Gerçekten de, bu kuralı uygulamaya koymak için Muhammed ile Zeynep’in evlenmesine hiç gerek yoktur. Hatta, bir yuvayı yıktığı için çok yanlış bir davranıştır bu…

Diyanet vakfı yayınları da bu durumdan rahatsız olmuş olsa gerek ki, ayetin altına açıklama yapmak zorunda hissetmişler kendilerini. Şöyle diyorlar: “…Muhammed Zeynep’e aşık olmamıştı. Muhammed’in içinde sakladığı şey, ona aşık olduğu değil, Tanrı tarafından Zeynep’le evlendirileceği gerçeğiydi. Bunu Zeyd’e söylemiyordu.”

Burada, Muhammed’in örnek olsun diye Zeynep’le evlendirilmesi saçmalığına değinmemiş. Bunun yanında, bir de Muhammed’in Zeyd’e önceden bildiği bir gerçeği söylemediğini, aksine “eşini bırakma” dediğini öğreniyoruz. Yani yalan söylediğini… Diyanet Vakfı bunu peygamberine yakıştırıyor mu, yoksa bir yorum hatasına mi düşülmüş bilemiyoruz ama biz bir peygambere bunu hiç yakıştıramadık..

Bu olayla ilgili yazılan tek ayet de bu değildir. Evlilik olayı gerçekleştikten sonra, halk; “Muhammed kendi oğlunun karısıyla evlendi” şeklinde konuşmaya başlamıştır. Bu olay üzerine Muhammed; eski ve son derece güzel bir gelenek olan evlatlıkların gerçek evlat gibi sayılmalarını öngören geleneği kaldırmıştır.

Bunun yerine Kuran’a, evlatlıkların gerçek evlat gibi görülmesini yasaklayan Ahzab Suresi 4-5. Ayetleri yazmıştır. Bununla da yetinmeyen Muhammed, “…Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir.” diyen Ahzab 40’ı da yazarak işi tamamen sağlama almıştır.

Bu karar, hicretin 5.yılında, yani Müslümanlığın 15.yılında gelmiştir. Böyle bir geleneği değiştirmek için Allah tam 15 yıl beklemiş, sonra da tam Muhammed’in işine yarayacağı bir dönemde değiştirmiştir. 

41 Yanıt to “Muhammed ve Zeynep”

  1. gülay said

    Ayetleri neden değştiriyorsun şeytan adam. Bizi öylemi kandıracaksın. Sen herzaman kendine göre yorum yapmışsın. Hz. Muhammet seni neden bu kadar rahatsız ediyor. İşin mi yok senin. Allah tektir. Bunu duymak istemezden. Peygamberimizde gönüllerimizdedir. Sen islamiyet gerçekleri değil ancak kendi bildiğin gerçeğini yazıyorsun. Yazıklar olsun sana………… Senin gibi adamların varlığından utanıyorum.

  2. islamiyetgercekleri said

    Ayetleri değiştirdiğim yok. Yukarıdaki ayetlerin hepsi Diyanet İşlerinin tercümesidir. Tabi Arapça okursanız ne dediğini anlamazsınız. Sorun zaten burada sizlere Arapçaa okuyun sevaptır diyerek azgın bir Peygamber gerçeğini görmemeniz sağlanıyor. Bir kitap ki içinde Muhammede karı kız ayarlayan bir Tanrı var. Ne kadar zavallı bir peygambermiş…. Böyle bir peygamberin varlığından utanman gerekli…

    Muhammed sayesinde günümüzde kadınlarımız baskı altında tutuluyorlar, küçük yaşta evlendiriliyorlar, kocası eve yeni kadın getirince seslerini çıkartamıyorlar.. Bu mu insanlık?

    • benim yorumları niye siteye koymadınız hala. ne sahtekar adamlarsınız bide bilimsel kavramlardan bahsedersiniz.
      şeytanın hilesi zayıftır. sizin hileniz zayıftır.
      siz gerçeği arayanları saptıramazsın bu allahın sözü ve vadidir.
      boşuna kürek çekmeyin…siz ancak kendiniz gibi kalbi hastalık olanları kandırabilirsiniz.
      benim yorumları da siteye koyun. sizi korkak yaratıklar. benim yorumlarımın insanların görmesinden niye korkuyorsunuz. korkmuyorsanız siteye koyun yorumlarımı. sizi sahtekar bilimsel geçinen ahmaklar….

  3. gülay said

    Arapça okumuyorum.Anlamak için türkçe mealinide okuyorum.Çok şükür kültürlü ve araştırmacı bir insanım.Biz peygamberimizin yüzünü görebileceğimizi umut edip ogünü beklerken siz utanmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Öyle bir peygambere inanmak ne güzel.Herkes bundan nasibini alamıyor demek. İslamiyette kadınlara verilen önemi araştırmadınız demek.Siz iyice bir araştırın.

  4. islamiyetgercekleri said

    Aman dikkat et peygamberi gördüğünde sana göz koymasın… Malum dünyada eşi görülmemiş bir peygamber kaç kadınla yattığı tartışma götürür. En az bilinen 24 dür.. Evlatlığının karısı Zeynep cabası. Kocalarını öldürüp koynuna aldıkları ne kadar ahlaka sığar..

    İslam öncesi kadına daha değer verilirdi. İspatı Muhammedin parası için evlendiği Haticedir.. Hatice bir tüccardır. Bağımsız bir kadındır. İslam sonrası kaç tane ticaret yapan kadın olmuştur?

  5. supheci said

    arkadaslar bu yazdıklarınız dogrunu ya. yani ahzap suresinde gecen ayetler dogrumu? peki müslümanların bunlardan neden haberleri yok?
    su andan ben soke olmus durumdayım.. iki gündür bu forumu okuyorum ve benim dünyam karardı..

  6. supheci said

    benim yazılarım neden gitmiyor acaba? bi seyler yazdım ama gitmedi

  7. islamiyetgercekleri said

    Yazılan yorumlar yönetici onayından sonra yayınlanır.
    İkinci mesele hiç bir Müslüman Ahzab Suresi hakkında mantıklı açıklama yapamamaktadır. Zira akla mantığa sığan tek bir açıklama bile olamaz..

    Bir peygamber düşünün topluma ahlak düzen getirmek için geliyor ve evlatlığının karısı ile evleniyor. 1400 yıl önce insanları Tanrı istedi diyerek kandırabilirsiniz. Ama 21. yy da bunu öne sürerseniz o zaman insanlar sorar.. Koskoca kainatı yaratan bir varlık ise Tanrı ona mı kaldı Muhammed in dünyevi isteklerini yerine getirmek? Evlatlığının karısını Muhammed in koynuna koymak insanlığa ne kazandırır? Bundan insanlık ne gibi bir erdem ve ahlak öğrenebilir?

    Üzerine üstlük kalk birde “Peygamberin Allah tarafından emrolunanı yapmasından dolayı peygambere hiçbir vebal yoktur…” (Ahzab 38).” de.

    Demek ki o zamanda insanlar ayıplamışlar bu olayı ve tepki vermişler ki böyle bir savunucu ayet inmiş. Tanrı böyle bir emirle sadece Muhammed e kıyak geçiyor.. Amacı ne?

  8. mesut said

    peygamberi birde tanrılaştırırlar yok onun nurundan yaratılmış kainat derler, hata yapmaz derler, hepsi yalan uydurma hadislerden besbelli, peygamberde insan hata yapabilir allah bu hatasını gizlemeyip kurana ekletmiş.istese peygamber gizlerdi bunu fakat mecburen allah bildirince yazacak yoksa vebali var

  9. enigma said

    33/AHZAB-37

    Ve iz tekûlu lillezî en’amallâhu aleyhi ve en’amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllâh ve tuhfî fî nefsike mallâhu mubdîhi ve tahşen nâs(nâse), vallâhu ehakku en tahşâh(tahşâhu), fe lemmâ kadâ zeydun minhâ vetaran zevvecnâ kehâ likey lâ yekûne alel mu’minîne haracun fî ezvâci ed’ıyâihim izâ kadav min hunne vetarâ(vetaran), ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).

    Ve Allah’ın, onu ni’metlendirdiği ve senin de kendisini ni’metlendirdiğin kişiye: “Zevceni (kendine) tut (boşama) ve Allah’a karşı takva sahibi ol.” demiştin. Allah’ın açıklayacağı şeyi nefsinde saklıyordun. Ve insanlardan korkuyordun (çekiniyordun). Allah, (Kendisinden) korkman (çekinmen) için daha çok hak sahibidir. Sonra Zeyd, ondan alâkasını kesince onu, seninle evlendirdik ki, evlâtlıklarının kendileriyle ilişkilerini kestikleri (boşadıkları) kadınların evlenmelerinde, mü’minlerin üzerinde bir zorluk olmasın diye. (Böylece) Allah’ın emri yerine getirilmiş oldu.

    33/AHZAB-40

    Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).

    Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

    33/AHZAB-38

    Mâ kâne alen nebiyyi min harecin fîmâ faradallâhu leh, sunnetallâhi fîllezîne halev min kabl(kablu), ve kâne emrullâhi kaderen makdûrâ(makdûran).

    Nebî için, Allah’ın O’na farz kıldığı şeyi (yerine getirmesinde) O’na bir güçlük yoktur. Daha önce gelip geçenler için de Allah’ın sünneti buydu. Allah’ın emri, taktir edilmiş bir kader idi (yerine getirildi).

    —————————-

    Bunlar su anda kuran tefsirinde en gecerli sitelerden birinden alinmistir. Yani arkadasin verdigi ayetlerde bir carpitma soz konusu degildir.Ancak goruluyorki sizin alimleriniz degisik yerlere parantez acip ekleme yapma geregi duymus nedense.

  10. MANEVRA said

    merhaba

  11. MANEVRA said

    Tamam siz diyen olsun
    diyelimki yaratici Allah C.C yok (ki var),
    biz namaz kiliyoruzda, inanibda islamiyyeti yashiyorsak ne kayb ediyoruz?
    Ishte vay o gunun haline ki (oyledir), Allah C.C de var, gonderdiyi Elcileri, ve en esasi Kurani-Kerim, Cennet Cehennem.Ishte o gun yandiniz…..

  12. islamiyetgercekleri said

    Değerli Manevra
    Sizin hiç kimseye baskı yapmadan namazınıza, niyazınıza sözümüz yok. Herkes inancında hürdür. Her ne şekilde inanıyorsa inancının gerektirdiği tapınmaları yapabilir. Bununla ilgili hiç bir sorun yok. İnsan haklarının en temek esasıdır din özgürlüğü..

    İşte şimdi yine insan haklarına göre dinsizlikte bir özgürlüktür. Nasıl sizin tapınma ve inanma özgürlüğünüz varsa bizimde tersi özgürlüğümüz var. İşte iş bu noktada zorlaşıyor.. Kuan müşriklere ve kafirlere acımaz. Kuran a göre bizim hiç bir şeye hakkımız yoktur.

    İşte bundan dolayı ramazanda oruç tutmayanı döverler, İnanmıyorum diyeni öldürürler.. Sorun burada yoksa sizin bir taşa tapınmanızda değil.

    • kirinta said

      gerçekleri saptırmayın. peyamber efendimzi(sav) hz zeyneple nefis hesabına evlenmesydi nefsin suküt ettiği 40 yaşındna sonra evlenmezdi. peygamber efendimiz nefsin çoştuğu kaleyanda olduğu 25 yaşında hz hatice ile yetinmiş, 40 yaşındna sonrada nesfin söndüğü yıllarda hz zyeneple evlenmiş. eğer nefis hesabına olsaydı 25 yaşında genç birisi ile evlenirdi. zaten inanmayacak olan insana ayı 10 parçaya da bölsen yinede inanmaz

    • 4/82- Onlar hâlâ Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar(çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı.

      HZ. RESUL HAKKINDA BATILI AYDINLARIN BAZI SÖZLERİ:

      Thomas Carlyle:’İnsanlar her şeyden daha fazla Muhammed’e kulak vermelidir. Diğer bütün sözler, onun karşısında boş sözlerdir.’

      Prof.Dr.H. Mones:’O’nun her sözü bir vecizedir.’

      Jane Pelo:’O’nun davasında heyecanı asildi.’

      Aleksi Lovazon:’O Allah tarafından gönderilmiş bir hak peygamberdir.’

      G’la Faytt:’Ey şanlı arap!Aşk olsun sana….Adaletin ta kendisini bulmuşsun.’

      Raymons Leronge:’14 asır geçmesine rağmen Hz. Muhammed bu zamanın tek rehberi,tek hidayet resulüdür.’

      Sosyolog V.D.Eratsen:’Ben şahsen Hz. Muhammed’in hayranıyım.’

      Prof.Jules Masserman:’Bütün zamanların en büyük lideri Muhammed idi.’

      Prof.Dr. Michael Hart:Muhammed tarihte dini ve dünyevi açılandan en üstün başarıya ulaşmış tek kişidir.’

      Tolstoy: Muhammed, hürmet ve saygıya fazlasıyla lâyıktır.

      Gibson: Hz. Muhammed’i sevmeyenler onu yeterince tanımayanlardır.

      Dostyoyevski: Büyük İslâm Peygamberi yüce yaratıcının katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum.

      B. Smith: Büyük liderlerin hayat ve karakterleri ile yapılan eleştiriler İslâm Peygamberi için yapılamaz.

      Prens Bismark: Senin asrında yaşayamadığımdan dolayı çok üzgünüm Ey Muhammed. Kur’an Allah’ın kitabıdır. İnsanlık senin gibi bir kabiliyeti bir defa görmüş bir daha göremeyecektir. Ben senin önünde hürmet ve saygı ile eğilirim.

      Geothe: Hiç kimse Muhammed’in kurallarından daha ileri bir adım atamaz. Biz Avrupa Milletleri medeni imkânlarımıza rağmen Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki bu yarışmada kimse onu geçemeyecektir

  13. ates söndüren said

    sen malesef allahin lanetledigi israilogullarindan birisi gibisin belkide onlardansin
    sen ki ne allahin (c.c)ismini agzina nede mukaddes nebiiler nebisini zihnine getirip yorum yapma .bunlar sana ancak ates olarak geri dönerler.zavalli oldugunu sana söylüyor aile kuramamis oldugunun ezikligini tahmin ediyorum .ebu cehil gibisin necefsin sen bot ile kep arasinda sikistirilmis bir seytan oyuncagisin allah seni hidayete erdirsin insallah.

  14. [...] saygilar. biliyorumki bizim dinimizde hicbir soru cevapsiz kalamaz. hakki ile cevabi verilir.. Muhammed ve Zeynep Hangi Gerçekler slamiyet ncesinde, kii ile evlatl arasndaki iliki, ana-baba-oul gibiydi (gnmzde ada [...]

  15. mokoko said

    klavuzu karga olanin. burnu bo.. tan kurtulmazmis. sen devam et bunlara belkide birilerini bulursun yandas olarak. cok akilli oldugunu ispat etmeye calis. milyonlarca muslumanin kafasi calismiyor. seninki sinirlari zorluyor. oylemi? iyi sanslar oteki tarafta gorusuruz…

  16. islamiyetgercekleri said

    Boş laflar etmeyin bay ateş söndüren… Eğer varsa sen şusun, busun diyip yazarı karalamak haricinde yazılacak cevabınız buyurun yazın..

    Tabi yukarıda yazılanların elle tutulur ve savunulur yanı olmadığı için sizler işi yazara saldırmaya dökmüşsünüz.. O yazıyı ve ayetleri iyice okuyunuz varsa eleştirileriniz o ayetler üzerine yazınız.. Yoksa boşa konuşuyorsunuz…

    Beni yerin dibine soktuğunuz yazımın kaynağı Kurandır.. Dolayısıyla bu yazımda ne yalan var, ne de iftira.. Hal böyle olunca sizlere o yazıyı savunmak yerine yazara saldırmak düşüyor…

  17. velasr said

    merhaba “sayın; islamiyetgercekleri ” yorumlarınızın bir yerinde insan özgürlüğünün temeli din özgürlüğüdür demişsiniz. Sizin yaptığınız ise müslümanların din özgürlüğüyle dalga geçerek bu özgürlüğe hakaret etekten başka nedirki? . hem insan özgürlüğünün temeli din özgürlüğüdür diyip dini inancının en kutsalı(belkide hayatının) olan insanların, yaratıcı kabul etiği ALlahına ve onun resulu ne küfr ederek bırakın saygısızlığı enbüyük ahlaksızlığı yaparak zaten büyük çelişkiye düşümüşsünüz.Sonrada insanözürlüğünün temeli din özgürlüğü vs.den bahsediyorsunuz. . Bunu yaparken yardımcınız şeytan. Şeytanın dostu olduğunuz ve bunu tum ayetlere(kurandaki/alemdeki) rağmen kendi özgür iradenizle seçtiğniz için yaptığınız rezillik sizi süslü gösteriliyor.

    Sizinve benzerlerinizin ruh halini cok iyi bildiğim için anlayabiliyorum. Ve elhamdülillah ki Allahın bir ayeti miseli sizi tefisr edecek imana da sahibim. Bu durum gercekten benim imanımı artırırken sizin de küfrünüzü artırıyor.

    Alta bu ahlaıksız iftira ve düşüncelerinize ALlah ondan razı olsun mevdudinin ilgili ayetlere yapmış olduğu tefisri copy paste yapıyorum. Çekinmeden Yayınlamanız ümidiyle ….

  18. velasr said

    merhaba

    taberi nin tefisirinde

    “Zeyd, Muhammed’in evlatlığıdır. Muhammed bir gün, Zeyd’i görmek için evine gider. Zeyd evde yoktur. Onun yerine karısı Zeynep’le karşılaşır ve hemen aşık olur.(Taberi gibi tefsirciler, o sırada Zeynep’in çıplak olduğunu, Muhammed’in bu yüzden aşık olduğunu belirtirler).”

    kısmını bulamadım, nerede olduğunu söylermisiniz..

    ayriyetten çıplak görünce hemen aşık olması çok saçma o halasının kızı değilmi. daha önceden hiç görmemişmi? Ona en düşman olanlar dahi ahlakını onaylayıp cok ahlaklı buldukları hz muhammed orada hemen birden bire ahlaksız mı oldu.

    gene Ayrıca Zeyd ile Zeynepi evlendiren Hz muhammed değilmi? Eğer biraz bile beğenisi olsa neden evlendirsin ki?

  19. islamiyetgercekleri said

    Öncelilki mesele neden siz kendi aklınızla bir cevap bulup yazmıyorsunuz? Burası bir nevi forum sitesidir. Buraya bir siteden copy paste ettiğiniz yazıyı onaylamıyor bunun yerine o sitenin linkini veriyorum. Zaten islamcıların cevaplarını merak edenler google da arayıp bulurlar..

    http://www.sevdalara.net/sayfa.asp?sayfa=tefhimulkuran&sure=33&s=0874

    1. Malumunuz üzerine Muhammed in kendinden 25 yaş büyük hanımı Hatice ile evli kaldığı müddetçe Muhammed başka kadınlarla olamamıştır. Ne zaman Hatice vefat etmiş ondan sonra Muhammed haremine sıra sıra kadınları katmıştır. Zeyneple neden daha önce evlenmediğinin cevabı işte Haticedir.. 25 yaşına kadar bekâr 25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı, Haticenin ölümünden sonra 50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı.

    Muhammed’in ilk karısının Hatice’nin zengin ve otoriter bir kadın olduğunu biliyoruz.
    Hatice öldukten sonra Muhammed, 9 yaşındaki Aise’den tutun evlatlığının karısına kadar bir çok kadınla beraber olmuş, hatta amca, dayı, hala, teyze kızlarını kendine helal etmiş, bunların dışında cariyeleri, savaş esirlerini de helal kılmıştır.
    Hatice’nin sağlığında böyle geniş çaplı bir harem kurma girişiminde bulunmaya neden cesaret edemedi acaba?

    Zeynebi evlendirdiğinde başında Hatice durmaktadır..

  20. islamiyetgercekleri said

    Şimdi İslami siteden İslam coşkusuyla mantık gözetilmeden verilmiş cevapları yanıtlayayım…

    Adam önce “Muhammed toplumsal eşitliği sağlamak için zenginin kızını köleye veriyor.” diye anlatıyor (nasıl eşitlik sağlanacaksa), ardından da Muhammed o kadını alınca, onun zedelenen itibarını “Resulullah kurtardı.” diye bize anlatıyor. Bu ne çelişki ya? Sürekli Zeynep’in zedelenen itibarı… Bir kere sen eşitliği sağlamak niyetindeysen köleleri toplumda saygı duyulan insanlar gibi olmaları için uğraşacaksın, o konumlara getirmeye çalışacaksın. Öyle bir adamı öyle bir kızla evlendirirsen tabiî ki kadın öyle davranır (bu birçok kadının doğasında var). Ardından Muhammed’in tanrısı da işi gücü bırakıp Resullullah’ın cinsel yaşamının şenlenmesi için ilgili ayet-i kerimeyi indiriyor. Sanırım bu yukarıda ki sitede ki yazı H.İ.HASAN a ait neyse, yazar olayı lâfebeliği içerisinde örtbas etmeye çalışmış ama maalesef başaramamış.

    Muhammed in içinde gizlediği şey neydi. Hemen ardından gelen cümle de bunun toplumun tepkisi alacağı bir şey olduğunu belirtiyor. Yani insanlardan korkuyordun açığa vuramıyordun. Neyi açığa vurursa toplumdan tepki alacaktı. Kendisine yıllarca baba diyen gelini ile evlenme isteğini. İslamcılar buna Zeyd Zeyneb’i boşadığında Allah onunla Peygamber’in evlenmesi gerektiğini ilham etmişti gibi bir bahane bulmuşlar. Eher Allah ilham ettiyse ne diye direnecek ki?

    – Muhammed’in içinde sakladığı şey, Zeyneb’e olan aşkıyla birlikte, Zeyd’in onu boşaması ve kendisini almasına olanak sağlamasını istemesiydi. Yukarıdaki öyküyü “uydurma ve iftira” diye niteleyenlerse; Muhammed’in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar: Onun sakladıgı şey, yalnızca, Zeyd in karısıyla boşandığında Allah ın Zeynebi onunla evlendireceğini bilmesiydi diyor… Oysa bunlar hep iç içe şeyler. Çünkü Muhammed Zeyneb’e tutulmuşsa, bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.

    2- Muhammed’in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çekinmesine yol açıyordu.
    Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünüyordu ki, onun korkusunu taşıyordu? Bu soruya şu karşılık veriliyor: Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dedikodu yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı.

    Evet bütün bu olaylara ne gerek vardı peki? Allah ın illa Muhammed e bu ayet için uygulama yaptırması şart mıydı? Ahzab suresinde bu evlilik için bir sürü ayet yazılmış, zemin hazırlanmış. Kısaca evlatlığınızın karıları ile ilişiğini kesince evlenmeniz Allah katında helaldir demesi yetmiyor muydu?

    Arabistan’da evlatlık ilişkileriyle ilgili uygulamada olan yanlış gelenek ve adetlere bir son vermenin başka yolu yoktu. Bu ne şimdi peki? Böyle bir savunma olabilir mi? Dünyanın en güzel şeyi kimsesiz bir çocuğa sahip çıkmak onu gözetmek ve yetiştirmektir oysa..Şimdi şuna dikkat edelim: Arapların cahilliye devrindeki bu âdeti bu yüzden çok ahlaklıdır.

  21. islamiyetgercekleri said

    Burada söylenenler hakaret değildir tesbittir. Dünyada 1 milyar ineği kutsal sayan Hindu var. Ne fark ediyor bir o kadar Müslüman olmasında. İneğe laf etsem sizin verdiğiniz tepkiyi verecek 1 milyar insan var. İslam insanların hayatını köreltir. Bu mu doğru..

    1 erkek 2 kadına eşittir.
    1 erkek 4 kadın alabilir.
    Boşanma hakkı sadece erkeğindir.
    Erkeğe cennette ak tenli huriler verilecek(Ne için acaba?) Kadın cennette ne alacak?
    Cihad için adam öldüren cennete gider..
    Akraban olsa bile müşrüklere acıma…
    Savaşta elde edilen kadınlarla seks helaldir.
    Evlatlığının karısını bir peygambere ayarlayan bir Tanrı…
    9 yaşında bir çocukla evlenen bir Peygamber.
    Mirasta kız çocuğu erkekten az alır..
    Mehirlerini verdiğin kadınlar helaldir.

    Asıl mesele şudur.. Teistler bizim için kutsaldır diyip bir çok şeyi sorgulayamıyorlar..
    Mesela Muhammed in cinselliği hakkında konuşmak saygısızlık olarak algılanıyor.
    Oysa ortada olan asıl saygısızlık Muhammed in hayatında onlarca kadın olması.
    Allah ın bu kadın işine müdahele etmesi.
    Kuran ayetlerinin bir kısmının Muhammed in cinsel hayatını sağlamlaştırması..

    Başka bir mesele ise şu.
    Buraya Kuran da ayetler yazıyoruz, Müslüman ayaklanıyor. Vay efendim iftira yalan yazıyorsunuz. Hemen ardından ateistlere küfür geliyor…
    Oysa o ayetler Diyanet işlerinin tercümeleridir.
    Mesela Allah ın tuzak kuranların en iyisi olduğu ayetinde böyle bir olay yaşanmıştı..
    Müslüman Kuran ı bilmiyor. Oradan buradan duydukları ile buraya geliyor….

    21 yüzyılın ve uygar dünyanın gerçekleri Kuranla uyuşmuyor..
    Televizyonda geçen bir programa adam çıktı. Evlatlığının karısı ile kaçıp evlenmiş.
    Sokakta röportaj yapıldı.
    Herkes Allah belasını versin, şerefsiz, böyle rezillik olmaz diye yorum yaptı.
    Oysa Muhammed de bu adamın yaptığının aynısını yapmıştır.

    Bakınız Kurandan Allah hayvanlar, aşağılıklar, pislikler v.b. gibi hakaretler ediyor..Asıl hakaret edenin Kuran olduğunuda görün..

    A’RÂF (179) : Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

    FURKÂN (44) : Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

    “Ey sen Muhammed! Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden… çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunların dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye… aldırış etmeyesin. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, ‘Öncekilerin masalları!’ der. Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz” (Kalem Suresi, ayet 8-15)

    Ne demek Koskoca Allah tam bir mahalle kavgasında kinini kusuyor.. Burnunu yakında yere sürteceğiz diyor..

    Ali İmran 119 . De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Süphesiz Allah kalplerin içindekini hakkiyla bilmektedir.

    Allah diyor lanet ediyor. Kahrolup ölün.

    Tebbet.1 Tebbetin elleri kurusun. Kurudua.. Bu ne lanet etmek değil mi? Aynen eli belinde karşı komşuya lanet yağdırıyor.

    Müdessir 18.Çünkü o düşündü ve hesap kurdu. [2]
    19.Canı çıkası nasıl da hesap kurdu.
    20.Yine canı çıkası nasıl da hesab kurdu.

    Bu nedenlerle, müslümanlara, asla ve asla kimseye karşı; “inancıma saygı göstermeni bekliyorum” gibi bir söz sarfetmemelerini tavsiye ediyorum. Çünkü böyle bir sözün arkasını dolduracak dayanaktan yoksunlar..

  22. buhari83 said

    Bunun üzerine,(her zaman olduğu gibi!) kurtarıcı ayet geliverir: Ahzâb-37 “Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysa Allah’tan sakınman daha doğruydu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşiyle ilgisini kestiğinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin.”

    [ Sizin kurgulayışınıza göre, olayın gelişme sürecine bakıldığında, "Muhammed, Zeyneb’i çok arzuluyor, fakat iki nedenden dolayı Zeyd’in boşanmasını reddediyordu. Daha sonra inen ayet ise Muhammed’i, bu sıkıntılı durumundan “kurtarmış” (!) ve Zeyneb’le evlenmelerine “yardımcı olmuştur” (!)..." Şimdi de, bu tespitin ne kadar doğru olduğunu anlamak için söz konusu ayete (Ahzâb 37) bakalım. Ayette, Hz. Zeyd’le Hz. Zeyneb’in boşanmasından bahsedilirken, “Sonunda Zeyd, eşiyle ilgilisini kestiğinde…” deniliyor. Yani bu ayet, boşanma işleminin gerçekleşmesi için “en ufak bir etkiye bile sahip olmamış”, Hz. Zeyd kendi isteği üzerine Hz. Peygamber’e gelip, boşandıklarını bildirmiştir. Ayet ise boşanma işlemi gerçekleştikten sonra başka bir hususu anlatmak için inmiştir. (Bu husus aşağıda gelecek.) Ayeti anlamadan, üzerine heyecanla bazı yorumlar yapmanız, inşa ettiğiniz fikirlerin buharlaştığını gördüğünüzde sizi üzecektir…]

    ———————————————-

    Muhammed, Tanrı emrini yerine getirdiğini, kendisinde bir suç olmadığını da ifade edebilmek için bir de şu ayeti yazar: (!) “Peygamberin Allah tarafından emrolunanı yapmasından dolayı peygambere hiçbir vebal yoktur…” (Ahzab 38).

    [ “Tanrının emrini yerine getirdiğini, kendisinde bir suç olmadığını” sözleriyle eğer Hz. Peygamber’in, “Hz. Zeyd, Tanrı Kuran’da emretti de boşandı, benim ne suçum var?” şeklinde bir savunma yaptığını söylüyorsanız bu ayetin söz konusu boşanma olayıyla uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığını yukarıda belirtmiştik… Yok, eğer Hz. Zeyd eşini kendi isteğiyle boşadıktan sonra, “Hz. Peygamber, evlatlığı Hz. Zeyd’in hanımıyla evlendi!” diye eleştirenlere karşı yukarıdaki ayetle (Ahzap, 38) savunma yaptığını söylüyorsanız bu iddiaya da şu şekilde cevap veririz. Kuran’ı Kerim, cahiliye Arap toplumundan kalma kökleşmiş yanlış bir adeti ortadan kaldırmak istemiş ve bu âdetin ortadan kaldırılmasıyla doğması muhtemel tepkileri engellemek için de yukarıdaki ayeti indirmiştir. Tabi ki siz Tanrı diye bir varlıktan şüphe ettiğiniz için tartışma, Kuran’ın kim tarafından ortaya çıkarıldığına gelecektir. Biz “Müslümanlar” olarak, Kuran’ın, bütün kâinatı yaratan bir varlık tarafından, vahiy yoluyla Hz. Peygamber’e indirilmiş bir kitap olduğuna, içindeki hükümlerin Allah tarafından vaz edildiğine inandığımız için yukarıdaki ayetlere ve o ayetler ışığında Hz. Peygamber’in Hz. Zeyneb’le evlenmesi sürecine de şüphesiz iman ediyor, bu olaya “Tanrı’yla Muhammed’in danışıklı dövüşü”, “Muhammed’in kendi yazdığı kitapla insanları kandırması” veya “Tanrı’nın, Muhammed’in cinsel hayatını sağlama alması” şeklinde bakan zavallılara acıyarak gülümsüyoruz. Siz “kâfirler” ise, hakaret ve iftira haysiyetsizliğiyle dopdolu kalbiniz beyninize hükmettiği için, olaya, tarafsız ve mantıklı bir bakış açısıyla yaklaşma dürüstlüğünden uzak bir halde, çelimsiz fikirleriniz içinde bocalıyorsunuz. ]

    ———————————————-

    Muhammed’in işin içinden nasıl kolaylıkla sıyrıldığı görülüyor. İşi “ilahi iradeye” döken Muhammed, hem çevrenin tepkisinden kurtuluyor, hem de istediğine ulaşmış oluyor. Üstelik Zeynep’le evlenme gerekçesi olarak, da tamamen saçma bir iddia atıyor ortaya: “…onu seninle evlendirdik ki, evlatlar eşleriyle ilişkilerini kestiğinde onlarla evlenmenin helal olduğu bilinsin!” Sanki böyle bir kural koymak için Kuran’a ayet yazmak yetmezmiş gibi! Gerçekten de, bu kuralı uygulamaya koymak için Muhammed ile Zeynep’in evlenmesine hiç gerek yoktur. Hatta bir yuvayı yıktığı için çok yanlış bir davranıştır bu…

    [ Yukarıda da kısaca değindik, Kuran’ı Kerim, bu ve bundan önceki ayetlerle, evlenme yasaklarıyla ilgili konularda, öz oğulla evlatlıkları bir tutan, cahiliye Arap toplumundan kalma yanlış örf ve adetlerin ıslah edilip değiştirilmesini hedeflemişti. Evlatlık bir çocuğun, boşanmış veya sair sebeplerle dul kalmış karısının, kayınpederi ile nikâhlanması geleneğe göre yasaktı. Bu örf, insanlar üzerine öyle derinlemesine nüfuz etmişti ki müslümanlar arasından bir kimsenin kalkıp bunun aksini düşünmesi bile başlı başına bir skandaldı. Allah, toplum içinde böylesine kök salmış son derece yanlış olan bu âdeti, ayetle, bizzat Hz. Peygamber’in evlenmesini sağlayarak kaldırmıştı. Bu âdetin son derece tartışma götürmez, inkârı kabil olmayan sağlam bir örf olduğu sabitken, anılan âdetin kaldırıldığı olayda bizzat Hz. Peygamber’in seçilmesi bir “saçmalık” değil, aksine “son derece anlamlı” bir husustur. Çünkü bu yanlış uygulamanın kaldırılması çok büyük tepkilere neden olacağından baştan, bu tepkilerin karşısına o kadar büyük bir şahsiyet seçilmiştir. Yoksa bu uygulamanın sadece Kuran’da bir ayetle yasaklanması doğacak tepkilerin önüne geçmekte sıkıntı oluşturabilirdi. (En doğrusunu Allah bilir.) Şimdi böyle bir ihtimalin bulunduğu açıkça sabitken, kalkıp da, “Bu kuralı uygulamaya koymak için Muhammed’le Zeyneb’i evlendirmek saçmalıktır.” demek aslında saçmalığın kendisidir.
    Hz. Peygamber, Hz. Zeyd-Zeyneb ilişkisinin bitmesini kesinlikle istemediği halde, Hz. Zeyd’i, “kendi isteğiyle” hanımını boşamak için geldiği her defasında “Kesinlikle hayır, devam edin!” sözleriyle geri çevirdiği halde, ama sonunda Hz. Zeydin, yine “kendi isteğiyle” hanımını boşadığını bildiğiniz halde nasıl olur da, “Muhammed bir yuvayı yıkmıştır.” diyerek iftira atma düşüklüğüne başvuruyorsunuz? ]

    ———————————————-

    (önceki paragrafın devamı) Diyanet vakfı yayınları da bu durumdan rahatsız olmuş olsa gerek ki, ayetin altına açıklama yapmak zorunda hissetmişler kendilerini. Şöyle diyorlar: “…Muhammed Zeynep’e aşık olmamıştı. Muhammed’in içinde sakladığı şey, ona aşık olduğu değil, Tanrı tarafından Zeynep’le evlendirileceği gerçeğiydi. Bunu Zeyd’e söylemiyordu.” Burada, Muhammed’in örnek olsun diye Zeynep’le evlendirilmesi saçmalığına değinmemiş.

    [ Burada, yaptığınız alıntının, ileri sürdüğünüz fikirle hiç alakası olmadığının, iddianızın havada kaldığının farkında değilsiniz. Hem, diyanetin bu durumdan, yani “kuralı uygulamaya koymak için Muhammed’i Zeyneb’le evlendirme saçmalığından” rahatsız olduğunu ve ilgili ayetin altına bununla ilgili açıklama yaptıklarını söylüyorsunuz hem de, bu cümlenin hemen sonrasında “Burada, Muhammed’in örnek olsun diye Zeyneb’le evlendirilmesi saçmalığına değinilmemiş.” diyerek yaptığınız alıntının alakasız olduğunu kendi sözlerinizle itiraf ediyorsunuz!

    Bu iki sözden sonuncusu doğru; Çünkü böylesine önemli bir geleneği kaldıran bir kuralın uygulamaya konması için Peygamber gibi bir insanın olaya katılarak muhtemel tepkilerin önüne geçilmesi son derece makul bir şey… Dolayısıyla Diyanet Vakfı Yayınları, bu konuda rahatsız olacak bir şey görmemiştir.

    Sakın, “Diyanet Vakfı Yayınları, ‘Muhammed Zeyneb’e aşık oldu’ sözünden rahatsız oldu, biz de ‘bu durumdan rahatsız oldu’ derken bunu kastettik” demeyin, çünkü sözlerinizin bağlamından böyle bir şeyi çıkarmak zorlama yoluyla bile mümkün değil. Cümlenin öncesinde böyle bir kastı doğrulayacak bir anlam bulmak mümkün değil. Dolayısıyla yukarıdaki yazdığınız paragraf kurgu ve mantıktan tamamen uzak, eleştirme zahmetine tenezzül edilmeyecek bir paragraf olmuş! ]

    ———————————————-

    Bunun yanında, bir de Muhammed’in Zeyd’e önceden bildiği bir gerçeği söylemediğini, aksine “eşini bırakma” dediğini öğreniyoruz. Yani yalan söylediğini… Diyanet Vakfı bunu peygamberine yakıştırıyor mu, yoksa bir yorum hatasına mi düşülmüş bilemiyoruz ama biz bir peygambere bunu hiç yakıştıramadık..

    [ Hz. Peygamber’e, olayın gerçeği vahiyle bildirilmiş olduğu halde, onun Hz. Zeyd’e, “Eşini bırakma!” demesinin “yalan söylemek”le uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığını on yaşındaki çocuk bile anlar! Hz. Peygamber, bu sözüyle yalan söylememiş, “yanlış anlaşılmamak” için gerçeğin ortaya çıkmasını zamana bırakmıştır. Bu ise ahlak kuralları açısından gayet normal karşılanacak bir davranıştır. Diyanet Vakfı burada ne bir “yalan yakıştırması” yapmış, ne yorum hatasına düşmüş, burası açık ama biz, bu “saçma” düşünceyi size yakıştıramadık doğrusu… ]

    ———————————————-

    Bu olayla ilgili yazılan tek ayet de bu değildir. Evlilik olayı gerçekleştikten sonra, halk; “Muhammed kendi oğlunun karısıyla evlendi” şeklinde konuşmaya başlamıştır. Bu olay üzerine Muhammed; eski ve son derece güzel bir gelenek olan evlatlıkların gerçek evlat gibi sayılmalarını öngören geleneği kaldırmıştır. Bunun yerine Kuran’a, evlatlıkların gerçek evlat gibi görülmesini yasaklayan Ahzab Suresi 4-5. Ayetleri yazmıştır.

    [ Bu olayla ilgili birkaç ayet (Ahzap Süresi: 36, 37, 38, 39, 40. ayetler) nazil olmuştur. Burada da yine kurgu hatası var; kaldırılan adet Hz. Peygamber ile Hz. Zeyneb evlendikten sonra doğan tepkiler sonucu değildir. Aksine bu evlilik söz konusu geleneği ortadan kaldırmıştır.

    Aynı zamanda şu sözde yine bir tahrif ve iftira göze batıyor: “Muhammed; eski ve son derece güzel bir gelenek olan evlatlıkların gerçek evlat gibi sayılmalarını öngören geleneği kaldırmıştır.” Durum böyle değildir, çünkü Hz. Peygamber, evlatlıkların “her konuda” gerçek evlat gibi sayılmalarını öngören geleneği kaldırmamış, “onlarla evlenilmesini yasaklayan geleneği” kaldırmıştır. Yoksa İslam Dini, geriye kalan hususlarda, gerek öz-üvey evlatları gerekse evlatlıkları kesinlikle aynı değerde tutmuş, aralarında her hangi bir ayrımcılık gözetmemiştir!

    Ahzâb Süresi 4. ayette de, “Allah, evlatlıklarınızı öz oğullarınızla/kızlarınızla bir saymanızı yasaklamıştır” buyrularak, baba ile evlatlıkları arasındaki mahremiyet ilişkisinin öz oğul/kızlar arasındaki mahremiyet ilişkisiyle bir tutulmasının yasaklandığı ilan edilmiş, böylelikle bir babanın, evlatlığıyla olduğu gibi, ondan boşanmış kadınla da evlenmesine izin verilmiştir. Aynı durum öz oğul için geçerli olduğunda, baba, öz oğlundan boşanmış kadınla kesinlikle evlenemez. Yine bu ayetle, miras konusunda da evlatlıklarla öz oğullar ayrılmıştır. Bunların dışında kalan bütün hususlarda evlatlıklarla öz oğullar aynı konumdadır, aynı değere sahiptir. Evlatlıklarla öz oğullar arasındaki farkın bunlardan ibaret olduğu ortadayken, “Muhammed, evlatlıklarla öz oğullar arasında ayrımcılık yapıyor!”, “Muhammed, evlatlıkların gerçek evlat gibi görülmesini yasaklıyor!” diye ortalıkta slogan atmak kuru gürültüden başka bir şey değildir.

    Ahzâb Süresi 5. ayette ise şöyledir: “Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin…” Görüldüğü gibi bu ayet de, evlatlıklarla öz oğullar arasında bir ayrım yapmayı öngörmemiş, soylarının, gerçek babalarına nisbet edilmesini emrederek “soy karışması”nın önüne geçmek istemiştir. “Kim, kimin nesi?” belli olmayan çağdaş yaşam biçiminde soy-sop kavramları önemini yitirdiği için seküler düşüncenin kurbanı olan beyinler de “nesli muhafaza”nın önemini anlayacak kapasiteden uzaktırlar! Yadırganacak olan asıl nokta ise, bu ayetten hareketle “Muhammed, evlatlıkların öz oğul gibi görülmesini yasaklıyor” şeklinde ucuz, basit söylemlere başvurmalarıdır. ]

    ———————————————-

    Bununla da yetinmeyen Muhammed, “…Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir.” diyen Ahzab 40′ı da yazarak işi tamamen sağlama almıştır.

    [ Yukarıdaki paragraflarda geçen iddia ve iftiraların, ne kadar mantıksal kurgudan uzak, zayıf ve saçma olduklarını kanıtladıktan sonra bu paragrafta yer alan ayetin etrafında söylenen sözler de -aynı manttıksız eleştirilerden biri olduğu için- kendiliğinden buharlaşmış olmaktadır. Ayet, etrafında sarf edilen iftiradan bağımsız olarak ele alındığında, “Muhammed’in sizin adamlarınız gibi, bir erkek çocuğunun hiç olmadığı”nı ifade etmektedir. Gerçekten de Hz. Peygamber’in o yaşta erkek çocuğu olmamıştır. Hz. Zeyd onun öz oğlu değil, evlatlığıdır. Ayette, “ricaliküm” kelimesi geçmektedir, bu kelimenin Türkçeye doğru çevirisi ise “erkeklerinizden” değil, “adamlarınızdan” şeklindedir. Çünkü bu kelime Arapça da “herhangi bir” erkek değil, “adam olma yaşına gelmiş” erkek anlamında kullanılmaktadır. Yani “Sizin adamlarınız yaşında erkek çocuğu yoktur.” demektir.

    ———————————————-

    Bu karar, hicretin 5.yılında, yani Müslümanlığın 15.yılında gelmiştir. Böyle bir geleneği değiştirmek için Allah tam 15 yıl beklemiş, sonra da tam Muhammed’in işine yarayacağı bir dönemde değiştirmiştir.

    [ Seni ve tüm Kâinatı yaratan, sana sınırlı akıl veren bir tanrı’nın hangi kuralı ne zaman koyacağını sorgulaman, bunu alay konusu etmen nankörlükte ne kadar ileriye gittiğini gösterir… Hidayeti Allah verir, bizim çabamız ise bu saçma ve bozuk fikirlerin saf müslümanları etkilememesi için tebliğ vazifesini ifa etmektir. Doğru yolu bulmanız ümidiyle… ]

  23. islamiyetgercekleri said

    Kes yapıştırcı Buhari Bey.. Önce tekrar ayeti yazalım..
    37 “Ey Muhammed! Allah’ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye, ‘Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysa Allah’tan sakınman daha doğruydu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik ki, evlatlıkları eşiyle ilgisini kestiğinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin.”

    Demişsiniz ki Zeyd boşandıktan sonra evlenmiştir Muhammed Zeyneple. Bunda garipsenecek bir şey yok. Yaani öyle dediğimiz gibi Muhammed Zeyneb i beğendiği için değil. Muhammed de boşanmasını reddetmiş diye vurgu yapıyordunuz..

    Peki o zaman Zeyd daha bu ayet gelmeden önce neden Muhammed e gelip isterse Zeynebi boşayacağını sorar? Durduk yerde adam neden karısını boşamak istesin?

    Öyle ayeti gönül gözü ile yorumlarsanız böyle komik yorumlar yaparsınız. İşte asıl en önemli kısıma geliyoruz.. Siz ayetin boşanmadan sonrasına ilk paragrafta vurgu yapmışsınız. Oysa bakın Zeyd gelip istersen boşayayım diyor ve Muhammed reddediyor.. Hayır boşama yanında tut diyor.. Bunu neden söylüyor peki? Çünkü Zeynep Muhammed in gelini. Yani peygamber gelini. Zaten Araplar arasında yasak olan gelinlerle evlilik birde peygamber tarafından gerçekleştirilse skandal olur..

    Muhammed in Zeyd e hayır boşama dediğinde Zeynebe ilgisi var. Nereden anlıyoruz? Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun diyor ayette.
    Peki neymiş bu Muhammed in içindeki?

  24. islamiyetgercekleri said

    Evet kendi gönül gözünüz, duygusal mantığınız böyle bir ahlaksızlığı kabul etmediği için hayali sözümona masumane hikayeler yazıp böyle bir ahlaksızlığı gayet mazur görüyorsunuz.

    Şimdi size bir soru böylece bu masumane hikayeleriniz buhar olup uçacaktır..

    İslam Muhammed in gelini ile uygulamalı olarak evlenmesinden ne kazanmıştır? Allah neden bunu uygulamalı yaptırmıştır? Koskoca Allah sadece gelinleriniz ile evlenmeniz haram değildir dese ne değişecektir? Neden Muhammed e böyle hassas bir durumda uygulama yaptırıyor?

    Buyurun size kıvırtmanız için yeni bir soru..

    • hasgiz said

      (1. Malumunuz üzerine Muhammed in kendinden 25 yaş büyük hanımı Hatice ile evli kaldığı müddetçe Muhammed başka kadınlarla olamamıştır. Ne zaman Hatice vefat etmiş ondan sonra Muhammed haremine sıra sıra kadınları katmıştır. Zeyneple neden daha önce evlenmediğinin cevabı işte Haticedir.. 25 yaşına kadar bekâr 25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı, Haticenin ölümünden sonra 50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı.)
      Bismillah..
      Islami tartismak, Kur an i tartismak, EFENDIMIZI sorgulamakla giris yapicaginiza, Islami Kur an i EFENDIMIZi ve ashabini tarafsiz bi sekilde taniyamaya calissaydiniz.. Tabi ki koru korune inanmak yerine arastirarak inanmayi tercih edioruz…
      Hz Hatice nin zenginliginden, yasindan ve otoritesinden soz etmissiniz… Hz Hatice nin hayatini okumus muydunuz acaba? O’na kendisinden yasca buyuk olan Kuzeni Varaka nin , yakin bi zamanda bi Peygamber gelecegi, Hz Hatice nin o Peygamberle evlenecegi mujdesinden ve Varaka nin Incil ve Tevrat ta gelecegi mujdelenen o Kutlu Peygamberi gorme serefine nail olamiycaginin verdigi uzuntuden haberdar olurdunuz.
      Zengin ve cok zeki olan hz Hatice validemiz, henuz EFENDIMIZI gormemisken, ruyasinda evinin uzerine dogan bi gunes gormus ve bu Kuzeni Varaka ya anlattiginda EFENDIMIZle evlenecegi muzjdesini almistir ve EFENDIMIZi taniycagi gunu sabrla beklemis ve gelen butun evlilik tekliflerini reddetmistir…
      O gun gelmis ve durustlugu, guzel ahlaki, zekasi ve yumusak huylulugu ile nam salan EFENDIMIZin varligindan haberdar olmus ve kendi ticaret kervanlarinin basina EFENDIMIZIN gecmesi teklifini sunmustur..
      EFENDIMIZ Hz. Hatice adina ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri gormus ve yardimcisi Meysele ile EFENDIMIZE evlilik teklif etmisti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureysliler’in en soylu kadinlarindan olan Hz. Hatice ile evlendi. !!!!!! burdada goruldugu uzre, evlilik teklifi EFENDMIZden degil hz Hatice den gelmistir… ac gozlu, para ve zenginlik pesinde kosan bi sahsiyet olsaydi , evlilik teklifini EFENDIMIZ yapmaz miydi?

      (Muhammed’in ilk karısının Hatice’nin zengin ve otoriter bir kadın olduğunu biliyoruz.
      Hatice öldukten sonra Muhammed, 9 yaşındaki Aise’den tutun evlatlığının karısına kadar bir çok kadınla beraber olmuş, hatta amca, dayı, hala, teyze kızlarını kendine helal etmiş, bunların dışında cariyeleri, savaş esirlerini de helal kılmıştır.
      Hatice’nin sağlığında böyle geniş çaplı bir harem kurma girişiminde bulunmaya neden cesaret edemedi acaba?
      Zeynebi evlendirdiğinde başında Hatice durmaktadır..)
      Hz Hatice ile evli bulundugu zamanda bi baskasiyla evlilik yapmamistir, bu dogru, ama bunun nedeni hz Hatice den korkmasi veya cekinmesi degil, Hz Haticeye olan sevgisi, aski, saygisi ve sadakatindendir ki Hz Hatice nin ismi anildiginda gozlerinin nemlendigini bi cok Hadis rivayetlerinden bilioruz..
      Sizin bunu anlamanizi umut ederek kendimce aciklamaya caliscam insaALLAH…
      Bilindigi gibi EFENDIMIZin en önemli teblig metotlarindan biri de ALLAH tarafindan gelen emir ve yasaklari önce kendisinde uygulamasi, sayet bunlari kendi sahsinda uygulama imkani yoksa veya böyle bir imkann bulamamissa, o emir ve yasaklari en yakin akrabasinda uygulamasiydi.
      EFENDIMIZin diger peygamberlerden farkli olan ozelliklerinden biriside sirf bi kavme degil, tum insanliga ve cin alemine Peygamber olarak gonderilmesidir..
      Bu sepeptendir ki ummetine ve tum insanliga her konuda ornek olmasi O’NUN ayricaliklarindandir.

      Bi evlat, bi es, bi baba, bi arkadas, bi ticaretci, bi ogretmen, bi hakim, bi kumandan vs vs.. EFENDIMIZ gordugunuz gibi bize Kendisinden sonra Kendisini ornek alabilmemiz icin her konuda onder olmustur.

      Gelelim EFENDIMIZin hz Hatice den sonraki evliliklerine…
      Diorsunuz ki 9 yasinda olan hz Aise ile evlenmistir. Arap yarimadasi sicak ve gelisime elverisli oldugu icin arap kizlarida cok kucuk yaslarda serpilip, olgunlasir ve vucut olarakta gelisirler. Kaldi ki hz Aise 9 degil 17- 18 yaslarinda idi EFENDIMIZle evlendiginde..
      Peygamberligin gelisinden on yil sonra, 50 yasindayken esi Hz. Hatice yi kaybeden EFENDIMIZ kendisine hem ev isleri ve cocuklarinin bakiminda yardimci olcak, hem de İslam’a davet faaliyetlerinde destek olacak eslere ihtiyaci vardi. Bunun icin bir yandan yasli ve dul bir kadin olan hz Sevde yi, sonrada Hz. Ebubekir in kizi olan Hz.Aise yi istetti.

      Hz. Peygamberin bu istegi, vahyin baslangicindan 10 yil sonradir. Hz. Aise vahiy baslangicindan bes alti yil once dogmustur. Dolaysiyla Hz. Aise nin EFENDIMIZle evlendigi yasin 17-18 oldugu ortaya cıkar.

      Bu konu, daha detayli bir sekilde Mevlana Sibli’ nin “Asr-i saadet” kitabinda gecer. (İst. 1928. 2/ 997)

      Hz. Aise nin evlendigi zaman yasinin büyük oldugunu, ablası Esma’nin biyografisinden kesin olarak anlioruz. Eski biyografi kitaplari Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yasindayken, hicretin 73. yilinda vefat etmistir. Hicret vaktinde 27 yasindaydi. Hz. Aise ablasindan 10 yas kücük olduguna göre, onun da hicrette tam 17 yasinnda olmasi icap eder. Ayrica Hz. Aise, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nisanlanmisti. Demek ki evlenecek cagda bir kizdi.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayati, Ali Himmet Berki, Osman Keskioglu, s. 210)
      Bu yas olayida biz ummetine bi ornektir. Mu minler temiz, imanli ve guzel ahlakli birisyle tanistiklarinda evlenmelerinde yas sorununun yapilmamasi icin, hem kendisinden yasca buyuk olan hz Hatice ile, hemde kendisinden yasca kucuk olan hz Aise ile evlilik yapmistir.
      – Hz Zeyd in esi olan Hz Zeynep ile olan evliligine gelirsek, size cok guzel aciklamalar yapmis olan bi nick vardi ( suan hatirimda degil, kusuruma bakmaz insaALLAH kendisi).
      Zeyneb binti Cahs, Hz. Peygamberin hanimlari arasinda hakkinda islam düsmanlari ve bilhassa hristiyanlar tarafindan en fazla gürültü koparilanidir. Onun, gerek ilk evliligi, gerekse ikinci evliligi farkli cevrelerce degisik sekillerde yorumlanmis ve daima gündemde kalmistir. Hz. Zeyneb’in Rasûlüllah ile olan evliligini anlayabilmek için tarihi ve sosyolojik bazi gercekleri cok iyi bilmek gerekir. Aksi taktirde yanlis bi degerlendirilme yapilmis olur..
      İslâm’dan önceki Cahiliyye döneminde yasayan güclü örf ve geleneklerden biri de evlatligin öz evlad gibi muamele görmesiydi. Hatta bu sebeple baslangicta hz Zeyd e , “Zeyd bin MUHAMMED” deniyordu. Yani “MUHAMMED’in oglu. Zeyd”.
      Bi sure sonra MUHAMMED in oglu olarak anilinca, vahiy inmistir ve evlatlarin kendi babalarinin isimleriyle, soylariyla anilmasi emredilmistir. Bunun uzerine EFENDIMIZ hz Zeyd in babasinin ismiyle anilmasini emretmistir. Yani Zeyd bin Harise”Harise nin oglu Zeyd”
      Bu anlayışa göre hareket edildiği takdirde elbetteki öz evlad ile baba arasindaki hükümler neyi gerektiriosa evlatlik ile baba arasindaki hukuk da bunu gerektiriordu. Bu cümleden olarak evlatligin hanimi, öz oglun hanimi gibi kabul ediliordu. Köklü ve degismez bir gelenek haline gelen baska bir anlayisa göre de üst tabakaya mensup, asil ve zengin kizlarin fakir veya kölelerle evlenmemesiydi.

      EFENDIMIZ insanlari bir taragin disleri gibi esit kabul ediyordu. Ona göre, ALLAH korkusu ve takvadan başka hiç bir faktör insanlara ayrıcalık getirmemeliydi. Nitekim Kur’ân bu konuda; ALLAH katında en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır” (el-Hucurât, 49/13) diyordu. Buna göre Cahiliyye döneminden beri devam edip gelen imtiyazlı sınıf hakimiyeti ortadan kalkmalıydı. İslâm toplumu, eşitlik ve adalet üzerine kurulmalıydı. Bunun için de en hassas konulardan biri olan evlilikle bu iş gerçekleşmeliydi. Medine’ye hicret eden halasının kızı ve Abdullah b. Cahş’ın kız kardeşi olan Zeyneb, bu iş için bulunmaz bir fırsattı. Zeyneb’in evliliğinden söz edildiği bir günde eski ve kötü âdetin kaldırılma zamanının geldiğine hüküm ederek Zeyneb’i evlatlığı Zeyd için istedi. Fakat ne Zeyneb ne de kardeşi Abdullah, soylu ve hür bir kadının azad da edilmiş olsa bir köle ile evlenme teklifini hoş karşılamadılar. İkisi de dayızadeleri olan ALLAH’ın elçisine böyle birinin kendileri için uygun olup olmayacağını sordular. Onlara göre eşraftan birinin kızı azad edilmiş bir köle ile evlenemezdi. Zeyneb daha da ileri giderek kendisinin böyle biri ile evlenemeyeceğini söylüyordu.
      RasulALLAH, Zeyd’in İslâm’daki ve kendi yanındaki değerini onlara anlatıp onun ana ve baba tarafından da soylu bir kimse olduğunu söyledi. Ancak onlar, ALLAH elçisine olan derin sevgi ve muhabbetlerine ve ona itaat etme konusunda son derece titiz davranmalarına rağmen bu evliliğin gerçekleşmesini istemiyorlardı. Bunun üzerine;
      “ALLAH ve Rasûlü bir işe karar verip hükmettiği zaman, mü’min bir erkekle, mü’min bir kadın için işlerinde muhayyerlik (seçme hakları) yoktur. Kim, ALLAH ve Rasûlüne isyan ederse, muhakkak ki o, apaçık bir sapıklık etmiş olur” (el-Ahzâb, 33/36) âyet-i kerimesi nâzil oldu. Bunun üzerine Zeyneb, ALLAH ve Rasulünün emrine itaat etmek için Zeyd ile olan evliliğe razı oldu. Fakat bu evlilik pek iyi işleyen bir seyir takib etmedi. Bu sebeple ancak bir sene kadar devam etti. ( yani yillarca suren bi evlilikleri olmamistir ve ne hz Zeyd ne de hz Zeynep EFENDIMIZe baba demislerdir!!!!) Bununla beraber, İslâm’ın yerleştirmek istediği eşitlik ve adalet anlayışı artık kök salmış ve örnek bulmuş oluyordu. Bununla beraber bu evlilik hayatı, ikisine de mutluluk getirmedi. (Bu evlilik esnasındaki olaylar ve Zeyd’in durumu hakkında geniş bilgi için bk. Ziya Kazıcı, Hz. MUHAMMED’in Eşleri ve Aile Hayatı, İstanbul 1991, 233-235) Çünkü, hz Zeyneb, dindar ve ALLAH’tan korkan bir kadın olmasına rağmen sülalesi, güzelliği ve asaleti ile iftihar ediyor, azadlı bir köle olan kocasına iğneleyici sözler söyleyip tepeden bakıyordu. O, akrabasının evine bir köle olarak giren bir azadlının nikahı altında bulunmayı bir türlü hazmedemiyordu. Bu sebeple de her fırsatta kocasının kalbini kırıyordu. Zeyd artık buna dayanamadı. Hz. Peygambere müracaatla karısını boşamak istediğini bildirdi. Rasûlüllah, bu durumdan çok müteessir oldu. Çünkü evlenmelerini bizzat kendisi istemişti. Bu sebeple her defasında ALLAH’tan kork, karını boşama” (el-Ahzab, 33/37) diyordu. Bununla beraber bu evlilik yürümedi ve Zeyd, karısını boşamak zorunda kaldı. Böylece Zeyneb binti Cahş serbest kalmış oldu.
      Aradan bir süre geçtikten sonra bu defa sıra başka bir kötü âdedin kaldırılmasına gelmişti. Bu ise evlatlıkların hanımlarının öz evladın hanımı kabul edilip öz gelin muamelesine tabi tutulması idi. Bu sırada İslâm hukukî bakımından evlatlık müessesesini temelden değiştirmiş ve bir kişinin sadece öz babasına nisbet edilebileceğini ilkesini getirmişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu anlamda şöyle denilmektedir:
      “Onları (evlatlıklarınızı) babalarının ismiyle çağırın. Bu, ALLAH katında daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız o halde (onlar) din kardeşleriniz ve dostlarınızdır” (el-Ahzab, 33/5). Bunun üzerine Hz. Peygamberin evlatlığı olan Zeyd de, Zeyd b. Hârise diye çağırılmaya ve daha sonraki nesillerce de bu isimle anılmaya başlandı (Ahmed b. Abdullah et-Taberî, es-Simtu’s-emin, 106). Zeyd, Hz. Peygamberin evlatlığı idi. Buna göre onun hanımı olan Zeyneb de Rasûlüllah’ın öz gelini değildi. Evlatlık müessesesinin Kur’ân’ın emri ile kaldırılmasından sonra bunun bir kalıntısı olan “evlatlık hanımlarının, evlad edinenler tarafından alınmayacağı” anlayışının da kaldırılması gerekiyordu. Uygulamadaki prensibe göre bu âdetin kaldırılmasında en uygun durumda olan ise bu defa Hz. Peygamberdi. Hz. Peygamber de bunu biliyordu.

      (Muhammed in içinde gizlediği şey neydi. Hemen ardından gelen cümle de bunun toplumun tepkisi alacağı bir şey olduğunu belirtiyor. Yani insanlardan korkuyordun açığa vuramıyordun. Neyi açığa vurursa toplumdan tepki alacaktı. Kendisine yıllarca baba diyen gelini ile evlenme isteğini. İslamcılar buna Zeyd Zeyneb’i boşadığında Allah onunla Peygamber’in evlenmesi gerektiğini ilham etmişti gibi bir bahane bulmuşlar. Eher Allah ilham ettiyse ne diye direnecek ki?
      – Muhammed’in içinde sakladığı şey, Zeyneb’e olan aşkıyla birlikte, Zeyd’in onu boşaması ve kendisini almasına olanak sağlamasını istemesiydi. Yukarıdaki öyküyü “uydurma ve iftira” diye niteleyenlerse; Muhammed’in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar: Onun sakladıgı şey, yalnızca, Zeyd in karısıyla boşandığında Allah ın Zeynebi onunla evlendireceğini bilmesiydi diyor… Oysa bunlar hep iç içe şeyler. Çünkü Muhammed Zeyneb’e tutulmuşsa, bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.
      2- Muhammed’in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çekinmesine yol açıyordu.
      Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünüyordu ki, onun korkusunu taşıyordu? Bu soruya şu karşılık veriliyor: Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dedikodu yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı. )

      Ancak ortaya çıkacak fitne ve dedikodular onu korkutuyordu. Ama İslâm’ın getirdiği bu prensip, kesinlikle kendisi üzerinde uygulanacaktı. Nitekim bu husus Kur’ân’da şöyle ifade edilir:
      “ALLAH’ın açığa çıkarıcı olduğu şeyi kalbinde gizliyordun. Ve halktan korkuyordun. Halbuki korkulmaya en ziyade layık olan ALLAH’tır. Zeyd, o kadından alakasını kesince biz onu sana zevce (eş) yaptık ki, mü’minlere evlatlıklarının kendilerinden alakalarını kestikleri (boşadıkları) zevcelerini almakta bir müşkülat olmasın. ALLAH’ın emri yerine gelecektir” (el-Ahzab, 38/37)
      Enes (r.a)’ın bildirdiğine göre Zeyneb boşanıp iddeti bitince RasulALLAH, Zeyd b. Hârise’ye gidip, Zeyneb’i kendisi için istemesini söylemiş. Başlangıçta Zeyd’e zor ve ağır gelen bu vazife, Zeyd tarafından yerine getirilmiştir. Fakat Zeyneb bu konuda ALLAH’ın emrini beklediğini söyledi. Bunun üzerine yukarıda temas edilen âyet-i kerime nâzil oldu.
      Kur’ân âyeti ile meydana gelen bu evlilik, Câhiliyye döneminin kötü bir âdetini daha ortadan kaldırmış oluyordu. Böylece Hz. Peygamber, hem Zeyneb’in hem de akrabalarının ilk arzuları doğrultusunda onunla nikahlandı.
      EFENDIMIZ hz Zeyneb’le evlenince münafıklar dedikodu yapmaya başladılar. Onlar, işi o kadar ileriye götürdüler ki, “MUHAMMED oğlun karısının babaya haram olduğunu bildiği halde kendisi oğlunun hanımını nikahladı” dediler. Bunun üzerine ALLAH Teâlâ el-Ahzab süresinin kırkıncı âyetini indirdi. Burada meâlen: “MUHAMMED, erkeklerinizden birinin babası değildir. Fakat o, ALLAH’ın rasûl ve peygamberlerin sonuncusudur” (el-Ahzab, 33/40) denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in yapmak istediği ıslâh, İslâm’ın bu defa evlilik yasakları mevzuunda, evlad edinilmiş (evlatlık) ile öz evladı aynı gören âdet hakkında idi. Bir şahsın evlatlığından boşanan veya dul kalan kadını, ebedî olarak böyle bir baba ile evlenemiyordu. Bu âdet o kadar köklü bir şekilde yerleşmişti ki, müslümanlar arasında bile hiç kimse böyle bir evliliği düşünemezdi.
      Gerçekten, bu kadar basit ve bazı reformların yapılmasına yönelik olan bu izdivacı, bilhassa islâm düşmanları ve Batının müteassıb yazarları dillerine dolayarak bu konuda çeşitli senaryolar hazırladılar. Buna göre, Hz. Peygamber, Zeyd’in evde bulunmadığı bir sırada onu aramaya gelmiş, evde Zeyneb’i görmüş ve ona hayranı olmuştur. Bunun üzerine Zeyd, hanımını boşamıştır. Bu şekilde düşünenlerin tamamının gözden kaçırdıkları bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bu noktaları bilmeyerek değil, kasıtlı olarak gözden uzak tutmaya çalışmışlardır. Bunlar, Zeyneb’in Hz. Peygamberin yakın akrabası olduğunu, onun Medine’ye hicret eden ilk müslümanlar arasında bulunduğunu, Rasûl-i Ekrem’in Zeyd ile evlenmeden önce Rasûlüllah’a varmak istediğini kabul ediyorlar. Sonra da ilk münafıkların yaptığı gibi iftirada bulunmaktan da çekinmiyorlar.
      Şayet Hz. Peygamber, Zeyneb’i almaya istekli olsaydı onu bakire iken almasına kim mani olabilirdi? Acaba Hz. Peygamber daha önce halasının kızı olan Zeyneb’i görmemiş miydi? Bunu söylemeye imkân var mıdır?

      1 erkek 2 kadına eşittir.
      1 erkek 4 kadın alabilir.
      Boşanma hakkı sadece erkeğindir.
      Erkeğe cennette ak tenli huriler verilecek(Ne için acaba?) Kadın cennette ne alacak?
      Cihad için adam öldüren cennete gider..
      Akraban olsa bile müşrüklere acıma…
      Savaşta elde edilen kadınlarla seks helaldir.
      Evlatlığının karısını bir peygambere ayarlayan bir Tanrı…
      9 yaşında bir çocukla evlenen bir Peygamber.
      Mirasta kız çocuğu erkekten az alır..
      Mehirlerini verdiğin kadınlar helaldir.

      Bu yukarda saydiklariniza gelince… acaba bunlarin nedenlerini ve hangi durumda uygulandiklarini, soz konusu olduklarini arastirdiniz mi acaba ?

  25. oklukirpi said

    Sayin dindarlar, dini elestiren ve sorusturandan degil, elestirmeyi yasaklayip ezberletenlerden korkun. çünkü islamin bir bilim ve aydinlik degil, bir yobazlik dini olarak taninmasinin sorumlusu onlardir. Su sarlatan tarikat reislerinin yaptiklarina bakin: Kuran’i bir beyin yikama araci olarak kullanip çikarlarina alet ediyorlar, disaridan bakan da Islam bu zannediyor. Elestirilmeyen din çaga uyum saglayamaz, cahillerin ve çikarcilarin eline düsüp yobazlasir. Bence Kuran’daki her ayet tek tek sorusturulmali, tarihçesi ve gerekçesi iyice anlasilmali. Kuran’i kuru kuru ezberleyerek degil, sorusturarak anlayabiliriz. Islam’i kötülemek isteyenler aslinda Islam’a en büyük hizmeti yapiyorlar, ayni bilimde oldugu gibi. Darwin’i sevmediginiz için teorisini çürütmeye ugrasir ve gerçekten bilimsel bir kanit ortaya koyabilirseniz biyolojiye hizmet etmis olursunuz. Einstein Newton’un temel fizik teorilerinin sadece isiktan çok düsük hizlar için geçerli oldugunu relativite teorisiyle ortaya koydugu zaman Newtoncularla Einsteincilar biribirine mi girdi, binlerce kelle mi kesildi? Hayir! Ne Newton degerini yitirdi, ne de Einstein. Hz Muhammed’i anlamak demek onu tanrisallastirip ona tapmak demek degildir. O üstün yetenekli de olsa hatasiyla sevabiyla bir insandir. Islam’i bir kör inanca çevirmek, onu dogmatiklestirmek, kafasi çalisan ve iyi egitimli insanlari Islam’dan uzaklastirir.

  26. sofiemin said

    Euzu billahis semiil Alimi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.innedini indellahil islam.

  27. sofiemin said

    Size apaçık deliller geldikten sonra eğer yine de yan çizerseniz,bilin ki Allah gerçekten mutlak güç sahibidir,hüküm ve hikmet sahibidir(ayeti kerimedir)sevgili din kardeşlerim kafirlerden korkmayın Allahtan korkun bu imandan nasibini almamışlar sizin aklınızı sakın olaki çelmesin allah diyinde başka birşey demeyin unutmayın ki İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi buyurdu eyy büyük rabbimiz.muhammed mustafa aleyhüsselatu vesselama laf uzatıyorlar unutmayalımki peygamberin sünnetine sımsıkı sarılanımız ve uygulayanımız çok fazla ve hayatın tadını ne kadar güzel alıyoruz ter temiz şekilde bunu biz iman edenlerden başka kim bilebilir bizim kalplerimizi ALLAH (azze ve celle) sohbet ettirir bunların kalpleri ne olur çölde biten kaktüs çıkar sadece onuda kimse sevmez o bile malum taş diyecem rabbim öyle diyince ayette taş bile çatlayıpta içinden ırmak akar buyuruyor bunlarınki taş bile degil.siz canınızı sıkmayın ben arada bir girip bu kafirlerle mücadele ederim,ederiz unutmayalım imanımızı pekiştirelim hasbinallahu veni mel vekil veni mevla veni melnasir.Allah bana vekildir bana yeter kafirlere ihtiyacızım yok bizim

  28. oklukirpi said

    Sayin islamiyetgercekleri, çogu müslümanin Hz Muhammed’in evlatliginin esiyle evlendigini kabul etmek istemedigini görüyorsunuz. insanlar “hayir, Hz Muhammed bu olamaz” diyor. Bugün için önemli olan Hz Muhammed’in gerçekte ne oldugu mu, yoksa insanlarin hangi Hz Muhammed’i örnek aldigi mi? Adam Hz Muhammed’in evlatliginin esiyle evlendigine inanmiyorsa zaten bugün için etik bir sorun yok demektir. Esas inansa ve buna ragmen Hz Muhammed’i her davranisiyla örnek almaya devam etse sorun olurdu. Bense, din ve felsefe tarihini çok ukuyup arastirmis bir müslüman olarak Hz Muhammed’e ve Kuran’a göreceli olarak nesnel bakabiliyorum. Hz Muhammed de sonuçta hatalariyla sevaplariyla bir insandir ve insansi zaaflari vardir. Fakat genel olarak, o günün sartlarinda ne yaptigina, neleri basardigina bir bakin. Güçlünün zayifi ezdigi vahsi bir ortamda dayanismaya önem veren sosyal bir toplumun temellerini atti. Döneminin eski geleneksel tanrilarini inkar etti. O dönemde bir deve kadar degeri olmayan kadina bir erkegin yarisi kadar da olsa bir takim haklar verdi, bu aslinda önemli bir devrimdir. Akla ve bilime baska hiçbir bati dininde olmadigi kadar deger verdigini defalarca belirtti, “ilim çin’de olsa ögrenin” dedi. Tamam, hayatinda kusurlar ve çeliskiler de oldu, ama Hz Muhammed’in tarihi önemini küçümsemeyin. Ayrica Islam’in orjinal yorumlariyla eski Arap emperyalizminin ürünü yobaz ve hosgörüsüz Emevi Islam’ini biribirine karistirmayin. Unutmayin: Kuran’da ne yazarsa yazsin, sonuçta yasayan Islami felsefi yorumlari ve uygulamalari tanimlar. Yunus Emre, Mevlana, Haci Bektas vs. bize Islam’in akil ve bilim düsmani bir yobazlik dini olmak zorunda olmadigini bize göstermistir. Müslümanlik yobazin, çikarcinin, din baronunun tekelinde degildir.

  29. hasgiz said

    (1. Malumunuz üzerine Muhammed in kendinden 25 yaş büyük hanımı Hatice ile evli kaldığı müddetçe Muhammed başka kadınlarla olamamıştır. Ne zaman Hatice vefat etmiş ondan sonra Muhammed haremine sıra sıra kadınları katmıştır. Zeyneple neden daha önce evlenmediğinin cevabı işte Haticedir.. 25 yaşına kadar bekâr 25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı, Haticenin ölümünden sonra 50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı.)
    Bismillah..
    Islami tartismak, Kur an i tartismak, EFENDIMIZI sorgulamakla giris yapicaginiza, Islami Kur an i EFENDIMIZi ve ashabini tarafsiz bi sekilde taniyamaya calissaydiniz.. Tabi ki koru korune inanmak yerine arastirarak inanmayi tercih edioruz…
    Hz Hatice nin zenginliginden, yasindan ve otoritesinden soz etmissiniz… Hz Hatice nin hayatini okumus muydunuz acaba? O’na kendisinden yasca buyuk olan Kuzeni Varaka nin , yakin bi zamanda bi Peygamber gelecegi, Hz Hatice nin o Peygamberle evlenecegi mujdesinden ve Varaka nin Incil ve Tevrat ta gelecegi mujdelenen o Kutlu Peygamberi gorme serefine nail olamiycaginin verdigi uzuntuden haberdar olurdunuz.
    Zengin ve cok zeki olan hz Hatice validemiz, henuz EFENDIMIZI gormemisken, ruyasinda evinin uzerine dogan bi gunes gormus ve bu Kuzeni Varaka ya anlattiginda EFENDIMIZle evlenecegi muzjdesini almistir ve EFENDIMIZi taniycagi gunu sabrla beklemis ve gelen butun evlilik tekliflerini reddetmistir…
    O gun gelmis ve durustlugu, guzel ahlaki, zekasi ve yumusak huylulugu ile nam salan EFENDIMIZin varligindan haberdar olmus ve kendi ticaret kervanlarinin basina EFENDIMIZIN gecmesi teklifini sunmustur..
    EFENDIMIZ Hz. Hatice adina ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri gormus ve yardimcisi Meysele ile EFENDIMIZE evlilik teklif etmisti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureysliler’in en soylu kadinlarindan olan Hz. Hatice ile evlendi. !!!!!! burdada goruldugu uzre, evlilik teklifi EFENDMIZden degil hz Hatice den gelmistir… ac gozlu, para ve zenginlik pesinde kosan bi sahsiyet olsaydi , evlilik teklifini EFENDIMIZ yapmaz miydi?

    (Muhammed’in ilk karısının Hatice’nin zengin ve otoriter bir kadın olduğunu biliyoruz.
    Hatice öldukten sonra Muhammed, 9 yaşındaki Aise’den tutun evlatlığının karısına kadar bir çok kadınla beraber olmuş, hatta amca, dayı, hala, teyze kızlarını kendine helal etmiş, bunların dışında cariyeleri, savaş esirlerini de helal kılmıştır.
    Hatice’nin sağlığında böyle geniş çaplı bir harem kurma girişiminde bulunmaya neden cesaret edemedi acaba?
    Zeynebi evlendirdiğinde başında Hatice durmaktadır..)
    Hz Hatice ile evli bulundugu zamanda bi baskasiyla evlilik yapmamistir, bu dogru, ama bunun nedeni hz Hatice den korkmasi veya cekinmesi degil, Hz Haticeye olan sevgisi, aski, saygisi ve sadakatindendir ki Hz Hatice nin ismi anildiginda gozlerinin nemlendigini bi cok Hadis rivayetlerinden bilioruz..
    Sizin bunu anlamanizi umut ederek kendimce aciklamaya caliscam insaALLAH…
    Bilindigi gibi EFENDIMIZin en önemli teblig metotlarindan biri de ALLAH tarafindan gelen emir ve yasaklari önce kendisinde uygulamasi, sayet bunlari kendi sahsinda uygulama imkani yoksa veya böyle bir imkann bulamamissa, o emir ve yasaklari en yakin akrabasinda uygulamasiydi.
    EFENDIMIZin diger peygamberlerden farkli olan ozelliklerinden biriside sirf bi kavme degil, tum insanliga ve cin alemine Peygamber olarak gonderilmesidir..
    Bu sepeptendir ki ummetine ve tum insanliga her konuda ornek olmasi O’NUN ayricaliklarindandir.

    Bi evlat, bi es, bi baba, bi arkadas, bi ticaretci, bi ogretmen, bi hakim, bi kumandan vs vs.. EFENDIMIZ gordugunuz gibi bize Kendisinden sonra Kendisini ornek alabilmemiz icin her konuda onder olmustur.

    Gelelim EFENDIMIZin hz Hatice den sonraki evliliklerine…
    Diorsunuz ki 9 yasinda olan hz Aise ile evlenmistir. Arap yarimadasi sicak ve gelisime elverisli oldugu icin arap kizlarida cok kucuk yaslarda serpilip, olgunlasir ve vucut olarakta gelisirler. Kaldi ki hz Aise 9 degil 17- 18 yaslarinda idi EFENDIMIZle evlendiginde..
    Peygamberligin gelisinden on yil sonra, 50 yasindayken esi Hz. Hatice yi kaybeden EFENDIMIZ kendisine hem ev isleri ve cocuklarinin bakiminda yardimci olcak, hem de İslam’a davet faaliyetlerinde destek olacak eslere ihtiyaci vardi. Bunun icin bir yandan yasli ve dul bir kadin olan hz Sevde yi, sonrada Hz. Ebubekir in kizi olan Hz.Aise yi istetti.

    Hz. Peygamberin bu istegi, vahyin baslangicindan 10 yil sonradir. Hz. Aise vahiy baslangicindan bes alti yil once dogmustur. Dolaysiyla Hz. Aise nin EFENDIMIZle evlendigi yasin 17-18 oldugu ortaya cıkar.

    Bu konu, daha detayli bir sekilde Mevlana Sibli’ nin “Asr-i saadet” kitabinda gecer. (İst. 1928. 2/ 997)

    Hz. Aise nin evlendigi zaman yasinin büyük oldugunu, ablası Esma’nin biyografisinden kesin olarak anlioruz. Eski biyografi kitaplari Esma’dan bahsederken diyorlar ki: “Esma 100 yasindayken, hicretin 73. yilinda vefat etmistir. Hicret vaktinde 27 yasindaydi. Hz. Aise ablasindan 10 yas kücük olduguna göre, onun da hicrette tam 17 yasinnda olmasi icap eder. Ayrica Hz. Aise, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nisanlanmisti. Demek ki evlenecek cagda bir kizdi.” (Hatemü’l enbiya Hz. Muhammed ve hayati, Ali Himmet Berki, Osman Keskioglu, s. 210)
    Bu yas olayida biz ummetine bi ornektir. Mu minler temiz, imanli ve guzel ahlakli birisyle tanistiklarinda evlenmelerinde yas sorununun yapilmamasi icin, hem kendisinden yasca buyuk olan hz Hatice ile, hemde kendisinden yasca kucuk olan hz Aise ile evlilik yapmistir.
    – Hz Zeyd in esi olan Hz Zeynep ile olan evliligine gelirsek, size cok guzel aciklamalar yapmis olan bi nick vardi ( suan hatirimda degil, kusuruma bakmaz insaALLAH kendisi).
    Zeyneb binti Cahs, Hz. Peygamberin hanimlari arasinda hakkinda islam düsmanlari ve bilhassa hristiyanlar tarafindan en fazla gürültü koparilanidir. Onun, gerek ilk evliligi, gerekse ikinci evliligi farkli cevrelerce degisik sekillerde yorumlanmis ve daima gündemde kalmistir. Hz. Zeyneb’in Rasûlüllah ile olan evliligini anlayabilmek için tarihi ve sosyolojik bazi gercekleri cok iyi bilmek gerekir. Aksi taktirde yanlis bi degerlendirilme yapilmis olur..
    İslâm’dan önceki Cahiliyye döneminde yasayan güclü örf ve geleneklerden biri de evlatligin öz evlad gibi muamele görmesiydi. Hatta bu sebeple baslangicta hz Zeyd e , “Zeyd bin MUHAMMED” deniyordu. Yani “MUHAMMED’in oglu. Zeyd”.
    Bi sure sonra MUHAMMED in oglu olarak anilinca, vahiy inmistir ve evlatlarin kendi babalarinin isimleriyle, soylariyla anilmasi emredilmistir. Bunun uzerine EFENDIMIZ hz Zeyd in babasinin ismiyle anilmasini emretmistir. Yani Zeyd bin Harise”Harise nin oglu Zeyd”
    Bu anlayışa göre hareket edildiği takdirde elbetteki öz evlad ile baba arasindaki hükümler neyi gerektiriosa evlatlik ile baba arasindaki hukuk da bunu gerektiriordu. Bu cümleden olarak evlatligin hanimi, öz oglun hanimi gibi kabul ediliordu. Köklü ve degismez bir gelenek haline gelen baska bir anlayisa göre de üst tabakaya mensup, asil ve zengin kizlarin fakir veya kölelerle evlenmemesiydi.

    EFENDIMIZ insanlari bir taragin disleri gibi esit kabul ediyordu. Ona göre, ALLAH korkusu ve takvadan başka hiç bir faktör insanlara ayrıcalık getirmemeliydi. Nitekim Kur’ân bu konuda; ALLAH katında en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır” (el-Hucurât, 49/13) diyordu. Buna göre Cahiliyye döneminden beri devam edip gelen imtiyazlı sınıf hakimiyeti ortadan kalkmalıydı. İslâm toplumu, eşitlik ve adalet üzerine kurulmalıydı. Bunun için de en hassas konulardan biri olan evlilikle bu iş gerçekleşmeliydi. Medine’ye hicret eden halasının kızı ve Abdullah b. Cahş’ın kız kardeşi olan Zeyneb, bu iş için bulunmaz bir fırsattı. Zeyneb’in evliliğinden söz edildiği bir günde eski ve kötü âdetin kaldırılma zamanının geldiğine hüküm ederek Zeyneb’i evlatlığı Zeyd için istedi. Fakat ne Zeyneb ne de kardeşi Abdullah, soylu ve hür bir kadının azad da edilmiş olsa bir köle ile evlenme teklifini hoş karşılamadılar. İkisi de dayızadeleri olan ALLAH’ın elçisine böyle birinin kendileri için uygun olup olmayacağını sordular. Onlara göre eşraftan birinin kızı azad edilmiş bir köle ile evlenemezdi. Zeyneb daha da ileri giderek kendisinin böyle biri ile evlenemeyeceğini söylüyordu.
    RasulALLAH, Zeyd’in İslâm’daki ve kendi yanındaki değerini onlara anlatıp onun ana ve baba tarafından da soylu bir kimse olduğunu söyledi. Ancak onlar, ALLAH elçisine olan derin sevgi ve muhabbetlerine ve ona itaat etme konusunda son derece titiz davranmalarına rağmen bu evliliğin gerçekleşmesini istemiyorlardı. Bunun üzerine;
    “ALLAH ve Rasûlü bir işe karar verip hükmettiği zaman, mü’min bir erkekle, mü’min bir kadın için işlerinde muhayyerlik (seçme hakları) yoktur. Kim, ALLAH ve Rasûlüne isyan ederse, muhakkak ki o, apaçık bir sapıklık etmiş olur” (el-Ahzâb, 33/36) âyet-i kerimesi nâzil oldu. Bunun üzerine Zeyneb, ALLAH ve Rasulünün emrine itaat etmek için Zeyd ile olan evliliğe razı oldu. Fakat bu evlilik pek iyi işleyen bir seyir takib etmedi. Bu sebeple ancak bir sene kadar devam etti. ( yani yillarca suren bi evlilikleri olmamistir ve ne hz Zeyd ne de hz Zeynep EFENDIMIZe baba demislerdir!!!!) Bununla beraber, İslâm’ın yerleştirmek istediği eşitlik ve adalet anlayışı artık kök salmış ve örnek bulmuş oluyordu. Bununla beraber bu evlilik hayatı, ikisine de mutluluk getirmedi. (Bu evlilik esnasındaki olaylar ve Zeyd’in durumu hakkında geniş bilgi için bk. Ziya Kazıcı, Hz. MUHAMMED’in Eşleri ve Aile Hayatı, İstanbul 1991, 233-235) Çünkü, hz Zeyneb, dindar ve ALLAH’tan korkan bir kadın olmasına rağmen sülalesi, güzelliği ve asaleti ile iftihar ediyor, azadlı bir köle olan kocasına iğneleyici sözler söyleyip tepeden bakıyordu. O, akrabasının evine bir köle olarak giren bir azadlının nikahı altında bulunmayı bir türlü hazmedemiyordu. Bu sebeple de her fırsatta kocasının kalbini kırıyordu. Zeyd artık buna dayanamadı. Hz. Peygambere müracaatla karısını boşamak istediğini bildirdi. Rasûlüllah, bu durumdan çok müteessir oldu. Çünkü evlenmelerini bizzat kendisi istemişti. Bu sebeple her defasında ALLAH’tan kork, karını boşama” (el-Ahzab, 33/37) diyordu. Bununla beraber bu evlilik yürümedi ve Zeyd, karısını boşamak zorunda kaldı. Böylece Zeyneb binti Cahş serbest kalmış oldu.
    Aradan bir süre geçtikten sonra bu defa sıra başka bir kötü âdedin kaldırılmasına gelmişti. Bu ise evlatlıkların hanımlarının öz evladın hanımı kabul edilip öz gelin muamelesine tabi tutulması idi. Bu sırada İslâm hukukî bakımından evlatlık müessesesini temelden değiştirmiş ve bir kişinin sadece öz babasına nisbet edilebileceğini ilkesini getirmişti. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu anlamda şöyle denilmektedir:
    “Onları (evlatlıklarınızı) babalarının ismiyle çağırın. Bu, ALLAH katında daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız o halde (onlar) din kardeşleriniz ve dostlarınızdır” (el-Ahzab, 33/5). Bunun üzerine Hz. Peygamberin evlatlığı olan Zeyd de, Zeyd b. Hârise diye çağırılmaya ve daha sonraki nesillerce de bu isimle anılmaya başlandı (Ahmed b. Abdullah et-Taberî, es-Simtu’s-emin, 106). Zeyd, Hz. Peygamberin evlatlığı idi. Buna göre onun hanımı olan Zeyneb de Rasûlüllah’ın öz gelini değildi. Evlatlık müessesesinin Kur’ân’ın emri ile kaldırılmasından sonra bunun bir kalıntısı olan “evlatlık hanımlarının, evlad edinenler tarafından alınmayacağı” anlayışının da kaldırılması gerekiyordu. Uygulamadaki prensibe göre bu âdetin kaldırılmasında en uygun durumda olan ise bu defa Hz. Peygamberdi. Hz. Peygamber de bunu biliyordu.

    (Muhammed in içinde gizlediği şey neydi. Hemen ardından gelen cümle de bunun toplumun tepkisi alacağı bir şey olduğunu belirtiyor. Yani insanlardan korkuyordun açığa vuramıyordun. Neyi açığa vurursa toplumdan tepki alacaktı. Kendisine yıllarca baba diyen gelini ile evlenme isteğini. İslamcılar buna Zeyd Zeyneb’i boşadığında Allah onunla Peygamber’in evlenmesi gerektiğini ilham etmişti gibi bir bahane bulmuşlar. Eher Allah ilham ettiyse ne diye direnecek ki?
    – Muhammed’in içinde sakladığı şey, Zeyneb’e olan aşkıyla birlikte, Zeyd’in onu boşaması ve kendisini almasına olanak sağlamasını istemesiydi. Yukarıdaki öyküyü “uydurma ve iftira” diye niteleyenlerse; Muhammed’in içinde sakladığı ayette bildirilen şey için şu karşılığı veriyorlar: Onun sakladıgı şey, yalnızca, Zeyd in karısıyla boşandığında Allah ın Zeynebi onunla evlendireceğini bilmesiydi diyor… Oysa bunlar hep iç içe şeyler. Çünkü Muhammed Zeyneb’e tutulmuşsa, bu yoldaki isteğini gizlemesiyle aşkını da gizlemiş oluyordu.
    2- Muhammed’in içindekini gizlemesine, insanlardan korkup çekinmesine yol açıyordu.
    Peki bu korkuya, çekinmeye yol açan neydi? Yani Muhammed, içindekini açığa vurduğu zaman insanların ne yapacaklarını düşünüyordu ki, onun korkusunu taşıyordu? Bu soruya şu karşılık veriliyor: Muhammed, oğulluğunun karısını almaya kalkıyor diye dedikodu yapılmasından çekiniyordu. Çünkü gelenek, böyle bir duruma elverişli değildi. Oğulluğun karısıyla evlenmek çirkin karşılanırdı. )

    Ancak ortaya çıkacak fitne ve dedikodular onu korkutuyordu. Ama İslâm’ın getirdiği bu prensip, kesinlikle kendisi üzerinde uygulanacaktı. Nitekim bu husus Kur’ân’da şöyle ifade edilir:
    “ALLAH’ın açığa çıkarıcı olduğu şeyi kalbinde gizliyordun. Ve halktan korkuyordun. Halbuki korkulmaya en ziyade layık olan ALLAH’tır. Zeyd, o kadından alakasını kesince biz onu sana zevce (eş) yaptık ki, mü’minlere evlatlıklarının kendilerinden alakalarını kestikleri (boşadıkları) zevcelerini almakta bir müşkülat olmasın. ALLAH’ın emri yerine gelecektir” (el-Ahzab, 38/37)
    Enes (r.a)’ın bildirdiğine göre Zeyneb boşanıp iddeti bitince RasulALLAH, Zeyd b. Hârise’ye gidip, Zeyneb’i kendisi için istemesini söylemiş. Başlangıçta Zeyd’e zor ve ağır gelen bu vazife, Zeyd tarafından yerine getirilmiştir. Fakat Zeyneb bu konuda ALLAH’ın emrini beklediğini söyledi. Bunun üzerine yukarıda temas edilen âyet-i kerime nâzil oldu.
    Kur’ân âyeti ile meydana gelen bu evlilik, Câhiliyye döneminin kötü bir âdetini daha ortadan kaldırmış oluyordu. Böylece Hz. Peygamber, hem Zeyneb’in hem de akrabalarının ilk arzuları doğrultusunda onunla nikahlandı.
    EFENDIMIZ hz Zeyneb’le evlenince münafıklar dedikodu yapmaya başladılar. Onlar, işi o kadar ileriye götürdüler ki, “MUHAMMED oğlun karısının babaya haram olduğunu bildiği halde kendisi oğlunun hanımını nikahladı” dediler. Bunun üzerine ALLAH Teâlâ el-Ahzab süresinin kırkıncı âyetini indirdi. Burada meâlen: “MUHAMMED, erkeklerinizden birinin babası değildir. Fakat o, ALLAH’ın rasûl ve peygamberlerin sonuncusudur” (el-Ahzab, 33/40) denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in yapmak istediği ıslâh, İslâm’ın bu defa evlilik yasakları mevzuunda, evlad edinilmiş (evlatlık) ile öz evladı aynı gören âdet hakkında idi. Bir şahsın evlatlığından boşanan veya dul kalan kadını, ebedî olarak böyle bir baba ile evlenemiyordu. Bu âdet o kadar köklü bir şekilde yerleşmişti ki, müslümanlar arasında bile hiç kimse böyle bir evliliği düşünemezdi.
    Gerçekten, bu kadar basit ve bazı reformların yapılmasına yönelik olan bu izdivacı, bilhassa islâm düşmanları ve Batının müteassıb yazarları dillerine dolayarak bu konuda çeşitli senaryolar hazırladılar. Buna göre, Hz. Peygamber, Zeyd’in evde bulunmadığı bir sırada onu aramaya gelmiş, evde Zeyneb’i görmüş ve ona hayranı olmuştur. Bunun üzerine Zeyd, hanımını boşamıştır. Bu şekilde düşünenlerin tamamının gözden kaçırdıkları bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bu noktaları bilmeyerek değil, kasıtlı olarak gözden uzak tutmaya çalışmışlardır. Bunlar, Zeyneb’in Hz. Peygamberin yakın akrabası olduğunu, onun Medine’ye hicret eden ilk müslümanlar arasında bulunduğunu, Rasûl-i Ekrem’in Zeyd ile evlenmeden önce Rasûlüllah’a varmak istediğini kabul ediyorlar. Sonra da ilk münafıkların yaptığı gibi iftirada bulunmaktan da çekinmiyorlar.
    Şayet Hz. Peygamber, Zeyneb’i almaya istekli olsaydı onu bakire iken almasına kim mani olabilirdi? Acaba Hz. Peygamber daha önce halasının kızı olan Zeyneb’i görmemiş miydi? Bunu söylemeye imkân var mıdır?

    1 erkek 2 kadına eşittir.
    1 erkek 4 kadın alabilir.
    Boşanma hakkı sadece erkeğindir.
    Erkeğe cennette ak tenli huriler verilecek(Ne için acaba?) Kadın cennette ne alacak?
    Cihad için adam öldüren cennete gider..
    Akraban olsa bile müşrüklere acıma…
    Savaşta elde edilen kadınlarla seks helaldir.
    Evlatlığının karısını bir peygambere ayarlayan bir Tanrı…
    9 yaşında bir çocukla evlenen bir Peygamber.
    Mirasta kız çocuğu erkekten az alır..
    Mehirlerini verdiğin kadınlar helaldir.

    Bu yukarda saydiklariniza gelince… acaba bunlarin nedenlerini ve hangi durumda uygulandiklarini, soz konusu olduklarini arastirdiniz mi acaba ?

    • ercant said

      bunları yadığınız için teşekkür ederim islamiyeti yanlış tanıtmaa çalışan bu insanları durdurmak gerkir şeytanın avukatlrı iş başında allah bii korusun yanlış yola sokmasın…

    • arinna86 said

      bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim;Herhangi bir konu hakkında eksik bilgi olduğunda bu boşluklar hep iftira ve çirkinlikle doldurulur.Bu duruma en çok muhatap bırakılanlardan biri de İslam Dini.. İnsanların bilgi eksikliklerini değerlendirmede tereddüt etmeyenlere fırsat vermediğiniz için tekrar teşekkür ediyorum.Allah hepimize kendini bilmeyi ve sevmeyi nasip etsin saygıyla…

  30. melisrib said

    Birincisi;
    site sahibi ayetleri degistirmiyor neyse o.. O ayetleri ben kurandan taniyorum ayni.

    ikincisi: Yazarin sorduguna yani ahzap suresini net cevap veren tek kisi bile yok ama hakaret eden cok. Yazar burada kimseye hakaret etmiyor sadece elestiriyor ve elestirilerini cürütecek ispat istiyor, yorum istiyor. AMA ben müslümanim diyenler, yine tipik korkutma taktigi güdüyor, yok cehennem yok ates yok sirat köprüsü, ne hakkin var soru sormaya kendince düsünmeye, hasa oldugu gibi kabul et inan ne hakkin var …

    ücüncüsü; Ben ne bu site sahibiyim, ne yazarin akrabasiyim, ne hiristiyan, ne yahudi ne aleviyim. Türk oglu türküm bunu simdiden söyleyimde yorumumu hemen cekmeceye sokmak isteyenler olabilir ya ..

    BEN;
    Allah sükür ki kendime ve kizima ve diger insanlara yapilmasini dogru bulmadigim seyleri sirf dinimde yaziyor diye sirf yapan kisinin peygamberlik sifati var diye kabul eden cift ahlakli KADINLARDAN DEGILIM. Böyle bir Müslüman olacagima ahlak anlayisima dürüstlükle bagli adaletli hic inanmayan IYI BIR INSAN olmayi tercih ederim. Peygamber ve onun arkadaslari gercekten torunlari yaslarinda kadinlarla evlenmisler. Ister 9 ister 13, isterse 18 olsunlar. Kizlarini birbirlerine neredeyse satip durmuslar. Cariyelerle birlesmisler. BUNLARI SERIAT VE ISLAM HADIS KITAPLARI INKAR ETMIYOR YAZIYOR SIZ NEDEN INKAR EDIYORSUNUZ. YA OLAYI OLDUGU GIBI KABUL EDIP ARKASINDA DURUN YADA BIRAKIN. NE SÜREKLI INKAR INKAR A.

    SIZ VERIR MISINIZ KIZINIZI DEDESI YASINDAKI COK ESLI ADAMA? BEN YAPAMAZDIM. PEYGAMBER DE OLSA KAPIMDAN KOVARDIM. ÖNCE IGNEYI KENDINIZE CUVALDIZI BASKASINA BATIRIN.

    HZ. MEVLANININ BIR SÖZÜ VARDIR: Islamiyeti yoz yobaz elinden kurtarin. Eger islamiyeti yozun ve yobazin elinden kurtaramiyorsaniz insanlari islamiyetin elinden kurtarin der.

    Milliyetciligin vatanseverligin dinle alakasi yoktur ikisini bu forumda bilncli veya bilincizce karistirmayin, dincilerin vatansever olmadigi gibi dinsizlerde ülkeyi satan insanlardir diye bir kaide mi var, alla alla.

    Gülay Haminin aciklamalarini da ayrica okudum kendi bircok türk insani gibi birtakim hikayelerle büyümüs zincirlerini kirmasi imkansiz, hor görmüyorum. Bazi seyleri sorgulamasi icinse zincirlerini kirmasi gerekir ki buda cesaret ister. Yanliz kalirsin disardan tepki alirsin sonra cehennem korkusu sarmissa icini hic yapamazsin.

    Kuran maalesef cinsel iliskiyi her anlamda vurgulayan surelerle dolu. Ben Kurani dinime daha fazla yaklasmak, duyulan ön yargilari ortadan kaldirmak icin okudum. Arastirmaci ve korkusuz bir kisiligim vardir ama ümitle okudum. Bir okudum, bir sure de kafama sorular ilisti hadi canim yanlis anlamamisimdir dedim, okumaya devam ettim. Tekrar sacma gelen baska bir süre, hadi onuda görmezden geldim ama Ahzap süresine gelince dur ya olamaz dedim. Okudukca benim icin kutsalligini yitirmeye basladi. Basindan söylenenler sonunda gecersiz sayiliyor. Tarih düzenlemesi yok. Peygaberin savaslarini kadinlarini ve yasamindan dogan olaylarla paralel gökten nedense hemen sip diye gelivermis ve kendini kötü anlardan politik olarak kurtaran onca süre neredeyse hepsine yakini. Bu konuda kimseyi ikna etme cabam yok. Ben artik tam anlamiyla kendi adima eminim. Bir Allah Tanri inanisi var icimde hala ama Islamiyetin bugünkü zamanimiza uymasi iyin COOOOOK yol almasi gerekirki bu degismeyi ve reformu günah sayanlar sayesinde asla olamaz. Kanunlarin, yaptirimlarin icinde hapis kalmis insanlar degisimi günah sayarlar. Allah’in verdigi degismez derler halbuki günümüze uyarlamanin dine yarar getirecegini düsünmezler, yapsalarda ARAPLAR kendi milliyetciliklerine hakaret sayar ve türkleri hasa müslüman görmezler artik. ONLAR, YANI ZENGIN SUUDI VAHABILER, VARSIN GITSINLER IRAKTA KÜCÜCÜK KIZLARI BABALARINDAN GÜNLÜK SATIN ALIP IMAM NIKAHI YAPTIRIP TECAVÜZ ETSINLER BUNU ADINADA EVLILIK DESINLER. SONRADA VICDANLARI RAHATLATMAK ICIN ARDINDAN FAKIR IRAKLILARA PARA VERIP CENNETLERINI VE HURILERINI KAZANSINLAR. Islamiyet cagimiza asla uymuyor iste bundandir ki Müslüman ülkelerde sürekli dinciler arasinda dahi bir catisma var hem fikri hem tatbiki.

    Ben bu gerceklere ne kulagimi ne gözümü ne de kalbimi kapatabildim. Kendim arastirdim ve sorguladim. Arastirdikca hersey daha da netlesti benim icin. O yüzden bu siteyi düzenleyen arkadasa bazi vurgulari sertte olsa hak veriyorum.

    Islamiyet bastan asagiya arap kültürüdür. Hic bir arap da Peygamberin esleri ve cariyeleriyle münasebetini inkar etmez, cok arkadasim var hepsi hadisleri savunur ama bir Türk inkar eder cünkü Türkün kültüründe cok eslilik, kücük yastaki kizlarin evlendirilmesi yoktur. O yüzden Filiz Hamin ve Gülay Hanim inkar ederler, aslinda bu mutluluk vericidir. Lakin bu kendini kandirmaktir, kafayi cekmek ve sanal dunyada yasamaktir.

    Bendeniz bu sanal dünyada daha fazla yasamk istemedim ve cok ferahladim, ben yapamadim ve simdi cok huzurluyum. Bu huzuru veren de ALLAH.

    ISIN ASLI O KI BIZ TÜRKLER KENDI DINIMIZI TANIMIYORUZ ..

  31. melisrib said

    COOOOK ÖNEMLI BIR YANILGI DAHA VAR TOPLUMUMUZDA AYDINLATILMASI GEREKEN örnegin;

    Cahiliye devri güclünün mazlumu ezdigi kadinlarin hepsinin satildigi kiz cocuklarinin mezara diri diri gömüldügü bir devirden olusmuyor. Gercegi arastirsak o devirde kadinlarin özel yasamlarinda cok daha hür olduklari cesitli haklara sahip olduklarini görürüz. Kiz cocuklarinin diri diri mezara gömülme olayinin ise sadece belli ücra köylerde yapildigi bilinmekte. Bügün Türkiyede dogu anadoluda kiz cocuklari namuz olayinda kursunla öldürülmekteler. Siz bunu bütün türkiyeye mal edebilirmisiniz?. Hayir edemezsiniz. Peygamber kiz cocuklarinin gömülmesine karsi cikmistir ama bu öyle bir anlatiliyor ki sanki tüm arabistanda her kösede yapilan baskin birseymisde Peygamber Krala karsi bu degismeyecek baskin olayi degistirmis gibi. O devirde kizini kesinlikle diri diri gömmeyen fakirlere yardim eden adi duyulmus nice zaad var varken. 4 halifeden olan bizlerin sürekli adaleti ile guru duydugu HZ. ÖMER kizini diri diri gömenler arasinda yer almaktatdir. Bu düsündürücü degil midir?.

    Ayrica Peygamberin getirdigi yeniliklerde ilerici olmayan hareketlerde gözlenmistir. Mesela kadinlar yeni Islamla iki adim geriye gitmisler eski hürriyetlerini kaybetmisler, artik yönetime katilamamis erkeklerin egemenligine hem kilik kiyafeten hemde hakken girmek zorunda birakilmislardir. Oysa HZ. Hatice cahiliye döneminde ticaret yapiyor para kazanip esini kendi secmistir. UNUTMAYALIM.

    Ayrica o dönemde de kadınların da kocalarından boşanma hakkı vardı. İslam ile birlikte bu konuda da gerileme olmuş ve kadınların kendi iradeleri ile boşanma hakları ellerinden alınmış ve bu hak sadece erkeğe verilmiştir. Kadinlar bosanabilselerde bu seriatla idare edilen ülkelerde cok zora kosulmakta.

  32. Sahra said

    ARKADAŞLAR SİZ HZ.MUHAMMEDİN ÇOK EVLİLİĞİNİ BAHANE EDEREK BÜTÜN DİNLERİ KARALIYORSUNUZ!

    BİRİNCİSİ HZ.MUHAMMEDİN EVLİLİKLERİNİN BİRÇOK SEBEBİ VARDIR. DUL KALAN, YARDIMA MUHTAÇ, TOPLUMDAN İTİLMİŞ KADINLARI KORUMAK, Kİ BU KADINLAR ÇOK YAŞLIYDI!, İSLAMİYETİ YAYMAK İÇİN KABİLE REİSLERİNİN KIZLARIYLA EVLENMEK, VS.

    KISACA BU EVLİLİKLERİN HİÇBİRİNDE ŞEHVET SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. ÖYLE OLSA 25 YAŞINDAKİ HZ.PEYGAMBER 40 YAŞINDAKİ DUL HZ.HATİCE İLE EVLENMEZ, KENDİNDEN KÜÇÜK 18 LİK 20 LİK BAKİRE KIZLARLA EVLENİRDİ. ŞEHVETİNE DÜŞKÜN BİRİ NASIL BÖYLE BİR APTALLIK YAPABİLİR? ÖNCE BUNU CEVAPLAYIN!

    İKİNCİSİ TARİH KİTAPLARINDA YAZAN HZ.AİŞE VE DİĞER EŞLERİNİN YAŞLARI TAMAMİYLE YALANDIR. HZ.AİŞENİN 18 YAŞINDAYKEN HZ.MUHAMMEDLE EVLENDİĞİ SABİTTİR. BİRİLERİ DİN DÜŞMANI OLDUKLARI İÇİN BU YALANI ORTAYA ATMIŞLARDIR.

    ÜÇÜNCÜSÜ VE EN ÖNEMLİSİİİ ARABİSTAN YARIMADASINDAKİ GENÇ KIZLAR, SICAK İKLİM KOŞULLARINDAN DOLAYI ÇABUK GELİŞTİKLERİ, 9 YAŞINDAKİ BİR KIZIN BİLE 18 YAŞINDA KADAR GÖSTERDİĞİ BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN ORTAYA KONULMUŞTUR. DOLAYISIYLA HZ.PEYGAMBERİN YA DA DİĞER SAHABELERİN KÜÇÜK YAŞTA KIZLARLA EVLİLİKLERİ GAYET NORMALDİR ÇÜNKÜ O KIZLAR HEM ZEKA HEM BEDEN BAKIMINDAN YETİŞKİN BİR KADIN DURUMUNDADIRLAR.

    ÖYLE BİR TARTIŞIYOR, ÖYLE SEVİYESİZLİK ÖYLE HAKARETLERLE BU BLOGU KİRLETİYORSUNUZKİ GERÇEKTEN UTANIYORUM!

    SEVİYE LÜTFEN! ÖYLE BİR YERE GETİRDİNİZKİ KONUYU SANKİ SİZ HAYATINIZDA HİÇ CİNSEL BİRLİKTELİKTE BULUNMADINIZ VE BULUNMAYACAKSINIZ! BU KADARINADA PES YAA! SİZİN KENDİNİZİ NE SANDIĞINI BİLEMEM AMA, ATATÜRKÜN ARDINDA SAKLANAN LAİKLİK BİLİM DİYE TOPLUMDA YER EDİNMEYE ÇALIŞAN ASOSYAL ASALAK TİPLER OLDUĞUNUZ KESİN!

  33. huriye07 said

    lahavle yarabbim yahu muhammet haticeden ödü kopardı o zaman nasıl ihanet etseydi bacım bak bende huriye oldum öte tarafta işe yararmı dersin sahracım:))))))))))))))))

  34. tetrawall said

    islama inananların,benim düşünceme göre %80 i cahil ve araştırmayan,geri kalan %20 lik kısım ise,aslında gerçeği görmüş,muhammedin bir yalancı olduğunu anlamış,ama toplumsal baskı veya ticaret anlayışı yüzünden inanıyormuş gibi görünen insanlar.

    şimdi burda inanmayan bizler ile sayfalarca tartışan dinciler,hayatlarına bir baksınlar.bu kadar gerçekliğine inandıkları kitap onları ne kadar etkileyebilmiş.kaçınız sabah namazını kıldınız,kaçınız zina etmediniz,kaçınız porno izlemedi,kaçınız dinin gerektirdiği gibi yaşamaya çalışıyorsunuz…burda boş boş “muhammed gerçekleri söylüyor demekle olmuyor.önce gerçek dediğiniz kitapdan zerre kadar etkilenin,ondan sonra burda gelip abuk sabuk şeyler yazın

  35. [...] </DIV>Haziran 19, 2007 3:36 pm [...]

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 91 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: